İsterim


Kent/Nisan 2003

Bu hafta hep çocukluğumu hayal ettim.
Hani çocuklar bir günlüğüne yetişkinlerin görevlerini üstlendiler ya,ben de çocukların yerinde olmak istedim. Bir günlüğüne olsa bile.
Dünyada sadece bizim çocuklarımıza armağan edilen bayramı yetişkinler, daha doğrusu siyasiler ve medyanın nasıl tadını kaçırdığını anlamadan eğlenebilmek için.
Siyasilerin satıraralarına sokuşturdukları iğneleyen sözlerini de algılamamayı dilerdim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki özel oturumda “Dervişin fikri neyse, zikri de odur” dememeyi arzulardım.Çocukların bayramını kutlamadıklarını, yine sadece siyasete ve atışmalara odaklandıklarını görmemeyi isterdim.
Birisinin bayram için “Atatürk armağan etti “ derken bir diğerinin “ bahşetti” sözlerinin arasında anlam farkının olduğunu düşünmemeyi tercih ederdim.
Onlar karşısında “Bana ne !”, “Sana ne!”,”Seni babama şikayet ederim” demeyi çok ,ama çok isterdim.”Size küstüm, bir daha bize gelmeyin,televizyona da çıkmasınlar” ” İsterim…”diye haykırmayı düşündüm.
Gerçekten biz çocuklar için uğraştıklarını ve ana gündemlerinin “aş ve iş “olduklarına inanmak isterdim.Vergi barışını, af yasalarını biz çocuklar için yaptıklarına da inanmak isterdim.Verilen resepsiyonun neden bu kadar önemli olduğunu ve neden biz çocukların oraya davet edilmediğini , birisinin bana süslü olmayan kelimelerle anlatmasını beklerdim.
Sinirlenmeden, isyan etmeden, eleştirmeden,umutsuzluğa kapılmadan….sadece bana alınan hediyelerle günümün tadına varmak isterdim.
Büyüklerime inat arkadaşlarımla el ele , ayni ritimle,coşkuyla, umutla, enerjiyle, içimden geldiği gibi marifetlerimi sergilemek, kendimi beğendirmek, eğlenmek isterdim…O gün bazı çocuklarımızın yaptığı gibi.
Neden artık çoşkulu kutlamaların yapılmadığını,sadece belli yerlerdeki çocuklar için törenler düzenlendiğini ve bayramımımızın da tail olarak görüldüğünü birilerinin bana anlatmasını isterdim.
Sonra bizim için yapılan ve yapılacakların anlatılmasını beklerdim.Mesela geçtiğimiz günlerde Bursa da yapılan ve 4-17 yaş arasındaki çocukları kapsayan bir araştırmanın sonuçları ve iyileştirilmesi için gereken çalışmaların paylaşılmasını dilerdim.
Bu araştırmada yüz çocuktan seksenininde en az bir sağlık sorunu saptanmış.Yani on çocuktan sekiz tanesinde en az bir hastalık var.Ya bunların yetişkinlikleri?
Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı ve Nilüfer Belediyesince 3 bin 255’ i kız, toplam 6 bin 547 öğrencinin tarandığıaraştırmanın bulguları çok düşündürücü.En yüksek oran da diş sağlığıyla ilgili sorunlarda imiş.
Benim çocukluğu geçirdiğim ülkede diş sağlığı hizmetleri ana okulundan itibaren yılda iki kez yapılan taramalarla ele alınır ve ücretsiz tedavi edilirdi.Hatta taramalar yaz tatillerinde çocuk ve gençlik kaplarında da devam ederdi.
Yoğunlukta göz ve kulak ile boğaz ve ürogenital hastalıklar bunları takip edermiş.Ne yazık ki bit ve mantar da hala sorun olarak devam ediyormuş.
Kilo ile ilgili sorunlar da fazla imiş.Normalin altında kilosu olanlar daha az ama şişmanlar daha çokmuş.Hem sağlık, hem beslenme, hem hareketsizlik sorunlarımız.
Yüzde 20 sinin sosyal güvencesi yokmuş.
Burası Bursa! En gelişmiş kentlerden biri.Eğitim , sağlık…ulaşılabilir diye bilinir.Ya diğer yerler? Geçen gün televizyonda duydum ,sanırım Siirt’ teydi 26 köy okulunun tuvaleti bile yokmuş.Okulu bile olmayan köyleri hiç aratırmayalım.
Ben isterdim….Sağlık , eğitim, teknoloji… isterdim.Özen, düzen, ilgi… gelecek isterdim.
“Gerekçeler benim umurumda değil ,bana ne ,herşeyi isterim”demeyi çok isterdim.

alivra hakkında

Her zaman daha iyiye!

Bu yazı Kent Gazetesi eski köşe yazılarım kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir