İkinci bahar


Kent/ 15.03.2003

Sık sık alışverişe gidip, güzel giyinmek istiyorum. Haftada en az bir kez evin dışında yemek yemeyi ve kuaföre uğramayı arzuluyorum.
Kışları Uludağ’ a çıkıp,yazın Akdeniz’ e uzanmak, uzun bayram tatillerinde de yabancı ülkeleri gezmeyi hayal ediyorum.
Evimde işlerime yardım edecek birini,çocuklarımı özel okullarda okutmak istiyorum.Çocuklarımın isteklerine hayır demeyeceğim rahatlığı düşlüyorum.
Ay sonu,ay başı,kira zamanı,vergi dönemi gibi kaygılarım olmasın istiyorum. İyi bir araba, geniş ve bahçeli bir ev için dua ediyorum.
Geldim kırkıma, yolun yarısını geçeli epey oldu.Artık inişteyim diye de uyanıyorum.
Hayaller için artık çok geç diye ,kendimi çimdikliyorum.Ya emeklilik zamanında? Çalışırken kazancının en iyimser yaklaşımla çeyreğiyle yetinmek zorunda kalmaya başlayınca?
Annem “musluk akarken doldurulur “diyor.”Biriktir ki sonrasında gelen hastalıklar ve yaşlılıkta sefil olma!” Kazanmakla değil, harcamayı bilmekle refah elde edilir diye sık sık sokuşturuyor. “Kazancını kontrol etmek her zaman senin elinde olmayabilir, ama harcamayı kontrol etmek çoğu zaman elimizde” diyor.
Bu günün tadını mı çıkarsam annemi dinlemeden,yoksa yarınımı mı düşünsem diye sık sık düşünüyor, çelişkiler yaşıyorum.
Almanya’ da bulundum bir süre.Bir kaplıcalar köyünde.İçim burkuldu,sızım sızım sızladı o onbeş günlük sürede. Sosyal güvenlik sistemlerine hem hayranlıkla,hem kıskançlıkla bakakaldım.
Kimseye muhtaç ve zavallı değiller.Hatta bizim gençliğimizde bile yaşayamadıklarımıza fazlasıyla sahipler bile denebilir.
Son derece şık oteller tarzında dinlenme yerleri.Huzur, ihtişam,ilgi, özen, hepsi bir arada.Gündüz sağlık,bakım, geceleri ise piyano,eğlence bir arada.
Hemen hemen hepsi yetmiş yaşın üstünde,temiz ,şık ve mutlu görünümde. Doktorları,diyetisyenleri, fizik tedavi salonları,psikologları,sosyal hizmet uzmanları…hepsi hizmetlerinde.
Yazları bize gelen turistlere baktığımda yine ayni manzara.Temiz ve sağlıklı yaşlılar.”Biz artık yaşlıyız “ diye evinden dışarı çıkmak istemeyen anneanne ve dedemle kıyaslıyorum hemen.
Geleceğimi görüyorum.Kaygılanıyorum.Ömrün sonu için değil gerçekten,refah düzeyi ve yaşamın kalitesi için kaygılanıyorum.
Kulaklarım ve gözlerim Özel Bireysel Emeklilik Sigortası uygulamalarında. SSK,Bağkur,Emekli Sandığı diye ayrılan sosyal güvenlik sistemlerimizden beklentilerimizi ,umutlarımızı sınırlandırdık ,hele SSK çöktü, çökecek diye beklemekteyiz artık.
Bir sinyal de bu hafta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Murat Başeskioğlu’ndan geldi:”Bu şekilde sürmesi halinde sistemin tamamen iflas etmesi kaçınılmazdır” dedi, açığın on katrilyon olduğunu da müjdeledi!
İyi haberler duymak ve inanmak istiyorum.Gittiğim eğitimlerden ve okuduğum bilgilerden edindiğim izlenim ise yeni bireysel emeklilik yasasının bu doğrultuda hizmet edeceğidir.
Çok sıkı bir izin kurulu,denetim kurulu, bağımsız denetim kurumlarından belgelendirilme zorunluluğu,tamamen şeffaflık,fon yönetimi ile birikimlerin yönlendirilmesi,kurumları değiştirebilme ve birikenleri aktarabilme serbestisi…
Yaşlılığım için kaygılanmayıp,günlerimin tadına varsam mı acaba?

alivra hakkında

Her zaman daha iyiye!

Bu yazı Kent Gazetesi eski köşe yazılarım kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir