Gerçek gündem


Kent/ Nisan 2003

Ben mi , benim tanıdıklarım mı anormal ,yoksa bizim medya mı ?Tam anlamadım, doğrusu düşünmedim ve araştırmadım. Bu görüşümü paylaşırsam acımasız ,vicdansız,kültürsüz, dar açıdan olaylara bakan…birisi olarak tanınır mıyım diye de düşünmedim değil.Kadın savaşa,ölüme ne kadar duyarsız denmez mi?
Gazetemiz Kent’in de benimle ayni paralelde düşündüğünü gösteren manşet kullanması sonrası rahat bir nefes aldım.“Gerçek Gündem “aslında işsizlik ve fakirliktir, diyordu.Ben de bunu birkaç kez yazılarımda vurguladım çünkü istatistikler bunu gösteriyor, onun ötesinde daha yakınımda kanıtlar var.Çalıştığım Holdingin sadece bir şirketine geçtiğimiz bir yılda sekiz bin iki yüz küsür kişi iş için başvurdu. Çok acı değil mi?
Yoğun çalışma temposundan dolayı televizyon seyretmeye ve iki gazete dışında gündemi takip etmeye çok zaman ayıramamakla beraber, bir ay öncesine kadar ağırlıklı olarak magazin ve spor programları , haberleri sunan medyamız , son zamanlarda da sürekli savaş haberleri verir oldu.Sorunlarımızı görmezden gelmek ve yok farz etmek savunma mekanizmalarımızdan biri ve kaçış ayni zamanda.Kim demiş bizim savaşçı olduğumuzu?
Benim dışımda olan ve benim kontrol edip, değiştiremeyeceğim,yönetemeyeceğim olayları ,özellikle kan ve revan içindekileri seyretmek ruh sağlığımı bozmaktan başka ne işe yarar ki, diye düşünüyorum.Ben kendi sorunlarıma, ailemin ihtiyaçlarına,iş yerimin beklentilerine,ülkemin geleceğine odaklanmayıp, müttefik kuvvetlerinin bombalarını seyredip, depresyona gireyim.Öyle mi?Üstelik bizi ilgilendirenler de çözümsüz devam etsinler.
Gerçek gündem olması gerekenlerden birkaç kıyaslamalı veri paylaşalım derim( ben de istatistiklerin yalancısıyım).En başta dünyada nüfus oranına göre en geç nüfusun bizde olduğunu ve bunların şimdi için bizim için bir güç olduğunu ama önlemler alınmazsa sorunların başında geleceğini biliyor musunuz? Ya ekte sıralananları duymuş muydunuz?
” Türk vergi sisteminin 102 defa değiştirildiğini, toplanan toplam verginin %51’inin sabit gelirlilerden alındığını, %66′ sinin iç borç faizlerine gittiğini, Günde 16.2 trilyon liranın borç faizlerine gittiğini,
” Türkiye’nin kişi başına 16 $ ile bilgi teknolojisi harcamasında Avrupa ülkeleri arasında en son sırada olduğunu (İsviçre 1000$),
” Türkiye’de 68 milyon nüfusa karşılık (kaç olduğunu da bilmiyoruz ya…) yılda 3774 bilimsel makale yayınlandığını, bu oranın İsrail’de 6 milyon nüfusa 9167 bilimsel makale, Hollanda’da 16 milyon nüfusa 19.598 olduğunu,
” OECD ülkelerinde ortalama 6 çalışan 1 emekli ücretini karşılarken Türkiye’de 1 çalışanın 2.4 emeklinin ücretini karşıladığını,
” Çocuk işçi oranında %24 ile Kenya ,Bangladeş ve Haiti’den sonra dünya dördüncüsü olduğumuzu,
” Çalışan gençlerin %54’unun sigara, %6’sinin alkol bağımlısı olduğunu,15 bini İstanbul’da 200 bin sokak çocuğu olduğunu,
” Kişi başına alkol tüketiminde dünya üçüncüsü, sigara tüketiminde dördüncüsü olduğunu, Kişi başına alkol tüketiminin 1950’de 1 lt iken bu oranın 1997’de 16 lt’ ye çıktığını, son üç yılda da uyuşturucu kullanımının %350 arttığını,
” Eğitimde fırsat ve imkan eşitliği ilkesine uyulmadığını, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde bir öğretim üyesine 1647, 18 Mart Üniversitesi’nde 1067, İstanbul Üniversitesi’nde 64, İTÜ’de 44 öğrenci düştüğünü ,
” Toplam 400 binden fazla kahvehaneye karşılık tüm illerde Kültür Bakanlığı’na bağlı 394 kütüphane olduğunu,
“Kişi başına (142 $ ile) en az eğitim harcaması yapan beşinci ülke olup, eğitim harcamasında 105’inci sırada yer aldığımızı ve Ulusal gelirden eğitime ayrılan payın dünyada ortalama %5.2 iken bizde%2.2 olduğunu,
” Türkiye’ nin 2000 Guiness Rekorlar Kitabı’nda ‘Para birimi en düşük ülke’ olarak geçtiğini….
Ve daha neler ,neler(işsizlik,eğitimsizlik,verimsizlik,fakirlik…).
Başkalarının savaşını izlemek mi, kendimiz ve geleceğimiz için savaşmak mı tercihimiz olmalı ?

Bu yazı Kent Gazetesi eski köşe yazılarım kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir