Psikolojide Normal- Anormal Kavramı

Share on Facebook
Share on FriendFeed

Sevgili meslektaşım Klinik Psikolog Birgül bugünkü makalesi ile blog’ta. Bir çok benzer noktalarımız var. Örneğin o da önce hemşirelik okumuş, sonra psikoloji,onun da eşi doktor ve soyadlarımız aynı :) Sanırım beni takip edecek :) ve yakın zamanda Tıp Fakültesindeki görevinden istifa edip, özel sektöre  geçecek.  Şimdilik geçiş sürecinde…

Ortak projelerde çalıştık. Mesela Bursa Emniyet Müdürlüğü’ündeki ilçeler dahil tüm yöneticilerinin hizmetiçi eğitimlerinde bulunduk . Orada aktardığı bilgilendirmelerden biri olan “normal-anormal insan” konusundaki makalesi ekte. Yolun,patİKa’n  hep açık olsun Birgül’cüğüm. 

Normal dışı davranışlar günümüzde gelişmiş bazı ülkelerde en önemli sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir.

Oysa ülkemizde özellikle “ruhsal bir soruna sahip olmak” ve bir de kalkıp “bir psikologa başvurmak” ne yazık ki sağlık sorunu olarak değil kişilerin ayıplandıkları, küçümsenerek etiketlemeye maruz kaldıkları ya da korkup uzak durdukları bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mide ağrısı, baş ağrısı gibi şikayetler varsa yardım alınması “normal” ruh ağrısı olması ve ruh ağrısı için yardım alınması “ayıp” yaklaşımı ne yazık ki ülkemizde hala bu yüzyılda bile bulunmaktadır.

Tüm bunların nedeni normal dışı davranışların tarihte ve edebiyatta çoğu kez, adam öldürme, intihar, cinsel saldırı gibi toplum normlarından aşırı sapma gösteren örnekleriyle yer almış olması ve bundan dolayı, ruhsal bozuklukların toplum dışı ya da tehlikeli davranışlarla eş tutulmuş olmasıdır. Böylece birçok insan, normal ve normal dışı davranışların kesin bir sınırla ayrıldığı ve bir yanda normal kişiler, diğer yanda da hasta kişiler olduğu kanısına sahip olmuştur.

Ayrıca bir insan çok kolay şekilde diğer insanın “anormal” ya da “deli” olduğunu saptadığını zannetmekte ve “amaaaan boş ver, anormalin biri” şeklinde söyleyebilmektedir. Gerçekten de bir insanın ruhsal açıdan sağlıklı olmadığı bu kadar kolay saptanabilir mi?

Bedensel bir belirtinin ya da bir kişinin bedensel açıdan normal mi normal dışı mı olduğunun belirlenmesi ruhsal duruma göre daha kolaydır. Çünkü bedenin normal yapısı ve işlevleri bilinmektedir. Bir kişide olması gereken kalp atım hızının, vücut sıcaklığının, tansiyon değerlerinin ve kan/idrar değerlerinin ne olduğu bilinmektedir. Örneğin; bazı şikayetlerle bir hastanın hekime gittiğini ve hekimin de hastada kansızlık olabileceği yönünde ihtimali bir teşhisinin olduğunu düşünelim. Hekimin yapacağı iş bazı kan tahlillerini ve durumla ilişkili diğer tetkikleri istemek, elde edilen sonuçlar ile normal değerleri karşılaştırarak bir karara varmaktır. Yani başka bir deyişle kan düzeyi açısından kişinin normal mi normal dışı mı olduğunun kararını kesin ve net bir şekilde vermektir. Ya da her insan kendisinin sağlıklı mı yoksa nezle, grip gibi bir hastalığı mı olduğunu rahatlıkla ayırt edebilir.

Oysa normal ve normal dışı davranışların ayrımını yaparken böyle belirli ölçütler ve belirli bir normal modeli yoktur. Peki durum böyleyse biz normali belirleyebilir miyiz? Ya da nasıl belirleyebiliriz?

NORMAL NEDİR?

Normallik kavramı ancak son yarım yüzyılda ciddi bir biçimde ele alınan bir kavramdır. Zihinlerde yaygın olan görüş; “ÇOĞUNLUK NEYSE NORMAL O’DUR!” şeklindedir. Çevremize bir bakalım bizlere, yaşantımıza, fikirlerimize uymayan her şeyi kolaylıkla anormal olarak etiketleriz.

“Çoğunluk neyse normal o’dur” görüşüne göre eğer bir insan toplumun kurallarına uygun davranışlar sergiliyorsa normaldir, toplum kurallarına uygun olmayan davranışlar sergiliyorsa normal değildir.

Gerçekten de bu görüş doğru olabilir mi? Ruh sağlığında çoğunluğa uyum ya da çoğunluğun kabul ettikleri sağlığın ölçütü olabilir mi?

Bu görüş bir yönden doğrudur. Çünkü gerçekte hiçbir davranış tek başına normal değildir. Anormallik belirli bir sosyal ortamın içinde anlam kazanır. Bir insan evinde yalnızken her şeyi yapabilir. Avazı çıktığı kadar saatlerce şarkı söyleyebilir, oturup hayal kurabilir, çıplak dolaşabilir, amuda kalkıp taklalar atabilir, evdeki eşyalarla konuşabilir. Fakat bunları dışarıda insanlar yanında, işte, okulda, ailesi ya da arkadaşlarıyla birlikteyken yaptığında garip ve tuhaf karşılanır. Öyleyse bir davranışın normal ya da anormal olarak değerlendirilmesinde yaşanılan toplumun kuralları geçerli olmaktadır. Yani normal çoğunluğun kabul ettiğine göre belirlenmektedir.

Fakat burada bir sorun vardır. Bu görüşte “hasta toplum” kavramı yer almaz, toplumların kendi değer yargılarını sorgulamaları söz konusu değildir. Toplum kabul ettiği sürece hiçbir davranış normal dışı sayılamaz, bünyesindeki normal bir davranışın, kuralın, değerin normal dışı olabileceği gerçeği asla kabul edilmez.

Eğer davranış çoğunluğa göre belirleniyorsa gerek Dünya üstündeki ülkeler arasında gerekse Türkiye’de yaşayan toplumlar arasında değer yargıları ve kurallar açısından pek çok farklılıklar bulunmaktadır. Bir toplumda normal kabul edilen kurallar ve değerler diğer toplumda normal kabul edilemeyebilmektedir.  Bu görüşe göre normali nasıl belirleyebiliriz?

Örneğin; 2010 yılının Temmuz ayında yayınlanan bir haberde ülkenin birinde evli, çocukları olan bir kadının “tecavüze uğramasının” zina olarak kabul edildiği ve 4 yıldır hapis yatmasının sonucunda suçlu görülerek recm cezasına çarptırıldığı yer almaktaydı.

Bakıldığında bu durum o ülkenin “yasalarının” bile kabul ettiği “normal” bir durum ki tecavüz eden erkek değil tecavüze uğrayan kadın cezalandırılıyor. Kadın başına gelenden dolayı kötü duygu, düşünce ve davranışlara sahip “anormal” kişi olarak etiketleniyor.

Benim bakış açımdan bu durum anormaldir. Çünkü içimden bu haberle ilgili “tecavüze uğrayan bir kadın neden ölmeli? Onu seven eşi ve çocukları bunları neden yaşamalı? Eller taş tutup atarak bir kadını neden acılar içinde öldürmeli? Neden bir insan, insanlar ve insanlık yıkıma uğramalı?” soruları geçiyor. Haberin devamında da bu kadının çocuklarının annelerini kurtarabilmek için yardım çağrıları yer alıyordu.

Bir de ülkemize bakalım. Bazı anormal değerleri hatırlatmak isterim.

Çocuklarla ilgili “anormal” tutumlar:

“Çocukların anne babası tarafından diğer aile büyüklerinin yanında sevilmesi ayıptır”.

“Çocuğu fazla kucağına alma şımarır”

“İshal olan çocuğa su verme, ne kadar verirsen o kadar çıkarır ishali kesilmez”.

Erkeklerle ilgili “anormal” değerler:

“Erkekler ağlamaz”

“Erkek adam sevdiğini belli etmez, çocuklarını bakışlarıyla korkutur, bakışlarıyla sevdiğini belli eder”

“Erkek adam karısına sözünü dinletir”

“Karısına yardım eden erkek kılıbıktır”

Kadınlarla ilgili “anormal” değerler:

“Kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin”

“Kadının saçı uzun aklı kısadır”

“Dişi koyun kuyruğunu sallarsa erkek koyun ardından gelir”

Yukarıdaki tüm bu değerler bizim ülkemizdeki bazı bölgelerde, toplumlarda normaldir. Eğer kişiler bunları yapmazlarsa “anormal” sayılırlar. Gerçekten bu değerler “normal midir?” yoksa benim yazdığım gibi “anormal midir?”.  Freud normallik kriterinin “sevebilmek ve üretebilmek” olduğunu söylemektedir. Sevebilen ve üretebilen insan, sevmeyi ve üretmeyi bilen toplumlar sağlıklıdır, normaldir. “Sevme ve üretme” kriterleri açısından yukarıdaki cümleler değerlendirildiğinde sevmek ve üretmek yer almakta mıdır?

Bu nedenlerle ruhsal sağlık açısından normalin belirlenmesinde “çoğunluğun sahip olduğu kurallar ve görüşlere uymayan kişiler anormaldir” denemez. Çünkü o toplumun değer yargılarının ne kadar sağlıklı olduğunun sınanması gerekmektedir.

Normalliğin ve aşırı olmayan anormalliğin sınırları belli değildir. Ölçütleri görecelidir. Genel olarak normalin belirlenmesinde şunlar etkili olmaktadır:

1. Belirli bir oranda toplum kurallarına uymak toplu halde yaşamak için gereklidir, fakat esas önemli olan kişinin kendisini iyi hissedebilmesidir.

2. Bir davranış, toplumun isteğine uygun olsa bile, kişinin gelişmesini engelleyici nitelikte ise uyumsuz ya da normal dışı sayılır.

3. Sağlıklı diye bilinen kişilerde sağlıksız özellikler, sağlıksız diye bilinen kişilerde de sağlıklı özellikler bulunmaktadır. Hiç kimse tümden sağlıklı ya da tümden sağlıksız değildir. Her insanda aşırı uygunsuz, tutarsız ve yetersiz davranışlar görülebilir. Bir davranışın normal ya da anormal olduğunu belirleyen davranışın görülme sıklığı ve biçimidir.

4. Normallik bir süreçtir. Normal davranış birbiriyle etkileşim durumunda olan sistemlerin ortak bir ürünüdür.

ANORMAL NEDİR?

RUH SAĞLIĞI AÇISINDAN ANORMAL NASIL TESPİT EDİLİR?

“Normal” kavramına göre “normal dışının(anormalin)” tanımını yapmak daha kolay gözüküyor. Fakat yazımın ilk başında da belirttiğim gibi çevremize baktığımızda insanların bir diğer kişinin “anormal biri olduğuna” ne kadar kolay karar verdiğini görebiliriz. Gerçekten bu kadar kolay mıdır “anormal olanı” belirlemek?

“Ruh sağlığı çalışanları bir insanda var olan duygu, düşünce, inanç, tutum ve davranışların normal ya da anormal olduğunu nasıl belirler?” biraz bundan söz etmek istiyorum.

Ruh sağlığı bozulan yani normal dışı olan “anormal” kişilerde önemli 2 özellik vardır:

  • Duygu, düşünce ve davranışlarda değişik derecelerde tutarsızlık, aşırılık, uygunsuzluk ve yetersizliğin olması.
  • Bu özelliklerin az çok sürekli ya da yineleyici olup, bireyin verimli çalışmasını ve kişiler arası ilişkilerini bozmasıdır.

Kişilerin bu 2 özellik açısından farkındalıklarının olup olmamasına göre psikolojik/psikiyatrik yardım için başvurular 4 şekilde olur:

1.Kişi kendi isteğiyle başvuruda bulunur.

2.Ailenin zorlaması ve iknasıyla aile üyeleriyle birlikte hastaneye gelir.

3.Kişinin gerçeği değerlendirme yetisi bozulmuştur. Etrafına yıkıcı ve saldırgan davranışlarda bulunmaktadır. Hasta yakınları veya emniyet güçleriyle hastaneye getirilir.

4. Adli vakalar.

NORMAL VE NORMAL DIŞIYI BELİRLEMEDE KULLANILAN TEKNİKLER

         Çeşitli şekillerde başvuruda bulunan kişilerle aşağıdaki tekniklerden bir ya da birkaçı ya da hepsi kullanılarak bir karara varılır:

  1. Psikolojik görüşme,
  2. Psikolojik testler,
  3. Gözlem,
  4. Yaşam kayıtları,
  5. Tıbbi tetkikler.

PSİKOLOJİK GÖRÜŞME

Psikolojik görüşme belirli bir amacı ve yöntemi olan konuşmadır. Ne yazık ki gerek toplumda gerekse ruh sağlığı dışında çalışan sağlık personeli tarafından bizim yaptığımız iş “sohbet etme” olarak değerlendirilmektedir. Oysa psikolojik görüşmelerin belirli bir amacı, uyulması gereken kuralları ve teknikleri vardır.

Psikolojik görüşmeler 2 gruba ayrılır:

  1. Kişiyi ruhsal açıdan değerlendirmek için yapılan görüşmeler (ön görüşme),
  2. Kişinin olayları nasıl değerlendirdiği, yorumladığı, tepkiler verdiği ve bunların altında yatan süreçlerin neler olduğuna yönelik ruhsal açıdan kendisini tanıması ve etkin problem çözüm becerilerini geliştirerek yaşam kontrolünü eline almasını amaçlayan görüşmeler (psikoterapi).

Ön görüşme kişide var olan durumun “normal” ya da “anormal” olduğunu belirlemek amacıyla yapılır. 3 aşamadan oluşur:

  1. Aşama: Kişinin geliş nedenlerinin ve şu andaki durumunun saptanması,
  2. Aşama: Kişinin ilk doğduğu andan itibaren olan yaşantısı ile ilgili bilgilerin toplanması,
  3. Aşama: Ruhsal durum değerlendirilmesinin yapılması.

1. Aşama: Amaç; kişinin geliş nedenlerinin ve şu andaki durumunun saptanmasıdır. Şikayetleriyle (Ne zamandır? Nedeni ne olabilir? Nasıl başa çıkabiliyor?) ve aile, okul, iş, arkadaş çevresiyle ilgili bilgiler edinilir.

2. Aşama: Amaç; kişinin ilk doğduğu andan itibaren olan yaşantısı ile ilgili bilgilerin toplanmasıdır. Kişinin;

-Doğumu, bebeklik ve ilk çocukluk dönemleri,

-Büyük çocukluk, delikanlılık/genç kızlık dönemleri,

-Cinsel yaşamı,

-Askerlik yaşamı,

-Evlilik öyküsü,

-İş yaşamı,

-Geçirdiği hastalıklar,

-Alışkanlıkları,

-Sosyal durumu,

-Hastalık öncesi kişilik ve uyumu ile ilgili bilgiler alınır.

 

3. Aşama: Ruhsal durum değerlendirmesinde şu konular alanında bilgiler edinilir:

  • Genel görünüm ve davranışı,
  • Konuşma ve ilişki kurma tarzı,
  • Duygulanımı (Dıştan ve içten gelen uyaranlara duygularla tepki verebilme yetisi),
  • Bilişsel Yetileri:

-Bilinç,

-Algılama,

-Oryantasyon (yönelim)(kişilerin, zamanın ve yerin tanınması),

-Hafıza,

-Zeka düzeyi,

-Soyut düşünme becerisi,

-Gerçeği değerlendirme yetisi,

-Yargılama.

  • Düşünce süreci ve içeriği,
  • Dışa vuran özellikleri,
  • Benlik kavramı (kendisini nasıl kavradığı),
  • İlişkileri.

Bu bilgilerle birlikte kişinin gerekirse;

-         Psikolojik testleri,

-         Sorunun bedensel kökenli olduğu düşünülürse değerlendirmeyi yapan bir psikologsa kişi psikiyatri hekimine yönlendirilir. Psikiyatri hekimi değerlendirmeyi yapıyorsa gerekli kan ve idrar tetkikleri ile bilgisayarlı tomografi, elektroenselografi gibi görüntüleme yönetmelerini yaptırır.

VE

Kişide var olan durumun normal mi normal dışı mı olduğuna tüm bu bilgiler sonucunda karar verilir.

Çünkü unutulmamalıdır ki; Her insan TEK ve BİRİCİK’tir.

Bu nedenle de sorunları ve oluşum nedenleri BENZERSİZDİR.

  • Sağlıklı diye bilinen kişilerde sağlıksız özellikler, sağlıksız diye bilinen kişilerde de sağlıklı özellikler bulunmaktadır.
  • Hiç kimse tümden normal ya da tümden anormal değildir.
  • Her insanda aşırı uygunsuz, tutarsız ve yetersiz davranışlar görülebilir.

Konumuz: İnsan

İlkemiz: “ÖNCE ZARAR VERME” dir.

Her insan; etiketlenmekten korkar. Çünkü etiketlenme kişide “doyum aldığı şeyleri kaybetmek, dışlanmak, çaresiz kalmak” gibi pek çok korkuyu alevlendirir. “Bu kişi anormal duygu, düşünce, tutum ve davranışlara sahip” derken dikkatli olunması gerekmektedir.

 

 

 

Uzm. Psk. Birgül AYDIN

YA – PA ÇOGEM Psikolojik Danışmanlık Merkezi

 

 

 

 

Bu yazı Psikoloji kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Psikolojide Normal- Anormal Kavramı için 3 cevap

  1. Birgül AYDIN der ki:

    Çok teşekkür ederim. Dilerim yeni yolum umutlarıma umutları getirir :)

  2. tansu der ki:

    oncelıkle cok acıklayıcı olmus cok guzel tebrık ederımm gelecegın psık. olmayı dusunuyorum ınsallah eger sızde bana uluasmak ıstersenız yorum atın

  3. zeiha beyza der ki:

    ben beyenmedim açıkçası biraz gereksiz ayrıntıya girmiş olmanız beni rahatsız etti ancak diğer bazı bireyleri geride bırakmış olduğunuz haşikar..umarım ben de daha iyisini yaparım..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>