Coşkunöz Eğitim Vakfı Araştırması …


BURSA SANAYİSİNİN ÖNCELİKLİ OLARAK TERCİH ETTİĞİ YETKİNLİKLERİ VE İŞ ALANLARINI BELİRLEME

KONULU ANKET ARAŞTIRMASI

Bu araştırma, Coşkunöz Holding kuruluşlarından biri olan, Bursa Coşkunöz Eğitim Vakfı tarafından  YÖK işbirliği ile 2007 yılında yürütülmüştür.(not: biraz kısalltım)

1. ARAŞTIRMANIN AMACI

Ülkemiz, son 15 yılda yaptığı pek çok atılımla özellikle sanayileşme alanında ciddi yatırımlarda bulunmuştur.

Özellikle son yıllarda artan uluslararası rekabet ortamı, ürün fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, müşteri segmentasyonunda yaşanan değişimler, kalite beklentileri gibi faktörlerle hızlı değişimler yaşanmaktadır.

Bu değişimleri ülkemiz ve kuruluşlarımız açısından avantajlı hale getirebilmek için ürün maliyetlendirme, teknoloji takibi ve kalifiye personel istihdamı gibi açılımlar firma yönetimleri için stratejik konular haline gelmiştir.

Bu durumda, daha fazla katma değer sağlayan yüksek bilgi ve teknolojiye dayalı nitelikli mal ve hizmet üretilebilmesi önem arz etmektedir. Bu da ancak nitelikli mesleki ve teknik eğitimli çalışanların yetişmesi ile mümkün olabilecektir.

Nitelikli mesleki ve teknik eğitimli çalışanların sağlanabilmesi için kuruluşlar, ağırlıklı olarak meslek liseleri, teknik liseler ve meslek yüksek okullarından yararlanmaktadır. Fakat, buna rağmen istihdamı sağlanan işgücü yine teknik anlamda beklentileri karşılamamakta ayrıca,  istihdamı sağlanan işgücünün iş tecrübesinin olmaması, bazı bilgilerin teorik kalması ve hızlı teknolojik değişimler sonucu işgücünden beklentilerin de artması sebebiyle sorunlar yaşanmaktadır.

 

Bu çalışmanın ana amacı;

  • · İhtiyaca uygun eğitimler verebilmek için iş dünyasının öncelikli olarak önem verdiği yetkinlikleri ve ilgi gösterdiği mesleki alanları tespit etmek,
  • · Son yıllarda en çok personel aranan iş alanlarını incelemek,
  • · Gelecek on yılda hangi yeni ve mevcut iş alanlarında personel ihtiyacı olduğu öngörebilmek,
  • · Kamu ve özel eğitim kurumlarının programlarının sektörlerin ihtiyaçlarını karşılayıp karşılayamadığını sorgulamak,
  • · Sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikte personel istihdamı için çözümler geliştirmek

larak sıralanabilir.

2. ARAŞTIRMANIN YÖNTEMİ

Sosyo ekonomik gelişmişlik endeksi sıralamasında beşinci sırada yer alan Bursa, Türkiye’nin özellikle sanayi alanında en gelişmiş illerinden biridir. Yapılan son araştırmalar itibariyle, ilin GSYİH’sinin sektörel dağılımı incelendiğinde %48’lik pay ile birinci sırada hizmetler sektörü, sanayi (%43) ve tarım (%9) sektörlerinin izlediği görülmektedir. Bununla birlikte, son dönemlerde % 5,5 ile sanayi sektörü ilin en hızla ilerleyen sektörü olmuştur. Bu çalışma sonucuna göre Bursa ilinde, otomotiv imalatı, tekstil ürünleri imalatı ile makine ve teçhizat imalatı sektörleri öne çıkmaktadır. Sektörel çeşitliliğin yanısıra, lojistik konumu gereği hem İstanbul hem de Anadolu sanayisi ile çok yakından ilişkileri olması sebebiyle de Bursa ili öne çıkmaktadır.

Anket uygulanırken hem açık uçlu hem de kapalı uçlu önermeler kullanılarak anket katılımcılar açısından sınırlandırılmamıştır. Bununla beraber, kapalı uçlu sorular için yanıtlar birden on veya onikiye kadar olacak şekilde bir skalada verilmiştir. Bir (1) en önemli, on (10) en az önemli olmak üzere önceliklendirme yapılması istenmiştir.

Bu araştırma Bursa ilinde bulunan 180 şirketin işveren, yönetici ve/veya çalışanlarından rastgele seçilen temsilcilerine uygulanmıştır. Örneklemdeki kişilerin 84’ünden anket geri dönüşü elektronik posta, faks veya  elden teslim alınarak yapılmıştır.

 

EK 1’de görülen anket formu başlıca 5 ana soru bölümünden oluşmaktadır;

 

1 Bölüm: Anketi doldurana ait bilgiler

2. Bölüm: Mesleki / Öğrenim Yetkinlikleri

3. Bölüm: Davranışsal Yetkinlikler

4. Bölüm: En çok aranan iş alanları

5. Bölüm: Gelecek on yılda en önemli görülen iş / meslek alanları

 

2. BÖLÜM: Tercih Edilen Mesleki / Öğrenim Yetkinlikleri

Mesleki / Öğrenim Yetkinlikleri maddesinde, işgücü istihdamı sırasında, seçme ve yerleştirme sürecinde dikkate alınan mesleki kriterlerden hangisi ve/veya hangilerinin daha öncelikli dikkate alındığı araştırılmıştır.

Her çalışanın iş hayatı boyunca verimliliği ve başarısı açısından belirli yetkinlikleri elde etmiş olması ve iş hayatı sürecinde geliştirmesi beklenmektedir. Bilindiği gibi, sanayide işe alma ve yerleştirme sürecinde birtakım kriterler mülakat öncesi başvuru sürecinde, mülakat sırasında ve seçme işlemi gerçekleştirilirken sorgulanmaktadır.

Mesleki/Öğrenim Yetkinlikleri, Bursa sanayisinde önem sırasına göre aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.

1)       Mesleki Bilgi / Uzmanlık Bilgisi

2)       Öğrenim Düzeyi/Süresi

3)       İş Tecrübesi

4)       Yabancı Dil Bilgisi

5)       Yaş

6)       Bilgisayar Bilgisi

7)       Mezun Olduğu Okul

8)       Diploma

9)       Sertifikalar

10)   Mezuniyet Notu

Bu yetkinliklerin öncelik sırasına göre oransal dağılımı anket katılımcıları tarafından grafikte görüldüğü gibi önceliklendirilmiştir.

Araştırma sonuçlarında anket katılımcılarının öncelikli olarak işgücü seçiminde Mesleki Bilgi kriterini (%17,86) dikkate aldığı görülmektedir. Ayrıca, Öğrenim Düzeyi/ Süresi (%15,54) ve İş Tecrübesi de (%15) seçme yerleştirme sürecinde öncelikli olarak etkili olmaktadır.

Dolayısıyla, mesleki olarak kişinin teorik bilgilerinin yanısıra pratik tecrübe edinmiş olması da önem kazanmaktadır.

Özellikle son yıllarda meslek liselerinin üniversiteye giriş aşamasındaki katsayılarının düşmüş olması meslek liselerine olan ilgiyi azalttığı öne sürülmektedir. Ayrıca, meslek liselerinde verilen teorik eğitimin iş hayatında test edilmesi ve pekiştirilmesinin beklentilerle örtüşmemesi, yanısıra, meslek liselerinde yeterli nitelikte laboratuvar ve atölye alanı olmaması, öğretmenlerin sürekli teknik eğitime tabi tutulmamaları nedeniyle yeni uygulama ve teknolojiyi takip edememesi gibi nedenler de mesleki bilgi ve iş tecrübesi maddelerinin önemini yansıtmaktadır. Sanayinin mesleki bilgiyi diplomadan önce tercih ediyor olması da hem eğitim programlarının, hem eğitmenlerin, hem okul- sanayi işbirliğinin tekrar sorgulanmasını gerektirecektir.

Aynı şekilde üniversite eğitiminde de bilgilerin uygulanabilirliği açısından öğrenciler problemler yaşamakta ve iş hayatına başladıklarında mesleki tecrübesizlik sebebiyle problemler yaşanmaktadır.

Bu çalışmada Meslek/ Teknik lise, ön lisan ve lisans mezunu işgücü tercihleri konusuna değinilmemiştir.

Gelişmekte olan sanayinin önündeki en önemli iki yatırım insan kaynağı ve teknoloji gelişimidir. Yoğun rekabet ortamında teknolojiyi en yakından takip etmek durumunda olan işletmeler için, o teknolojiye uyum sağlayan hatta o teknolojiyi işletmenin know-how özelliği ile birlikte geliştiren insan kaynağını istihdam etmek de bir o kadar önemlidir.

İstihdam edilen çalışanların mesleki bilgi ve iş tecrübesi anlamında beklentileri karşılayamıyor olması başlıca iki başlıkta incelenebilir.

1.Bilgi ve tecrübe eksikliği sebebiyle çalışanın yaşadığı sorunlar

2Çalışanın bu yetkinliklerinin olmaması sebebiyle işletmenin yaşadığı sorunlar

Mesleki Bilgi ve İş Tecrübesi yetkinliklerinin yanısıra, çalışanın öğrenim düzeyi,öğrenim süresi de anket katılımcıları tarafından önceliklendirilmiştir.

  • Bilginin dünya içinde yayılım hızı,
  • Gelişmiş makina parkları,
  • Ölçme ve kontrol işlemlerinin ürün/hizmet kalitesi açısından önemi,
  • Bilgi sistemlerindeki değişimler,
  • Dökümantasyon yönetimi,
  • İşlerde uzmanlık kazanılması gereksinimi,
  • Çalışan polivalansının önemi

gibi gelişmeler nedeniyle öğrenim düzeyi beklentisi her geçen gün artmaktadır.

Ancak bu çalışmada öğrenim düzeyi süresinin ne kadar olursa beklentileri karşılayacağı konusu sorgulanmamıştır.

Bu nedenle bu konu ile ilgili yorum yapmanın doğru olmayacağı ve ayrı bir araştırma konusu olduğu düşünülmektedir. Meslek lisesi mezunu teknisyenin yapacağı bir görev için lisans mezunu mühendisi mi tercih ettikleri, yoksa MYO mezunu ihtiyaçları olup lisans mezunlarını mı tercih ettikleri detaylarına girilmemiştir.

Öte yandan, dikkati çeken ve nedenlerinin ayrıca araştırılması gerekebilecek olan önemli bir konu da mezuniyet notunun en son önceliklendirilmiş yetkinlik olmasıdır.

Geçmiş yıllarda okul başarısı önemli bir faktör olmasına rağmen şu anda ve önümüzdeki yıllar için oluşan trend, çalışanın okul ve karne başarısı yerine mesleki birikimi, mesleki başarısı ve bir sonraki maddede değerlendirilecek olan davranışsal yetkinliklerdir.

Mezuniyet notunun öncelikli olmamasının bir diğer sebebi de eğitim öğretim kurumlarındaki başarı değerlendirme sistematiği ile iş ortamındaki performans değerlendirme kriterlerinin farklılık göstermesidir. İlk olarak okul ortamında elde edilen ilk bilgilerin genellikle kısa dönemli sınavlarla ve ağırlıklı olarak unutulması kolay bilgilerin sorgulanması  ile yapılıyor olması, ikincil olarak da başarının okul ortamında pratik uygulamalarla test edilemiyor olması işverenler açısından mezuniyet notunu daha az önceliklendiren bir seviyeye taşımış olabilir.

Eğitim kurumları arasında standardizasyonun olmaması, iş hayatına hazırlayıcı eğitim programlarının ihtiyaçları karşılayamıyor olmasının da nedenler arasında olabileceği düşünülmektedir.

Sertifikalar ile ilgili kriter de az önceliklendirilmiş bir kriter olmuş ve % 6,25 oranında bir değer almıştır. İş hayatı öncesinde BİLGİ ve DENEYİM’in birlikte pekiştirilemiyor olması nedeniyle çalışanlar çeşitli kurs ve eğitim programları ile kendilerini geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu kurumların bir kısmı başarılı olmasına rağmen büyük bir çoğunluğunun yeterli donanıma sahip olmaması, denetim mekanizmasının olmaması, eğitim – öğretim kurumu olarak yeterliliklerinin test edilmemesi ve akreditasyon sisteminin kurulmamış olması nedeniyle eğitimlerin etkinliği yeterli olmamaktadır. Avrupa ülkelerinde ise bu durum farklılık göstermekte ve sertifikalandırma önem kazanmaktadır. İdeal bir eğitim-öğretim sisteminde de sertifikasyonun önemi yadsınamaz, bu sebeple kurumlar belirli akreditasyon sistemleri ile daha da kaliteli hale getirilmeli ve çalışanın sahip olduğu sertifikalar yetkinlikleri kazanmaları ispat olarak görülmelidir.

Sonuç olarak, mesleki / öğrenim yetkinlikleri açısından yapılan değerlendirmede anket katılımcıları için mesleki bilgi, öğrenim düzeyi ve iş tecrübesi önem kazanmaktadır. Bu 3 önemli unsur altyapısı oluşturulmuş, denetim mekanizması altında çalışmalarını yürüten, endüstri tecrübesine sahip eğitmenleri bünyesinde bulunduran, gelişmiş labaratuvar ortamlarına sahip, çalışmalarını gerçek çalışma ortamlarında da pekiştiren kurumlarda birleştirilebilir, bu anlamda kamu kurumları ile özel sektör ortak  çalışmalar yapabilir.

3. BÖLÜM: Davranışsal Yetkinlikler

Davranışsal Yetkinlikler maddesinde, işgücü istihdamı sırasında, seçme ve yerleştirme sürecinde dikkate alınan davranışsal kriterlerden hangisi ve/veya hangilerinin daha öncelikli olarak dikkate alındığı araştırılmıştır.

İş hayatında, mesleki yetkinlikler kadar davranışsal yetkinlikler de ön plana çıkmaktadır. Bireyin hayatındaki en büyük sosyal gruplardan biri olan çalışma ortamına uyum, büyük topluluklardan oluşan bu ortamın barış ve huzuru, gelişim ve değişimlere kişinin gösterdiği tepki ve davranışlar, analitik düşünme yeteneği, sürekli iyileştirme felsefesi ile işyeri ve çalışan başarısının arttırılması, bir işletmenin insan kaynakları yönetimindeki en önemli unsurlardandır.

Araştırma sonuçlarında da görüldüğü gibi, işgücü istihdamı sırasında aranan en öncelikli davranışsal yetkinlik “İletişim”dir. İletişim ile birlikte ekip çalışması ve işbirliğine yatkınlık da aranan öncelikli yetkinliklerdendir.

Son zamanlarda ülkemizde ve dünyada yaşanan iş süreçlerindeki değişimler, iş yapış şekillerinin teknoloji ile farklılaşması ve ekonomik göstergelerin etüdü ile sadece yönetsel fonksiyonları üstlenen çalışanların değil, beyaz ve mavi yaka dahil tüm çalışanların firma politika ve stratejilerine ulaşmak için belirli hedefler dahilinde çalışmalarını gerçekleştirmesi beklenmektedir. İkinci olarak, yapılan işleri sürekli iyileştirme ile katma değer yaratan süreçlerin ortaya çıkarılması ve işlerin sadeleştirilmesi de çalışanlardan beklenmekte ve firma çalışanlarından karar verme mekanizmalarını kullanarak önemli süreçlere katkı sağlamaları beklenmektedir. Tüm bu kompleks yapı içerisinde, çalışanlarda aranan bir diğer öncelikli yetkinliğin öğrenmeye ve gelişmeye açıklık olması doğal bir sonuçtur.

İstihdam edilecek çalışanlarda aranan bu yetkinlikler, öğrenim hayatı sırasında farklı eğitimlerle desteklenmeli ve sadece teknik eğitimler değil, davranışsal olarak da gelişimin sağlanması için  bireyler geliştirilmelidir. Bu eğitim programları laboratuvar, simülasyon yada gerçek çalışma ortamında da sınanmalıdır.

Yanısıra, ülkemizin sadece teknoloji kullanan değil teknoloji üreten/geliştiren ve daha çok bilgi üreten bir merkez haline gelebilmesi için modern işletme yönetim sistemleri ile ilgili konularda da öğrenim hayatında bireyleri geliştirmesi gerekmektedir.

4.      BÖLÜM: En Çok Personel Aranan İş Alanları

  a) Mavi Yaka:

Bu araştırmanın bir diğer amacı da son yıllarda iş dünyasının ilgi gösterdiği meslek alanlarını özetle sıralayarak en çok ihtiyaç duyulan meslekleri belirlemek ve bu mesleklere göre aksiyon planları alınması için çözüm önerileri sunmaktır.

Anket katılımcılarının verdiği cevaplara göre mavi yaka personel için son yıllarda en fazla mesleki eleman ihtiyacı %19,2 puan ile CNC Makina Operatörü olarak görülmektedir. Birbirine oldukça yakın sonuçlar ile sırasıyla, %18,4 oranında Kalıp İşçiliği, %17,5 oranında Bakım Onarım Personeli, %16,3 oran ile Kaynak Operatörlüğü, %15,1 oranında Özel Bilgisayar Yazılım Bilgisi olan uzmanları ve son olarak %13,4 oranında Kalite Operatörlüğü pozisyonu sıralanmıştır.

Bu sıralamaya bakıldığında, sanayide makina parklarının gelişimi ve teknoloji entegrasyonu ile CNC Makina kullanımı artmış, bu değişimle birlikte daha yüksek kalifikasyona sahip makina operatörlerine talep yükselmiştir.

Araştırmaya göre CNC Makina Operatörlüğü’nü, Kalıp İşçiliği ve Kaynak Operatörlüğü gibi hem el becerisi hem de teknik bilgi ve beceriler gerektiren pozisyonlar izlemektedir. Bu pozisyonlar için de sadece teknik bilgi yeterli olmamakta, zamanla kazanılan özel becerilere ihtiyaç duyulmaktadır.Bu beceriler, ancak uygun atölye ortamlarında sürekli uzmanlar tarafından gözetimin olması gereken ve zaman içinde çeşitli geribildirimler alınarak kazanılan yetenekleri içermektedir.

İkinci sırada bulunan Bakım Onarım Operatörlüğü için de yine aynı şekilde iyi bir teorik eğitim sürecini takip eden uygulama alanlarına ihtiyaç vardır. Makinalaşmanın endüstride her geçen gün arttığı düşünüldüğünde makina konusunda uzman bakım onarım personeli ihtiyacı da artmakta fakat bu talebi karşılayacak nitelikte personel bulmak mavi yaka pozisyonlar için bir problem olarak ortaya çıkmaktadır.

İhtiyaç duyulan pozisyonlar ele alındığında, mavi yaka personel için de tıpkı beyaz yaka personel gibi belirli konularda uzmanlaşma ve bu konularda yorum yapabilme, analiz edebilme ve problem çözme yetisi ön plana çıkmaktadır.

Sonuç olarak geçmiş dönemlerin aksine, önümüzdeki yıllarda bu tip uzmanlık gerektiren programlara ihtiyaçların daha da artacağı söylenebilir. Eğitim-öğretim kurumlarının da günümüz ve gelecek yıllardaki ihtiyaçları ön planda tutarak bu tip uzmanlıklara yoğunlaşması, sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yapmaları ve birlikte geliştirme merkezleri oluşturarak endüstriye ihtiyaç duyulan nitelikli personeli kazandırmalarının beklendiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

 b) Beyaz Yaka:

Anket katılımcılarının verdiği cevaplara göre Beyaz Yaka personeli için son yıllarda en fazla aranan iş alanlarını  tercih yüzdelerine göre aşağıdaki gibi sıralayabilirz.

  1. a.      Üretim (36,90)
  2. b.     Satış Pazarlama (25,00)
  3. c.      Ar-Ge (21,43)
  4. d.     Tasarım (17,86)
  5. e.      Kalite Yönetimi (13,10)
  6. f.       Planlama Lojistik (10,71)
  7. g.     Proje Yönetimi (9,52)
  8. h.     İnsan Kaynakları ve Satınalma  (5,95)
  9. i.       Mali İşler (4,76)

Globalleşme sürecinde Türk ekonomisi  teknoloji, yenilik, verimlilik ve fiyatlandırma anlamında rekabet edebilir olmalı  ve kendine farklı pazarlar yaratmalıdır.  Bu gelişme iş alanları tercihlerine de yansımış, Üretim ve Satış Pazarlama en çok aranan pozisyon olmuştur. İş dünyasının rekabet edebilirliği ( farklılığı ) teknik buluşçuluk ve yaratıcılık ile gerçekleşebileceğinden, Ar-Ge ve Tasarım alanları önem arz etmiştir. Kalite Yönetimi, Planlama Lojistik, Proje Yönetimi,  Satınalma veİnsan Kaynakları’nın nispeten daha geride tercih edilen iş alanları arasında yer almasının nedeni; destek faaliyetler olarak görülmesi ve üretimle bağlantılı diğer bölümlere nazaran personel hareketliliğinin daha az olmasından kaynaklanıyor olabilir.

5.      BÖLÜM: Gelecek 10 yılda En Çok Personel Aranan İş Alanları

a) Beyaz Yaka:

Yukarıda açıklandığı gibi gelecek yıllarda da uluslararası gelişmeler ve teknoloji üretme becerisi önem kazanmaya devam edecektir. Bu sebeple yine tasarım konusunda faaliyet gösterebilecek nitelikli personel ihtiyacı vurgulanmıştır.

Yanısıra, şirketlerin uzun ömürlü olması için rekabet koşullarının arttığı bu dönemde, plan ve hedeflerini kısa, orta ve uzun vadeli düşünmeleri gerekmektedir. Hem pazar paylarını korumak ve artırmak hem de sektörel gelişimlerini sağlamak amacıyla firmalar stratejik planlama konusunda ciddi çalışmalar yapmaya başlamıştır. Bu sebeple, bu konuda da yetişmiş personel ihtiyacı doğmaktadır.

Bu iki pozisyona ek olarak, çok yakın aralıklarla Bilgi Yönetimi ve Pazarlama Reklamcılık alanında da personel istihdamı gelecek yıllarda önemli olacaktır. Kurumsal itibar çalışmalarının artması ve firmaların pazarlama ve reklamcılık faaliyetlerine önem vermesi ile hem pazardaki konumları güçlenmekte hem de tercih edilebilirlik ve süreklilik anlamında avantaj elde etmektedirler.

b) Mavi Yaka:

Verimliliğin sürekli olması ve üretimin devamlılığının sağlanması hem ürün maliyetleri hem de müşteri memnuniyeti açısından büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple, firmalar kendi içlerinde sistematik bakım faaliyetleri yürütmekte ve makina parklarının her an üretime hazır olmasını öngörmektedir. Dolayısıyla, bakım onarım tarzı işçiliklere ihtiyaç gelecek yılarda da devam edecektir. Şu an piyasa koşullarında da yetkin bakım onarım operatörlerinin yeterli olmaması ve makinaların kompleks teknoloji yönünden gelişmiş olması nedeniyle konu önem taşımaktadır. Aynı yorumlar CNC Operatörlüğü için de geçerlidir.

Kalite operatörlüğü pozisyonuna gelecek yıllarda duyulacak ihtiyaç da anket sonuçlarına yansımıştır. Kalite sistemleri hem rekabet avantajı sağlamakta hem de ürün kontrolünün daha sağlıklı yapılmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, nitelikli kalite operatörü ihtiyacı gelecek yıllarda da devam  edeceği öngörülmektedir. 

4. SONUÇ

Giriş kısmında da belirtildiği gibi bu çalışmanın amacı, ülkemizin en önemli ulusal stratejilerinden biri olan eğitim sürecine farklı bir bakışla mesleki/teknik eğitim-öğretim sistemi ve sonrası istihdam konusu ile ilgili sanayide bulunan düşünce ve uygulamaları özetlemek ve ihtiyaçlara göre istihdam politikalarına bakış açısını Bursa sanayi örnekleminde incelemektir.

Uluslararası rekabet ortamında ve teknolojik gelişmeler ışığında, ülkemizin gelişmişliği ve sanayi verimi ile ilgili en önemli konulardan biri personel istihdamıdır. Bir taraftan ülkemizde işsizlik büyük bir sorun iken diğer taraftan da işverenler ihtiyaçları olan yetkinlikte işgücü bulamamaktadır.

İstenilen yetkinlikte işgücüne ulaşılamamasının en önemli nedenlerinden biri ise araştırma verilerinde de incelendiği gibi Mesleki / Öğrenim ve Davranışsal Yetkinlikler anlamında bireylerin eğitim kurumlarında iş dünyasının beklentilerini karşılayacak düzeyde yetişmemiş olmasıdır.

Ayrıca, hızla gelişen iç ve dış pazar ve müşteri beklentilerinin farklılaşması ile beraber teknoloji entegrasyonu, gelişmeye açıklık, ekip uyumu, mesleki tecrübe konuları personel istihdam politikalarında önem kazanmaktadır.

Son olarak, şu an ihtiyaç duyulan mesleklere bakıldığında hem teorik hem pratik anlamda tecrübe ve uzmanlık beklentisi öne çıkmaktadır. Gelecekte en çok ihtiyaç duyulacak  pozisyonlar için de yine Avrupa normlarındaki gibi akredite olmuş kurumlarda, gelişmiş araç ve gereç altyapısıyla ve pratik yapma imkanı olan sahalarda yetiştirilmesi gereken uzmanlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Tüm bu sonuçlar düşünüldüğünde,

  •  Ülkemizdeki eğitim ve öğretim kurumlarının,  işletmelerin beklentileri açısından değerlendirilmesi,
  •  Bu kurumların sanayi ile kuvvetli ilişkilerde bulunması,
  •  Sanayi bölgelerinde ortak eğitim geliştirme merkezlerinin kurulması,
  •  Eğitim-öğretim kurumlarının teorik ders saatleri kadar son teknolojilerde donatılmış iş atölyelerinde pratik yapma olanaklarını da arttırması ve bunun için işletmelerle ortaklaşa çalışmalar yapması,
  •  Özel eğitim-öğretim kurumlarının mesleki anlamda akredite olmasının sağlanması ve bu kuruluşların sıkı denetimlere tabi tutulması,
  •  İşverenlerin, eğitim-öğretim sistemine desteğinin pekiştirilmesi ve işverenlerin başlattığı eğitim projelerine destek verilmesinin, eğitim sistemi ve istihdam politikaları adına büyük önem taşıdığı görülmektedir.
Bu yazı Makaleler kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir