Kadınlar Günü’nün ONUR Konuğu…


Ben Bulgaristan’ın en kuzeyinden, O Türkiye’nin doğusundan..Arada, aramızda  binlerce kilometre var. Ama o kadar benzer ki yaşadıklarımız,tercihlerimiz, hissettiklerimiz… Sanki kader birliğimiz var patiKa’larımızın çoğunda.

Yaşam hikayesi değil birazdan okuyacağınız, yaşam mücadelesi.

Kimi tebrik etsem, kutlasam, ödül versem bu yolculukta , bilemedim. Çünkü  annesi, babası da en az onun kadar ödüle layıklar. Onların  geleneklere başkaldırısı, cesareti, mücadelesi, fedakarlığı,desteği olmasaydı, bugün Güler olmazdı kanımca. Ellerinden öperim.

O’nu görseniz, gencecik, narin,zarif,şık,bakımlı, masum bakışlı, yumuşacık tatlı dili ile sanki pamuklar içinde büyümüş bir prenses sanırsınız. Bu kadar genç, sıcak, temiz, saf,kırılgan,ince, düşünceli,zarif …bir bayanın başarılarının arkasında “bir erkek var” diye düşündürttüğü bundan olsa gerek. Kadının “erkek gibi” olanı makbuldür ya, iş hayatında.

Çok yoğundur hep, ama dostlarını, ailesini hiç ihmal etmez. Telefon şirketleri O’na kesin ödül vermelidir. Bence Bursa’da telefonu en meşgul kişi O’dur 🙂

İş değildir önceliği ama bugün  kendi alanında, sektörünün lideridir O.

Sohbetin sihri bozulmasın diye onun ifadelerini hiç değiştirmeden aktarıyorum sayfama. Zaten çok soru da soramadım, yaşamı gibi hızlı akıverdi anlatılanlar. Çünkü onlarda “ruh” var. İnanç var, azim var, yaşanmışlıklar var, sözlerle tam ifade edilemese de acılar var genelde. Bedelleri ağır ödenmiş, ama sevdiği bir hayatı var O’nun. Hayalleri ve özlemleri de..

 Kadınlar gününde O’nu konuk etmek istedim blog’umda, sayfamda.

Bugünün Onur konuğu O.

Fazlasıyla hak ediyor.  Alkışı da , övgüyü de, sevgiyi de…

Bu yazı, gece yarısında yazıldı, sıcacık hala, dumanları tütüyor…

 Günün kutlu olsun Güler’ciğim, prensesim benim…

 Güler Özkartal ‘ı biraz geçmişten bugüne anlatmaya başlasan?

12 Temmuzun 1973 yılında doğdum Sıcak bir mevsimde doğmak hayatımın her noktasında sıcaklık arayışıma da neden oldu sanırım.

Büyük babamın vefatıyla, topraklar sahipsiz kalmasın düşüncesiyle şehirden köye göçen ailem ve göçün ilk yıllarından itibaren başlayan çocukluğumu şimdi sizinle anımsamaya çalışmanın hüznünü ve mutluluğunu bir arada yaşıyorum.

Köyüm Elazığ ın Alacakaya İlçesine bağlı Bakladamlar Köyü. Aslında hepimizin bildiği köylerden. Kışları bol bol kar yağardı. Çatılardan sarkan buz kütleleri çocukluğumdan kalma,  çatı diplerinden geçerken kafatasımı kucaklama isteği, o günlerden duyduğum korkuların kalıntılarıdır belki de… Öylesine çok kar yağardı ki artık evin merdivenlerini kullanma gereği duymadan, balkonla buluşan sokak, sanki  evimizin başka bir sokağı olurdu. Çocukluğumun kışlarının çetin geçişi bütün hayatımda çetin mücadelelerin habercisiydi belki de….

Doğrusu öyle de oldu.

Doğal olarak her kız ve erkek çocuğunun okuması gerektiği inanıcıyla İlkokul bitinceye kadar kültürel olarak sorun olmayan eğitim hayatım, ilkokul bitince ve  en yakın kasabada ortaokula başlama zamanım gelince ailede kıyametler kopmaya başladı.Erkek çocuklar elbette okumalı ancak kız kısmı için gereksiz görülen ortaokul ve sonrası öğrenim hayatım,annemin gerilla savaşını aratmayan mücadelesi olmasaydı, sanırım benim ve ablamın öğrenim hayatının bittiği gün olacaktı.Hatta  köyümüzdeki başka kızların da…

Babam devlet memuru,annem ev hanımıydı. İkisi de ilkokul mezunu ve ben dâhil 6 çocuk sahibi olmaya o dönemlerin imkanlarında cesaret gösterebilmişlerdi.

Ailede ben ve ablamın aynı yıl ortaokula başlamasıyla bütün akrabaların kız çocukları için de devrim niteliğinde olan ilkokul sonrası öğrenim hayatının yolu açılmış oldu. Aslında  köyümüzdeki kız çocuklarının ilkokul sonrası öğrenim hayatı da bizimle başladı demek abartılı olmayacaktır kanımca.

Annemin bu savaşı vermesi işe yaramıştı. İlkokul mezunu olsa da, zeki ve öngörüleri yüksek bir kadındır annem. Ve doğru bildiği, inandığı şeylerden asla vazgeçmez. Bu konuda benim ona benzediğim de bir gerçektir.Bu inancı, ısrarı ve vizyonu ile hepimize okumanın ne denli önemli olduğunu yeterince aşılamış olmalı ki, bütün kardeşlerim üniversiteyi okuma şansına sahip oldular.

Yeryüzünde yaşayan melekler var ise onlardan birinin kesinlikle babam olduğunu düşünüyorum ki bütün orta öğrenim hayatım boyunca annemin yokluğunu hissettirmemek için elinden gelen çabayı gösterdi. Annem küçük kardeşlerimle köyde yaşarken ben ve ablam babamla o en yakın ilçede kiraladığımız bir evde okuyabilmek adına bu ayrılığa katlanmak durumunda kaldık.

Hafta içi beş gün annemden uzak, babamla birlikte yaşarken, unutamadığım ve hafızamdaki en canlı anlar, ders çalışırken bize yaptığı muhteşem kadın budu köftelerinin tadıdır.…Ve o tat hala damağımda… Her hafta Cuma günü ise köyümüze ve ailemizin bir arada olacağı hafta sonlarına dönmüş olurduk.

Bu dönüş, yoğun kar yağışlarının olduğu kış aylarında kapanan ve yaklaşık 6 km olan yolun, yürüyerek aşılacağı anlamına gelirdi.

Yani bu günlerde televizyonlarda gördüğümüz ,karlı köy yolu manzaraları…

O bitmek bilmeyen yolu geçmek için, önde babamın yorgunlukla açtığı ayak izlerini takip edecek küçücük ayak izleri ile kar engelini aşmaya çalışırdık. Nefes alamayacak kadar yorulup, üşümekten karıncalanan ayaklarım ve ellerim, annemin bizi kapıda sevgiyle karşılamasıyla yerini sıcacık mutlu tabloya bırakırdı…Sonrasında da defalarca geliş gidişlerde tekrarlanacak yorgunluklar…

Ortaokul biterken kazandığım yatılı okul sınavlarından biriyle lise öğrenim hayatım başladı.Kısa yoldan meslek sahibi olmamı uygun bulan öğretmenlerim hemşirelik okuluna kayıt yaptırmamı önermişlerdi.

Sonrası sancılı, açlıkla ve mutsuzlukla terbiye edileceğimiz yatılı okul süreci…

Açlıkla ve nefisle terbiye dönemi…Çoğu akşam yemeklerinin çok kötü olması nedeniyle yenebilecek hiçbir şeyin olmadığı zamanlarda, yemekhaneden çaldığımız ekmeklere süreceğimiz bir parça salça ya da kırmızı biber ile tadı zenginleştirilmiş sade ekmek karın doyurmak için yeterliydi. Sabah kahvaltısında süt ve yumurta var ise o gün mutlu bir gündü… o dönemin parasız yatılı okullarında yaşanan benzer anılar…

Ve Lise öğrenimim ruhumda derin hüzünler, mutsuzluklar, güzel arkadaşlıklar ve dostluklar ile sonlanırken, yeni mücadelelerin yaşanacağı iş hayatım da başlamış oldu.

Eziyetli 4 yıllık yatılı imkânsızlıklar okulu için, devletin zorunlu kıldığı mecburi hizmeti köyde yapmaktan kurtulmak için hemen kurtuluşum olan üniversite sınavına girdim. Meslekte maaş artışı ve en azından ailemin yanında yaşayabilmek için Elazığ Fırat Üniversitesi Yüksek Hemşirelik Bölümünü tek tercih yaptım ve kazandım. Artık öğrenci olduğum için zorunlu olarak Elazığ merkezde mecburi hizmetimi yapma imkanım olmuştu.

Çocukluğuna döndüğünde hafızanda mutlulukla özlemle hatırladıkların neler? Ya o zamanki hayallerin?

Çocukluğumda özlemle hatırladığım birçok şey varken unutamadığım şey 7-8 yaşlarındayken halamın atına binerek ,sessiz bir şekilde halamın olduğu tarlaya, at üzerinde ulaşmaktır.

Bu durumda atı ben mi tarlaya ulaştırırdım, at mı beni tarlaya ulaştırırdı tartışılır ama, yol boyunca ikimizin sessizliği, duyduğum korku, tarlaya ulaştığımda büyük bir sevince döner ve bu sevinci her yaşadığımda atlara duyduğum sevgi de artarak devam ederdi. Bu çocukluğumun mutluluk anıları hayatımın bu zamanında da atlara karşı çok büyük sevgi duymama neden olmuştur. Hala atlar en sevdiğim hayvanlardır.

Çocukluğumun unutamadığım anıları arasında, ulaşılmaz bir düş olan bulutların üzerinde uyuma isteğim vardı. Bulutlara baktıkça bir gün mutlaka gökyüzüne ulaştığımda bulutların üzerinde uyuyabileceğimi düşlememe neden olmuştur. O düşünce hep bir düş olarak kaldı tabi ki !

Sonra gökyüzüne her baktığımda sanırım 4-5 yaşlarımda, bu gökyüzünün başka yerlerde de olduğu ve o yerlere ulaşma arzusunu duyduğumu anımsarım. Başka gökyüzlerinin altında acaba nasıl hayatlar var diye düşünür, meraklanırdım…Çocukluğumdan kalma bu merakım bu günlerde değişik kültürler görme isteğine dönüştü bekli de.

Kilden yaptığım oyuncak tencere, tavalar ve üzerlerine yaptığım şapka misali kapaklar hala içimde bunları yapma isteğini doğuran mutlu çocukluğumun, mutlu anılarındandır.

Hala hayal kurar mısın? Mesela,  bugüne dair neler var?

Hayal kurmak benim için yaşamakla eşdeğerdir. Ve sanırım nefes aldığım sürece hayallerim hep olacak.

Hayal kurmak, gerçekleştirdiğim başarılarımın ilk aşamasıdır. Hayallerime hep inandım. Hepsi gerçekleşmedi belki ama, gerçekleştirdiklerimin her biri , öncesinde birer hayaldi.

Çoğu zaman hayalini kurduğum bir özlemim , şimdilerde ayrı şehirlerde yaşadığım oğlumla , yine her sabah birlikte kahvaltı yapabilmek…

Bu günlere geldiğimde, çalışma hayatım ile ilgili en büyük hayalim ise, gerçek anlamda tamamen bana ihtiyaç duymayacak kurumsal bir Mavi Akademi…

Sen okurken çalışanlardansın, biraz o dönemlere dönsek?

Çalışma hayatım 17 yaşında mahkeme ile aldığımız,” Kaza- i Rüşt “ kararıyla başladı. Mahkeme Kararı ile çalışmaya reşit olduğunu belgeleme demekti ve o zamanlar bu zorunlu idi.

Elazığ Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde, genellikle her gün bir hastamı kaybedeceğim,daha hayatımın çok başındayken ölüm gerçeğiyle karşılaşacağım bir çalışma ortamında çalışmaya başladım.

İlk hastamın öldüğü an, ölümün soğuk yüzü küçücük bedenimde inanılmaz korkular yaşattı… Ve ne yazık ki bu korkulara her akşam başka ölüm korkuları eklenerek devam etti… Gece çalışırken aynı zaman da üniversite hayatım başlamıştı. Mesleğimde ilerleyebilmek ve aynı zamanda mecburi hizmeti ailemin yanında yapabilmek için  Fırat Üniversitesi Yüksek Hemşirelik Bölümü’nü okumaya başlamıştım.

Yaş onyedi, çocukluğumun uykuya en çok ihtiyaç duyduğu yıllarında gece hastanede nöbet tutup, sabah uykusuzluğun ve yorgunluğun dayanılmaz ağırlığı ile üniversiteye doğru yol alırdım…

Böyle iki yıl geçip, gitmiş oldu.

Bir gün, sağlık sektöründe reçete uygulayıcısı olarak çalışma hayatıma devam etmek istemediğime karar verdim. Hemşirelikten ayrılmak için tekrar üniversite sınavlarına hazırlanmaya başladım. İlk üniversitemi iki yılda tamamlamıştım.

Bir yandan çalışıyor,diğer yanda ders çalışıyor, bir yandan da üniversite sınavından sonra giyeceğim gelinliği ve yapılacak düğünün hazırlıkları sürüyordu. Ondokuz yaşın vermiş olduğu cahilliğin cesurluğu ile evlenmeye karar vermiştim.

Hem okul,  hem gece nöbetleri olan  iş ? Bir de üstüne başka yük, sorumluluk. Öyle mi?

Evet, henüz yirmi yaşıma bile gelmemişken, evli bir kadın olmuştum.

1994  yılının Ağustos ayında evlendim ve aynı tarihlerde YÖK den Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü kazandığım haberini aldım.

Evlendim, yeni bir üniversite kazandım ve bu nedenle şehir değiştirerek , Bursa ya yerleştim.

Hayallerimde okumak istediğim okulu kazandım, Aynı zamanda çalışma hayatım da  devam etti. Okuduğum sürece çalışmaya da devam ettim..

Çalışma hayatı, üniversite hayatı ve evlilik  hayatım sanki üç insanın üst üste binmiş yaşamı gibi ,üç zor sınav ile aynı anda, hiç bilmediğim, daha önce hiç görmediğim bir şehirde, yani Bursa da başlamış oldu. Okul nedeniyle tayin yaptırmak kolaylaştırılmış,( O günlerde Sağlık Sektöründe ikinci bir üniversite okuyan çok az sayıda kişi vardı) Bursa ya tayin yaptırmam çok da güç olmamıştı.Tam zamanlı bir iş ve zor bir üniversite hayatı ile aynı zamanda evlilik ve ev yaşamının sorumlulukları…Şimdi düşündüğümde, son derece zorluklarla dolu günlerdi diye önümden bir film şeridi gibi hızlıca geçiyor.

Başlayan yepyeni bir hayattı benim için. Zorluklarla dolu hayatımın, yine zorlu bir evresi….Dört yıl boyunca hem çalışıp hem de zorlu bir üniversiteyi dört yılda,hedeflediğim sürede bitirme çabam…

Bu kadar yeter, nefes alalım? Dinlenelim…

Veeeee beklenmeyen misafir…….Evli ve çalışan öğrenci, artık hamileydi…Bambaşka ama çok başka günlerdi. Yıllarca sınıfımın tek evli kadın unvanına, şimdi de okuldaki tek hamile öğrenci ünvanı eklenmiş oldu.

Karnımdaki oğlumla , 4. sınıfın ilk dönemini finallerdeki yüksek başarıyla tamamlamıştık. Bütünlemesiz dönem geçen, ender öğrencilerden olmayı başaran ben ve oğlum, finallerin bitiminin hemen akabinde hastaneye yattık. Oğlumun sağlıklı doğumuyla aramızdaki göbek bağını kopararak, ayrı bedenlerde hayatımızı devam ettirmeye başladık…

Üniversite 4. sınıfın son döneminde, göbek bağının kopuşuyla özgürlüğünü ilan eden oğlum, artık annesinin evde onun için sağıp bırakacağı sütlerle beslenerek, onu evde sınav dönüşlerinde beklemeye başlayacaktı.O dönemde kısa süreli bakıcı ihtiyacımızı komşu annemiz sağladı. Sonrasında bakıcı bulma konusunda inanılmaz çabalar harcamamız gerekti. Kısa dönemde bulduğumuz bakıcılarla yaşadığımız maceralardan ise uzun romanlar yazılabilirdi. Bu deneyimler aslında bana bir iş kurma fikrinde de ilham kaynağı olmuştu. Sonralarda bulduğumuz bakıcımız Safiye Teyzemiz, oğlum büyüyünceye dek desteğini bizden esirgemedi.

 Hem okul, hem çalışma hayatı , evlilik  ve bebek… Dahası da var galiba ?

Evet o güçlüklerle dolu zamanlara iş hayatı, evlilik, üniversite ve annenlik sığdı…Sığdırmaya çalıştığım bir de girişimcilik günleri başladı…O zamanlarda oğlum, Erdem’im, henüz 1 yaşındaydı….

Bir koltukta kaç karpuz? Ve neden hepsi eşzamanlı?

Bunu kendime çoğu zaman sordum, neden birçok şeyi bir arada götürme çabası, uğraşısını verdiğimi. Sanırım hayat benim için böyle gelişti. Yani bunun cevabını gerçekten bilmiyorum ama birçok alanda gelişim gösterme sansınız doğuyor ama kendinizden yitirdiğiniz bir çok şeyde olmuyor değil.

Hayat belki de…Benim hayatım böyle olmalıydı, ve böyle oldu. Tercihler, olanaklar, olanaksızlıklar…kimbilir…?

Çok gençken birçok ilk yaşadın, yaşattın, Bursa ya kazandırdın..

Biraz da ilk‘lerinden bahsetsen?

Girişimcilik hayatım ilk olarak Bursa da yıllar geçtikçe bir markaya dönüşecek Mavi Danışmanlık ile ilk kurumsal evde bakım hizmetleriyle başladı. Yıl 1999. Oğlum henüz doğmuştu, üniversiteden mezun olmuştum .Sektör değiştirmek için çok çabaladım. İş aradım, bulamadım. Dışişleri Bakanlığı’na geçiş yapabilirdim ama o dönemde evli olmam nedeniyle şehir değişikliği yapma imkanım yoktu. Hal böyle olunca, yani kimse beni ile almayınca, ben de kendi işimi kurmayı denedim. İstanbul da araştırmalar yaptım. Ve evde bakım hizmeti veren bir firma kurma kararı aldım.

Bu firma, yani Mavi Danışmanlık birçok aileye çocuk bakıcısı, ev işlerine yardımcı, hasta bakıcısı gibi eleman desteği veren ilk evde bakım kurumuydu. Birçok aile bu konuda güvenebileceği eleman desteğini aldı, almaya devam ediyor.

Sonra Bursa’da ilk özel kurumlardan biri olarak İlkyardım Eğitim Merkezi açarak ilkyardım yönetmeliği kapsamında işletmelere ilkyardımcı yetiştirmeye başladık. Yıl 2005.

2009 Yılı Aralık ayının sonlarında ise Türkiye de ilk 4. firma Bursa da ise ilk firma olarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan “ İş Güvenliği Uzmanlık ve İşyeri Hekimliği Eğitim Yetkisi” alındı. Aynı tarihte aynı Bakanlık’ tan “Sanayide Faaliyet Gösteren Kurumlara İşyeri Hekimi ve İş Güvenliği Uzmanı Temin Eden Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Yetkisi” alındı. Yani Bursa’da bu sektörde bir çok ilk, ve bu ilkleri yaparken bu alandaki hizmetleri hiç bırakmadan ama  yeniliklerle devam ettik.

 Seni en çok hırslandıran , başaracağım dediğin, sıçramana neden olan anları, olayları..anlatsan?

Beni en çok hırslandıran değil ama ciddi anlamda azimli bir şekilde çalışmama neden olan bir anda yaşadığım kayıplardı sanırım. 2008 yılında evliliğimin bitmesi, bu arada yaptığım ortaklığımın bitmesi ve o dönemde gördüğüm ciddi zararlar….Hep kayıp gibi düşünülen süreçlerden kazançlar sağlayarak, sevinçler elde ederek çıktım. Bazen siz karşınızdakine zarar verdiğinizi düşünürsünüz ancak yaptığınız kısa süreli zarar gibi duran kayıplar, bir anda o kişinin lehine büyük kazançlara dönüşebiliyor. Benim için de böyle oldu, Bu mutluluk verici. Ve bunu gerçekten hakketmek için çok ama çok çaba harcadım. İnandım, sonuna kadar mücadele ettim.

Ve Allah’a şükürler olsun,sanırım başardım.

“Eyvah” dediğin ve ” galiba başaramayacağım” dediğin anlar vardır diye tahmin ediyorum? Nasıl baş ettin?

Sadece o anda başarıya odaklandım ve başaracağıma çok, ama çok inandım. Şunu biliyorum ki en kötü ve berbat dediğimiz gece dahi bitmeye mahkum. Ve her kötü gecenin sabahında mutlaka aydınlık bir gün bekliyor beni. O aydınlık gün için, o kapkaranlık geceyi yaşamak gerekiyorsa da elbette yaşanacaktır.Yeter ki o aydınlık günün sevinci bulsun beni. İşte bu inanç bana hep güç ve sabır verdi. Kötü günlerimde annem, babam ve kardeşlerim hep benimleydi. Destekleri çok büyüktü. Güç verdiler. Aynı zamanda müşterilerim, dostlarım, arkadaşlarımın da desteği çok önemliydi.

  Sen Güler ‘i değil hep Mavi’ yi öne çıkardın. Bilinçli ve planlı mıydı, yoksa eşzamanlı birden çok iş olduğu için mi böyle gerekti?

Güler’i ön plana çıkarmak hiçbir zaman amacım olmadı zaten. Ben bir marka yaratmaya çalıştım. Bir gün ben olmasam dahi, güçlü bir şekilde ayakta kalacak bir marka yaratmaktı amacım. Bir kurumun başarı öyküsü olsun istedim ve sanırım bunu başardım.

  Bu kadar genç, sakin, alçakgönüllü ve işinde ortaksız, genç kız kadar minicik görünen , henüz kırk yaşına gelmemiş bir bayanın sektöründe lider olması,başarılı olmasına sıkça rastlanmadığından olsa gerek, Bursa da “acaba Güler in arkasındaki adam kim?” diye sorulmasına neden oluyor. Sana da soranlar var biliyorum.. Senden duyalım, kim bu adam?

Başarılarımda  arkamdaki, ruhumdaki, kalbimdeki en büyük, güç biricik oğlum, yani Erdem’im.., Ve tabii ki babam. Bir değil, iki erkek…

Yani her annenin, hayata tutunma, var olma ve mücadele etmekteki beslendiği tek zengin kaynak; çocuğu, çocukları olduğu gibi . Ve sığınağı, babası.

Ondan başka hiçbir kimsenin gücüne ihtiyacım olmadığını hissediyorum. Ben sağlam bir inançtan ve sonsuz bir sevgi kaynağından besleniyorum.

Bunun yanında her zaman beni çok seven ve yanımda olan ailem, dostlarım ve arkadaşlarım var. Artık ciddi bir güven bağıyla bağlandığımız çok kıymetli müşterilerimiz var…

Daha ne gerek ki başkasına….

 Hayatının en güzel anlarını ben biliyorum, senden duyayım yine?

Oğlumun doğduğu gün,

Oğlumun ilk yürüdüğü gün,

Oğlumun olduğu her an…

Onun dışında üniversite sınavını kazandığım gün çok mutlu olmuştum gerçekten.

Ayrıca işlerimle ilgili ilk’leri başardığım anlar da benim için büyük sevinç kaynağı olmuştur.

Erdem’ini anlatsan biraz.. neler yaşıyorsun onunla, neler hayal ediyorsun ona dair?

Erdem , zeki, hayal yeteneği olan, bilime ve bilim adamlığına son derece ilgisi olan bir çocuk.

Hedefleri olan bir çocuk.O’na  başarı ve sağlık dolu, mutluluk dolu bir ömür diliyorum Tanrı’dan. En önemlisi huzur dolu bir hayat…

Ve inanıyorum ki öğrenim hayatı çok başarılı geçecektir.Sonrası kendi kararı, ama ben çok zorlu bir yol olsa da girişimci olmasını çok isterim.Sadece kendisi kazanmayıp, birçok insana da kazanç kapısı yaratacaktır.

Seni gazetelerde, televizyonlarda, sivil toplum örgütlerinde..sıkça görüyoruz. Ama bu hiç patron olarak değil, Mavi Danışmanlık, Mavi Akademi’nin bir çalışanı, yetkilisi olarak.

Yoğun bir iş yaşamı olunca sivil toplum örgütleri ile olan diyaloğum da kısıtlı oldu aslında. Ancak BUİKAD’ın kurucu üyesiyim, PERYÖN üyesiyim. Faal olarak destek verememekteyim ve ne yazık ki sadece üyelikle sınırlı bir desteğim söz konusu. İş sağlığı ve Güvenliği konusuyla ilgili her projede gerek bilinçlendirme , gerekse katkı anlamında elimden gelenleri yapmaya çalışıyorum.

Bu gün Dünya Kadınlar Günü…

Buradan sizin aracığınızla beni okuyan kadınlarla şunu paylaşmak istiyorum. Hayat her şeye rağmen çok güzel.

Çok değerli ama bir o kadar da kısa.

Onu nasıl geçireceğimizi elbette biz belirliyoruz.

Ben belki hayatın kısalığından ötürü, yürümeyi değil, hep koşmayı tercih ettim.

Zaman gerçekten çok çabuk geçiyor, dönüp baktığımızda, arkamızda kendimizi seveceğimiz bir hayatımız olmalı….

Ben her şeye rağmen geride kalan hayatımı da çok sevdim ve onur duydum.

Bundan sonra geride kalacak hayatımı da sevmek için bütün gücümle, çabalarım devam edecek…

Bütün kadınların kadınlar gününü kutlarken, hayatlarını hep sevmelerini dilerim…

Teşekkürler canım benim…

Bu yazı patİKamda rastladığım ve hayran olduklarımla söyleşiler... kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kadınlar Günü’nün ONUR Konuğu… için 19 cevap

  1. Nurten ÇIKIKÇI der ki:

    Doğudan doğan güneş Güler Hanımın öyküsü çok etkileyici doğrusu.Genç kadınlarımıza örnek olacak kadar yoğun ve özverili .En güzelide çağdaş bir erkek yetiştirmesi olucak .Girişimciliği ve alçak gönüllü hayat savaşçısı. Güler Hanımı kutluyor başarmanın keyfinde gelecekte kadınlara yönelik yeni aşamalarının sesine kulak kabarttım bekliyorummmm.Yürekten sevgiler.

  2. Guler özkartal der ki:

    Kraliçem,
    Bu tanım bana göre hiç bir kraliçeye yakışmadı
    Sana yakıştığı, senle tanıştığı gibi..,
    Sen benim hayatıma çok gec girsen de , olmadigin zamanlardaki açığı hızla kapatıyorsun,
    Sevgin, enerjin, dostluğun…Sıcaklığın, öngörülerin ve emsalsiz yaklaşımların hayatımda giderek yer edinen bir dostluğa bedellendi.
    Ve iyi kı varsın. Ve iyiki bizi biz yapan karlar altındaki çocukluğumuz da var.
    Seni ve onurlu hayatını bütün kalbimle seviyorum!
    Dunya kadınlar gunün kutlu olsun kraliçem.

  3. Güldane Eyüpoğlu der ki:

    Öncelikle bütün emekçi kadınlarımızın bu anlamlı ve özel gününü kutluyorum.Sevgili Gülçerciğim,bir kadın olarak ve bir insan olarak seninle çoook gurur duyuyorum…ne mutlu bana ki seni tanımış oldum…ayrıca Güler Hanımın hayat öyküsünde çok şeyler canlandı gözümde,kendisini de kutlarım.İyiki varsınızzzz…iyiki varızzz….Saygı ve Sevgilerimle.

  4. gulcer der ki:

    Ben ,hepinizin gününü kutluyor, teşekkür ediyor ve sizleri seviyorum, diyorum…
    Zenginliğim, şansımsınız…
    İyi ki varsınız…

  5. fatmanur der ki:

    Sevgili Gulcer ve sevgili Guler ikinizi de hayatima kattigim icin gurur duyuyorum. Artik Emekci kadinlarin hakettigi saygiyi ve itibari buldugunu dusunuyorum. Insanin hele hele bir kadinin herseye ragmen ve her kosula ragmen azimle, ozveriyle, vazgectikleriyle, onuruyla, namusuyla, elde edebilecegi basarinin ornegi iki guzel insansiniz. Sizi gonlume sakliyor ve orada tutuklu birakiyor olacagim ki her ne zaman umutsuzlugum olsa ve her ne zaman korkularim olsa siz orada oldugunuz surece yenik dusmeyecegimi biliyorum. Dunya kadinlar gunumuz kutlu olsun.

    • gulcer der ki:

      Sen ne güzel bişeysin öyle…:)
      Kendi güzeli, ruhu güzel, sözleri güzel…
      Teşekkürler …
      Öpüyorum kocaman…

    • Guler özkartal der ki:

      Fatmanurcum
      İfade gücünü biliyorsun kı çok başarılı buluyorum,
      Teşekkür ederim.
      Duyguların icin
      Sevgin ve dostluğun icin.
      İyi kı sen de varsın ve bizimlesin.
      Sevgiler.,,.

  6. Cemine Sezgin der ki:

    Gülçer hanım çok güzel şeyler yapıyorsunuz… çok teşekkürler! Kendime çok yakın buldum Güler hanımın yaşadıklarını ve umut doldu içim! Sizi zaten hergün takip ediyorum ve hayatımın bir parçası oldunuz, Bursa’ya geldiğimde Güler hanımla da tanışmayı çok isterim. Dünya kadınlar günümüz kutlu olsun!

  7. gulcer der ki:

    Teşekkürler Cemine ciğim…
    Avustralya’da okuyucularımın olması çok keyifli, mutluluk verici…
    Senin hikayen de çok özel, bir kısmını biliyorum ve hayran olmuştum.
    En iyisi sana da sorular göndereyim, online bir röportaj yapalım 🙂
    Umarım 50. yaşımda 50 ÖZEL kadınla ilgili bir kitaba dönüşür bu patİKa’m.
    Sen Türkiye ye geldiğinde mutlaka Güler le yemek yeriz.
    Sevgiler

  8. Cemine Sezgin der ki:

    Onur duyarım, keyifle anlatırım yolculuğumu..
    Umuyorum Haziran-Temmuz aylarında Türkiye’de olacağız.
    Görüşmek üzere!

    • Guler özkartal der ki:

      Merhaba Cemine Hanım
      Çok teşekkür ederim…Ben de çok memnun olurum,
      Geldiğinizde mutlaka tanışmak isterim.
      Ben de bu sayfada sizin yasam hikayenizi sabırsızlıkla beklediğimi belirtmek isterim.
      Tanışmak dileğiyle.
      Selamlar…

  9. Bige TINMAZSOY SUSUZLU der ki:

    Gülerim,
    İyi ki hayatlarımızdasın, senin başarıların bizi gururlandırıyor. Adın gibi yüzün de hep gülsün, dostların, ailen ve oğlun da bu gülücüklere ortak olsun…

    • Guler özkartal der ki:

      Çok teşekkür ederim,
      Ben de sizlerin başarılarını mutlulukla ve gururlarla izliyorum.
      Yıllarca kraliçem yapti şimdi de sen Bursa sanayisinin en önemli kuruluslarinindan biri olan Coskunoz Holdingin en önemli gorevlerinden birini icra ediyorsun. Bu çok önemli bir gorev ve önemli bir basarı.
      Desteginiz, sevginiz ve dostluğunuz icin çok teşekkür ederim,
      Ve dilerim kı mutluluklarımızı, basarılarımızı paylaşacağımız
      Daha nice dostluk yıllarımız olsun,
      Sizi seviyorum..,

  10. Seniye der ki:

    Sevgili arkadaşlarım sizleri tanıma fırsatını nail olduğum için çok mutluyum.
    Güler hanımı tanıyordum mavi akedemi’ nin kurucusu şirketimize eğitim veren müşterimiz. Ara sıra kahve içmeye uğrar ve müşteri ziyaretini gerçekleştirirdi.
    Yine bir gün kahve içmeye uğradı. Tanıdığım güler yüzlü, pozitif Güler hanım yoktu karşımda yüz ifadesini hiç unutmuyorum. Ayağa kalktım hayırdır Güler hanım ben sizi hiç böyle görmedim dedim. Güler Hanımın gözleri doldu ve bana o kadar içten sarıldı ki sözlerin bittiği andı o an benim için, Güler Hanımın yerini Gülerciğim aldı ve ilerleyen zaman içinde de dostluğumuz pekişti ve bununla da kalmadı o pozitif, başarılı, adı gibi güler yüzlü arkadaşım beni şu anda benim de arkadaşım olan bir çok sevdiğim arkadaşlarımla tanıştırdı. Sevgili Gülçer’ i de Gülerciğim sayesinde tanıdım ve çok sevdim.
    Sıcaklıkları ve dostlukları ile beni aralarına alan bu iki mükemmel insanı başarılarıyla kutluyor ve çok seviyorum….

    • Guler özkartal der ki:

      Canım benim
      O gunü çok iyi hatırlıyorum
      Ve yeniden gözlerim doldu.
      Bazen bir sebep olur ya sağlam dostluklar icin
      İste o gun yaşadığım hüzün de bizim dostluğumuzun sebebi olacakmış, olmuş.
      İyiki de olmuş. İyi kı ben içten davranıp hüznümü yaşadım karsında,
      Bilirsin kı zaten hep içtendim,
      Diliyorum kı hayat butum dostlarıma, sevdiklerime ve aileme hep en güzel mutlulukları sunsun. Ve bunu senin icin de içtenlikle diliyorum.
      Kraliçemi hayatımdaki bütün sevdiğim arkadaşlarımla tanıştırmak istedim,
      Diger bütün arkadaslarımı da. Çünkü dostluklar, mutluluklar ve Diger bütün varlıklarımız inanıyorum kı paylastikca artacaktır.
      Ve paylaşımlarımızın devam edeceği nice dostluk dolu yıllara…,

  11. celal der ki:

    tebrikler başarıların devamı dilerim babandan az bahsetmişsin bence elleri öpülesi SITKI amca başarıların devamını dilerim

  12. Sedat Binici der ki:

    Güler Hanım’ın başarılarını hep takdir ediyoruz. kendisi ile guırur duyuyoruz. Yazıyı okuduktan sonra bir kere daha hayatta hiç bir şeyin kendiliğinden olmadığını ve büyük emeklerin sonucunda meydana geldiğini gördüm. Nice güzel başarılara arkadaşım. Seni canı gönülden tebrik ediyorum.
    Gülçer Hanıma da böyle önemli bir günde (8 Mart Dünya Kadınlar Günü) Güler hanımı Konuk ettiği için kendisine teşekkür ederim.

  13. Meryem der ki:

    Cok guzel bir yazim..ifade ve anlatim. Yureginize elinize saglik.Uzun yillardir tanıdığım mutevazi,, sicak sevecen bir insan olmakla beraber..hos gorulude..
    İyiki varsiniz.. Iyiki tanimisim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir