BUSİAD’ın ilk kadın başkanı Oya Coşkunöz Yöney


patİKa ‘mda rastladığım ve benim çok kıymetlim olsun ilk konuğum:
benim patronumu tanıyınız, çok özeliyle…

OYA COŞKUNÖZ YÖNEY RÖPORTAJI

34 yıllık patronlar kulubü olan BUSİAD ın ilk kadın başkanı olan Sn.Oya Coşkunöz Yöney i tanıyalım :

1969 yılında İstanbul’da doğan Oya COŞKUNÖZ YÖNEY, ilk, orta ve lise öğrenimini Özel Şişli Terakki Lisesi’nde tamamladı. 1987-1988 yıllarında İngiltere’de dil eğitimi ve takip eden yıllarda İsviçre Franklin College da İşletme eğitimi aldı. Lisans öğrenimini Amerika Birleşik Devletleri’nde Goldey-Beacom College’da İşletme üzerine tamamladı.
Koç Holding’teki uzun dönemli stajyerliği sonrası İş hayatına İstanbul Oto A.Ş.’de Satış ve Pazarlama Personeli olarak başladı ve 3 yıl çalıştı.
Coşkunöz Metal Form A.Ş.’nde Satınalma, Mali İşler, Pazarlama ve İnsan Kaynakları alanlarında uzman ve yönetici pozisyonlarında görev aldıktan sonra, 1997 – 2001 yıllarında Mali ve İdari İşler Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlendi.

2001 – 2007 yılları arasında Coşkunöz Holding A.Ş.’nde Holding Mali ve İdari İşler Koordinatörü olarak görevine devam eden Oya COŞKUNÖZ YÖNEY, 2008 yılından itibaren Holding Mali İşler ve Stratejik Planlama ve İK Koordinatörü olarak görevini sürdürmekte, eş zamanlı olarak Coşkunöz Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı da yürütmektedir.

İş yaşamına paralel olarak çeşitli sivil toplum kuruluşlarında da aktif rol almakta, BUSİAD Başkanlığı(ilk kadın başkanı ), Çağdaş Eğitim Kooperatifi Yönetim Kurulu Üyeliği , ONKODAY YK üyeliği ve Bursa Tophane Endüstri Meslek Lisesi Güçlendirme Vakfı’nın da Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapmaktadır. Birçok sosyal sorumluluk projelerine imza atmakla birlikte, özellikle de mesleki teknik eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanlığı / YÖK ve sanayi işbirliği ile yoğun çalışmalar yürütmektedir

Evli ve iki çocuk annesi ve benim ilk ve son patronumdur:)
Şimdi kendisini daha yakından tanıyalım, ondan dinleyelim:

SORU: İŞ HAYATINA, PROFESYONEL YAŞAMA GEÇİŞİNİZİ ,BAŞLANGICINI HATIRLAYALIM MI?

Profesyonel yaşama 1993 ılında başladım .Şirket içinde kadın yönetici ve kadın işveren olarak uyumum açısından en önemli avantajlardan biri iş hayatına üniversite yıllarında stajyer olarak adım atmamdı.
Üstelik, Yönetim Kurulu Başkanımız, babam merhum Kemal COŞKUNÖZ çocuklarını iş hayatına kendi işletmelerinde başlatmadığı için farklı işletmelerde deneyim kazanma şansımız da oldu.
Dolayısıyla kendi işyerimizde patronun kızı olarak başlamadığım için ilk önce çalışan olmak, çalışan gözüyle işvereni algılamak açısından çok önemli avantajlar elde ettiğimi düşünüyorum.
Kendi grubumuzda çalışmaya başladığımda da
ilk olarak yönetici pozisyonuna getirilmediğim ve en alt kademelerden göreve geldiğim için işletmeyi çok yönlü tanıma fırsatı buldum.
İşletme içindeki süreçlere daha tarafsız ve daha derinlemesine bakma şansım oldu.

Bu sebeple, yönetim kademelerine geldiğimde iş süreçleri açısından çok ciddi sorunlarla karşılaşmamıştım

SORU: YA ZORLANDIKLARINIZ?

Temelde kadın işveren olarak en zorlandığım zaman, babamın vefatı ile birlikte yönetimi devralma döneminde olmuştu.
Alışılagelmiş aile işletmelerindeki ikinci kuşaklara göre çok önemli 2 tane zorluğum vardı.
İlki çok gençtim, ikincisi erkek egemen bir sektörde bir kadın olarak hem de çok güçlü bir liderden sonra göreve gelmiştim.
Bu iki farklılık nedeniyle toplum tarafından ciddi bir şekilde izlenmeye başlıyorsunuz. 2. kuşak başarılı olacak mı, olmayacak mı? Buna benzer soru işaretlerinin arasında aile olarak detaylarda farklı görüşlerimiz olsa bile ortak bir hedefimiz, arzumuz olması nedeniyle bu kuşkuların hepsinin üzerinden üstesinden gelmeyi başardık.
Tüm bu evrelerde çocukluğumda ve gençliğimde çok fark edemediğim hatta zaman zaman babama kızdığım bazı kurguların, bazı zorlukların bilinçli olarak önüme konulduğunu anlama fırsatı da buldum

SORU: ZORLUKLARIN YANINDA FIRSATLAR DA VARDIR?

Saygın, itibarı güçlü bir grup devraldık.

Kurulmuş sistemler vardı, eğitimli,deneyimli, çalışan kadromuz vardı.

Otomotiv sanayinin sistemli işleyişi nedeniyle bir takım avantajlarımız oldu.

Ayrıca, COŞKUNÖZ grubu, konusunda ilkleri başarmış bir gruptu.

Dolayısıyla, sorumluluğumuz çok büyüktü.

SORU: VE TAŞIN ALTINA ELİNİZİ KOYDUNUZ,…?

Bununla birlikte devraldığımız bayrağı ileriye taşımak için farklı iş modellerini şirketlerimize aktarmak yerine kendi iş modelimizi kurduk.
Katılımlı bir yönetim modeli ile profesyonellerimizin tecrübelerinden her zaman en üst seviyede yararlanmaya çalıştık.
Bir diğer önemli nokta ise teknolojiye yatırım konusunda hiç bir zaman tereddütte olmadık.
İşletmelerimiz teknoloji , yatırım ve yönetim biçimi konusunda her zaman dünyadaki eğilimleri takip etmektedir.
Teknolojiye yatırımın yanı sıra başarımızın teminatı olarak gördüğümüz çalışanlarımızın gelişimine yatırım yapmayı da hiç bir zaman ikinci plana atmadık.
Başarı, bir ya da iki kişinin, yöneticilerin, kurmayların ya da işverenlerin çok başarılı olmasıyla gelmiyor ne yazık ki. Başarı, zincirin tüm halkaları kuvvetli ise gerçekleşiyor. Unutmamalıyız ki zincirin en zayıf halkası kadar güçlüyüz. Bu sebeple, odaklandığımız en önemli nokta insan kaynağımızın gelişimi oldu.

SORU: ÖNYARGILARLA BAŞETMEK ,ESKİ KÖYE YENİ ADET Mİ?

Ağırlıklı olarak içinde bulunduğumuz otomotiv sektörü bilindiği gibi hem ülkemizde hem de dünyada en kurumsallaşmış sektörlerden biridir.
Ülke sanayisi içinde belirli bir saygınlığı var ve pek çok değerli profesyoneller de yine bu sektörde çalışmaktalar. Ve siz de tahmin edersiniz ki bu kişilerin çoğu erkek. Hem konularında derinlemesine uzman, hem de özgüvenleri oldukça yüksek bu değerli profesyonellerle bir kadın olarak aynı masaları paylaşmak, zaman zaman kıran kırana pazarlıklara girişmek elbette ki hiç de kolay olmadı.
Bir de kadın olarak “duygusal” önyargısı ile başlanan işlerde bazen kendinizi anlatmak için harcadığınız çaba çok daha fazla olabiliyor. Çünkü bu kelime, içeriğinden farklı anlamları da barındırabiliyor. Duygusallık güçsüzlük olmak, objektif düşünememek, özgüven konusunda problem yaşamak olarak algılanabiliyor.
Bu sebeple, ilk önce var olan yargıyı, hem de seneler boyunca edinilmiş yargıyı değiştirmeye, esnetmeye çalışıyorsunuz. Bir taraftan da kişiliğinizden, ilkelerinizden ödün vermeden kendinizi anlatmanız gerekiyor.

Geleneksel iş ortamında hiyerarşik düzen ve otorite oldukça önemli bir yer taşıyor.
Devraldığım yapıda ise konusunda tecrübeli ve teknik bilgisi oldukça geniş olan bir liderden sonra benim yönetim modeli tercihim elimizdeki gücü ve bilgiyi paylaşmak, katılımlı bir yönetim modeli ile şirketler grubunu yönetmek şeklinde oldu.
Bu benim için bir taraftan zorunluluk, bir taraftan da kendimi daha yakın hissettiğim bir yönetim modeliydi.

Zaman zaman atölyede çalışanları ile birlikte teknik konular üzerine müzakereler yapan ve herkesin Kemal Hoca’sı, öğretmeni olan bir babadan sonra bir kızın, entellektüel birikimi yüksek bir yapıdan bilgiyi elde etmek için önce paylaşıma açılmasını sağlaması ve katılımcılığı teşvik etmesi şirketler grubunun devamlılığı ve gelişimi açısından oldukça başarılı bir model oldu

SORU: VE DE GÖZBEBEĞİNİZ VAKFINIZ…?

İş yaşamının yanı sıra sosyal sorumluluklara bakış açım gereği pek çok sosyal organizasyonda, sivil toplum faaliyetlerinde de yer almaya çalışıyorum.
Özellikle işsiz gençlererimize meslek edindirmeye yönelik kapsamlı çalışmalar yapan, konusunda ülkemizin ilk ve tek örneği olan, Coşkunöz Eğitim Vakfı faaliyetlerinde VAKIF Başkanı olarak görev alıyorum.
Bu konuda da farklılaşmaya yönelik değişim ve çevirim modelleri üzerinde yoğunlaştık.
Otomotiv Sanayinin göz bebeği olan Bursa’mızda ve şirketlerimizde nitelikli eleman sıkıntısını, düz lise mezunlarını 1,5 yıl teknik öğretmenler ile fabrikalarımızda çalışan uzmanlarımızın eğitmenliğinde ve iş başı eğitimleri ile geliştirerek aşmaya çalışıyoruz.
İşsiz gençlerimize meslek edindirerek işsizliğe çare oluyoruz, hem de sektöre MEB (milli eğitim bakanlığı) onaylı diplomaları nitelikli eleman kazandırıyoruz.
Ve tabii ki teknik eleman yetiştirirken de kız çocuklarına erkeklerle aynı şansı tanıyoruz.
Başarılı ancak maddi imkansızlar içinde olan gençlerimizin eğitimine burslarla destek oluyor ve bu öğrencilerimizin başarılarını izliyoruz. Bir sanayici olarak ülkeme bu yönümüzle de hizmet etmek ve şirketlerimizden hisse vererek kurulan vakfı yaşatmak bana ayrıca büyük özel bir haz veriyor.

SORU: SOSYAL SORUMLULUK DUYARLILIĞINIZ?

Gerek, kamu yararına hizmet eden bir vakfın başkanı olarak gerekse ,BUSİAD başkan yardımcılığım ve şimdi de başkanlığım nedeniyle de Bursa’da ve farklı şehirlerde çok çeşitli toplantılara katılıyor ve organizasyonlarda yer alıyorum.
Bu organizasyonlarda da genellikle kadın sayısı azınlıkta olduğu için zaman zaman kendimi yalnız hissedebiliyorum ya da fikirlerim, savunduklarım diğer çalışma arkadaşlarımdan daha farklı olabiliyor.
Fakat özellikle bu tip faaliyetlerde kadın sezgisinin duyarlılığının çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Sosyal sorumluluk projelerinde ve hizmet sektöründe kadınların sezgisel farklılıkları, iletişim ve uzlaşma becerileri sayesinde farklı başarılara imza attıklarını görebiliyorum

KADIN OLARAK , KADINLAR İÇİN ,SON OLARAK NELERİ VURGULAMAK İSTERSİNİZ?

Sonuç olarak tüm bu anlattıklarımı 15 sene gibi bir zamanda gerçekleştirdim.
Zaman zaman umutsuzluğa kapıldım, moralim bozuldu.
Ancak çok değerli tecrübeler edindim.
Bu tecrübelerim ışığında şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, güçlü bir kadın olmakla erkek gibi bir kadın olmak arasında büyük fark var. “Erkek gibi bir kadın olmak” konusunda HİÇ bir çabam hiç olmadı, kendimi erkeklerin dünyasında onlara benzemek yerine kendi prensiplerimle farklılaştırmaya çalıştım.
Gücümü de sert, katı, otoriter, duygularını baskılayan erkeksi özelliklerle değil değişime açık, tüm paydaşlarımla iletişimi güçlü tutan, yaşamdaki dengeye önem veren bakış açımla sağlıyorum.
İş hayatında kadın olarak erkeklerden daha çok zorlandığımı düşünmüyorum. Erkeklerin de iş dünyasında kadınlar kadar zorlandıklarını görebiliyorum. Sadece zorluk olarak gördüğümüz noktalar ve bunlara verdiğimiz tepkilerde farklılık olduğunu düşünüyorum.
Konuya bu açıdan baktığımızda her birimizin bireyler olarak bocaladığımız, çelişkide kaldığımız durumlar oluyor, ancak bunun kadınlara özel olduğunu düşünmüyorum.
Sanırım, kritik nokta farklılıklarımızla birbirimizi kabul etmek, farklılıklarımızı yönetebilmek ve güce dönüştürebilmek.
Farklılıkları yönetmek sadece iş dünyasında değil, bugün bütün dünyada barışın tahsisinde de en önemli nokta.
İşte bu sebeple, tüm dünyada siyasetten ekonomiye tüm alanlarda kadınların etkinliğinin artırılması çok önemli.
Kadınların bakış açıları, sezgisel güçleri ve esneklikleri ile dünyanın daha yaşanır bir yer olacağını düşünüyorum
Teşekkürler Oya’ cığım 🙂

.

alivra hakkında

Her zaman daha iyiye!

Bu yazı patİKamda rastladığım ve hayran olduklarımla söyleşiler... kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir