Çok çalışıyorum,çoook…


Kent/ haziran2003

Çok çalışıyorum ,çoook ama hakettiğim,parayı alamıyor,değeri göremiyor,terfi edemiyorum…diyeceğimi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.
Bugünlerde herkes çalışıyor, herkes çok yoğun; marifet , moda gibi oldu.İki kişi bir araya gelince ilk sözler hep “çok çalışıyorum,çok yoğunum…”oldu .Hani ortada birşeyler olsa, sonuçları görmesek inanacağız da ,neyse.
Ama çok çalışmak sanki becerikli, bilgili ,değerli olduğumun göstergesi gibi.Sanki çalışkan,sorumluluk sahibi,şirketime bağlılığımın kanıtı gibi.Hatta toplumsal saygınlığımın ölçütü belki de.
Acaba beceriksizliğimin, plansızlığımın, yalakalığımın,paraya olan düşkünlüğümün,verimsizliğimin, amirimle olan “dostane” ilişkimin sonucu ,veya bir koyundan birkaç post isteyenlerin kurbanı olamaz mı ?
Çok çalışmak ve verimlilik ayni kavramlar olsa keşke.Ama istatistikler öyle demiyor.2002 yılında Uluslararası Yönetim Geliştirme Merkezi araştırmasında dolar bazında en verimsiz ülkeler sıralamasında Türkiye kırk birinci sırada yer alıyor.Kişisel performansın ancak yüzde altmışdört ile seksen iki arasında olduğu söyleniyor.
1475 sayılı İş Kanunu der ki; bir kişi normal çalışma süresini günde üç saatten fazla aşmamalı,yılda ise doksan defadan fazla olmamalı..Yasa koyucu bunu keyfine göre koymuş değil ya , var bir bildiği.Bunun üstündeki sürenin kişiye de , işverene de faydasından çok zararı olduğu bilinmekte.Anlayana tabi ki…
Normal çalışma süresinin üstünde çalışanlara işverenler yüzde elli ila yüzde yüz kadar fazla mesai ücreti ödemekteler, ama araştırmalar bu sürenin çok çok altında verim elde edildiğini göstermekte.Örnek verelim: beş gün üçer saat çalışan bir kişi haftada onbeş saat fazla çalışma yapmakta, karşılığında otuz saatlik ücret almakta ama sekiz saatlik verim ortaya koymakta.Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Ama ;kıdem ödemeyeyim, fazladan SSK primi yüküm , genel giderlerimde artış olmasın,maaşı az olsa da ek bir geliri olduğu için çalışan sesini çıkaramasın,fazla ödemeyi ödül gibi kullanayım…diyen işverenlerin yanında; evde oturup ne yapacağım, değerim artsın, bağlılığım görülsün, fazladan para alayım, çalışanla çalışmayanın farkı görülsün,araba ev parası biriktireyim…diyenler de yok değil.Üstelik devlet yasayı ihlal edenler bir buçuk milyon lira ile cezalandırıyorsa.
Alan memnun satan memnun.Bize ne ki?İşsizlikte kim ses çıkarır,bumuş da bunayacak değil ya?Sonra hastalanacakmış, iş kazası riski artacakmış,evinin yolunu gündüz gözüyle göremeyecekmiş, eşi ve çocuklarıyla sorun yaşayacakmış,sosyal yaşamdan kopacakmış.. Kimin umurunda?Konu tamamen “duygusal!”.
Çok çalışana çok iş, yapmayanın keyfi yerinde,işi delege edemeyenlere ceza, iş tatminsizliğine neden,motivasyon düşüşü ..
Sonuç? Verimsizlik, hastalık, boşanma, sosyal dejenerasyon,iletişimsizlik, yabancılaşma, artan sağlık ve psikolojik sorunlar, yıpranmalar, kazalar…
Özet:verimsizlik!

Bu yazı Kent Gazetesi eski köşe yazılarım kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir