Asimilasyona Ceza ve Tazminat


15 yaşıma kadar yaşadığım Bulgaristan’da o dönemden hatırladığım asimilasyon yöntemleri ve baskılara dair hatıralarım çok az aslında. Politika olarak genellikle, “çok çalıştır, meşgul et, oyala, uyut,paylaşma,gösterme …” türü kaçak güreşler  hatırlıyorum nedense.

Bir araya  gelen ailelerin,  korkarak , fısıldaşarak  Türkiye ve göç ile ilgili konuştuklarını hayal meyal anımsıyorum. Evlerde Türkçe kitap,yazı bulundurmak yasaktı.Tarih derslerinde Osmanlı’nın barbarlıklarını anlatan hikayeler okutulurdu. Filmlerde kan döken, saldırgan Türk’ler olurdu hep,nedense

Kardeşimin sünnetinin gizlice , herkesten habersiz ve törensiz olduğunu sonradan öğrenmiştim. Şalvar gibi Türklere özel kıyafetle fırına gidene ekmek verilmediğini, mahalle düğünlerinde folklor kıyafetleri ve ritüellerin yasaklandığını da hatırlıyorum.

Ama 1978 öncesi ve  yaşayanların çoğunluğun Türk olduğu köyümde açık açık bir baskı hissetmediğimi düşünüyorum.

Tabii ki kendi dilinde eğitim yasaktı. En başarılıların bile, son yıllarda yüksek okullara gidemediğini biliyorum. En zeki ve çalışkan olan köyümün çocukları için fen bilimleri  lisesi en yüksek kariyer imkanı idi. Gerisi ziraat, makine, kimya meslek lisesi veya klasik liseye giderdi.

Hele kamu veya siyasette bizim bölgeden kimse yer alamazdı.Ya çiftçisindir, ya fabrikada işçi…Bizden önceki jenerasyonda kariyeri parlak olanlar, teknisyen olanlar idi. Yani  2 yıllık meslek yüksek okulunu bitirme şansını yakalayanlar, köyümün “en okumuş”ları idi. Benden önce de sadece 1 doktor , birkaç öğretmen dışında üniversiteye gidebilen olmamıştı zaten.

Halbuki canım ülkemdeki , Türkiye’mdeki durum öyle mi? Azınlıklar bizim oradaki durumumuzda mı?

Annem , babam 18 yıl-20 yıl arasındaki sosyal güvenlik primlerini orada bırakıp göç ettiler ve üstüne 15-20 yıl daha çalışıp emekli oldular.

Baskı ve ceza bu olsa gerek. Ama benim hemşehrilerim hiçbir zaman ellerine silah alıp adam öldürmedi . Sokakları ateşe vermedi, ekmeğini yediği ülkeye ihanet etmedi…

Neyse ki isim değiştirme , hapse atma dönemine kalmadan göç ettik.

 

Ekte sevgili Durhan Güler’in bu konuyu ele alan  bir makalesi bulunmakta.

Durhan bey hemşerim ve uzun yıllar Balkan Göçmenleri için mücadele etmiş, hala da emek vermeyi sürdüren, çok değerli bir isim.

Emekleri ve benimle paylaştığı makalesi  için kendisine çok teşekkür ederim, beni o günlere götürdü…

Okuyalım…

 

                  Bulgaristan parlamentosunun , eski komünist rejimi döneminde Türklere uygulanan asimilasyon bildirisini kabul etmiş olması elbette sevindirici , lakin bu çok geç kalmış bir itiraf ve  kabuldür .

Asimilasyona tabi tutulmuş  , işkence görmüş , hapislerde çürütülmüş , bu acı dramı yaşamış olan insanlardan önemli sayıdaki kişi geçen zaman sürecinde , hayatlarını kaybettiler , artık aramızda yoklar .Bu bildirinin kabul edildiğini duyamadılar , maruz kaldıkları insanlık dışı muamelenin maddi ve manevi karşılığını alamadılar. Diğer tarafta asimilasyon kararını alan , uygulatan ve uygulayan devlet görevlileri de geçen zaman içinde cezalarını çekmeden öldüler.

Bulgaristan hükümeti süratle çıkaracağı yasa ile tüm suçluları yargılayıp hak ettikleri cezaları almalarını sağlamalıdır . Geç de olsa kabul edilen bu bildiriden sonra , Bulgaristan hükümeti  acilen çıkaracağı  yasa ile asimilasyon sürecinde öldürülmüş olanların yakınlarına , hapislerde tutuklu kalmış , işkence görmüş , insanlık dışı muameleye tabi tutulmuş , aşağılanmış , adı zorla değiştirilmiş , göçe zorlama sonucunda malını ve mülkünü kaybetmiş olanlara tazminat ödemeyi kabul etmelidir.

Bulgaristan’da yaşayan Türkler hiç bir zaman Bulgaristan devletine , bayrağına karşı davranış içinde olmadılar. İnsanca yaşamak , dini vecibelerini yerine getirebilmek , örf ve adetlerini , kültürünü yaşatabilmek onların en doğal talepleriydi .

1970 li yıllarda müslüman pomak ve çingenelere uygulanan isim değiştirme uygulamasından sonra , 1984 yılının son ayında Türklere karşı acımasızca , devletin asker ve polisini kullanarak zorla isim değiştirme , camilere gidenlere ceza , Türkçe konuşanlara ceza ,  çocuklarını sünnet ettirenlere ve edenlere ceza , karşı koyanları öldürme , işkence ve hapis gibi asimilasyon uygulaması yapıldı.

Bulgaristan tüm bu acıların bir nebze giderilmesi  ve  vicdanların rahatlaması , tarihlerindeki bu kara noktayı tamir etme ve ileriki zamanlarda bu tür olayların yaşanmaması adına gerekenleri yapmalıdır . Yoksa tek başına bu bildirinin kabul edilmiş olması hiç bir şeyi ifade etmez .

Bulgaristan’daki Türkler ve Türkiye’ye göç etmiş göçmenler iki ülkenin dostluğu için en sağlam köprüdür .Bu bildirinin kabul edilmiş olması sevinçle karşılanmış olmakla beraber , insanları haklı bir beklenti içine sokmuştur . Beklentim  en kısa sürede Bulgaristan hükümetinin gerekli çalışmalara başlamasıdır.

Durhan Güler

02.03.2012

Bu yazı Makaleler kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir