Dinimde…


“İnsanlarla kavga etmek, tartışmak, aranı bozmak istiyorsan din, siyaset ve futbol taraftarlığınız hakkında konuş” derler.
Hiç kimseyle küs olamam, kırmayı da hiç istemem. Kavga etmektense de oradan kaçmayı yeğlerim.
Ama bugünlerde çok üst üste geldi şu “ inanç” konusu.

Bir taraftan rahmetli Erbakan’ın çocuklarının trilyonluk miras paylaşımı ve birbirlerini “hırsızlıkla suçlamaları” , diğer yandan karısının fakirlikte elde çamaşır yıkayarak 4 çocuk büyütmesiyle övünen başbakanımızın çocuğunun gemicik sayılarının 12 ye ulaştığı haberleriyle, bugün de vefat eden sanatçımız Merak Okay’a dini yayınlarıyla ortada olan sözde İslami gazetenin ayıp ve günah olan yorum ve yazıları karşısında dayanamadım, yazayım istedim.

Bu kadar zengin olanın haramsız olabileceğine ve dinimizin nefretle birinden sözetmeyi günah saymayacağına, inanmayanlardanım. Hani atasözümüz vardır “çok söz/laf yalansız, çok para/mal haramsız olmaz “diye…

Bunlar o misal…

Ben, Osmanlı imparatorluğu zamanından beri Balkanlarda yaşayıp asimile olmayan ve hükümetlerin tüm zor ve baskıcı uygulamalara rağmen gelenek ve göreneklerini sürdürmeyi başaran, dini vecibelerini yerine getiren bir müslümanım, elhamdülillah.
13.yüzyıldan 1878 yılına kadar Osmanlı da kalan ve günümüze kadar hala asimile olmayan Bulgaristan’da yaşayan bir milletin evladıyım. Gururluyum velhasıl.

Köyümde bir kez bile hırsızlık nedir duymadım, cinayet sadece filmlerde, masallarda olur diye bilirdik. Zina, kız kaçırma, 18 yaşından küçük kızların evliliği akla hayale sığmazdı.Köpek tekmelenmez, ormanlar yakılmazdı.Hiç mi özürlü yoktu bizim köyümüzde , diye sordum anneme, bulamadık önce.Akraba evliliğinin olmamasından mı, daha gebelikten başlayan sağlık takip ve bakımlarından mı diye düşünürken aklımıza birkaç kişi geldi. Meğer onlara hiç o gözle bakmamışız, küçümsememişiz, soyutlamamışız, okulda “özel” diye ayırmamışız.

Birdik biz, herkesle.

Biri fırıncı idi, diğeri ayakkabı tamircisi mesela. Herkesin yapabileceği bir iş vardı. Çalışmamak ayıptı. Sadece yaşlılar evdeki yemek vs işlerine bakar, dışarıda çalışmazdı, işsiz yoktu hatırladığım.

Ayıp vardı, günah vardı, yasak vardı … zengin-fakir ayrımı yoktu.

Birinin diğerini çalıştırdığı, iş, aş verdiğini de görmedim, yaşamadım. Eve temizlikçi almak, tarlada para ile birini çalıştırmak da yoktu. Yani insanın patronu olduğunu yaşamadım hiç. Dolayısıyla hak yeme, haram yeme de hissetmedim. İmece usulü ile kotarılırdı işler.

Köyümüzde hem cami, hem kilise vardı. Bayramlarımızda baklavamızı ikram ederdik Bulgar komşularımıza, Paskalya da onların süslü, resimli yumurtalarından yerdik.

İlk öğrendiğim dua bilmediğim bir dilden olmadığından hala her gece önce onu okurum, alışkanlığımla. ”Yattım Allah kaldır beni, nur içine daldır beni, ecel gelir ölür isem, iman ile gönder beni” diye başlardım o günün sorgusunu da yaptığım yatağımdaki dualarıma.

Babaannemden öğrenmiştim dinimizin ilk ilke ve kurallarını. Hala bugün gibi aklımda ve kılavuzdurlar bana. İlk temel ilkelerim ise:

1) ZARAR VERME: İnsana, hayvana, bitkiye, doğaya..ama önce kendine. Vücüduna, zihnine, beynine , kalbine, hayatına etki edecek hiçbir zararlı madde ve uygulamayı yapma. Yani iftira atma, beddua etme, birinin malına, canına, itibarına… zarar gelecek olaylarda olma… ağaçlara da , bitkilere de, sokaktaki hayvanlara da zarar verme. İçki, uyuşturucu, intihar..da kendine zarar verebileceklerin arasındadır, onlardan uzak dur…

2) TEMİZ OL: Düşüncelerinde , davranışlarında,kalbinde , bedeninde, evinde, çevrende …TEMİZ ol.

3) İSRAF ETME: Fazlasını alma, tüketme, harcama. Yiyeceğin kadar al, giyeceğin kadar sahip ol, çok yeme, zamanını tüketme,suyu- elektriği- yakıtı… israf etme… Allah’ın verdiği tüm nimetleri akıllı kullan. Zekanı, yeteneklerini de kullan, israf etme, boşuna ziyan etme..

4) ÇALIŞKAN OL: En büyük ibadet çalışmaktır. Çalış, üret, değer yarat..Çalışkan insanların yanındadır, Allah.

Hiç birini unutmam. Ailede verilen ilk ve temel bilgiler hep hatırlanır ama okul yaşantımda öğrendiklerimden aklımda sadece beşi geçmeyen dua kalmıştır, düşündüğümde.

Din, devletin değil, ailenin sorumluluğunda idi, bizde.

“Oku” diye başlar benim kitabım.

09.04.2012

Bu yazı Günlük kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Dinimde… için 7 cevap

  1. Dinçer Kaçaran der ki:

    İlk satırdan başlayarak;
    Gelişememiş bir ülkeyi bozmak,dağıtmak isteniyorsa ; ya din ya da milliyetçilik kurcalanaır.Ayrıştırma buradan başlar.Ülkemizde de bu işler 1950’li yıllarda başlar.Diğer bir deyişle Laiklik buradan yok edilmeye başlamıştır.Bugün de ayrıştırma halen daha devam etmektedir.
    Dinin belli çevrelerce kullanılması, Kuran’ın yeterince bilinmemesi Arapça’nın Türkçe’ye çevrilmemesinden kaynaklanmıştır.”Kuran”ın Türkçe meali olamaz..anlamını yitirir ” safsatası beyinlere kazınmıştır.Bu kesime karşı yazılar, kitaplar yazan gerçek din eğitimli kişiler deyim yerindeyse “Afaroz” edilmişler..daha da ötesi yok edilmişlerdir.Örneğin Turan Dursun gibi.
    Türkiye mozaği bozulmaktadır.Bu mozağin temelini laiklik ve de Ulus devlet kavramları koruyordu.Bu her iki kavram da “küreselleşme”ye (emperyalizmin uydurması) dik duran ilkelerdir.
    Kısacası; inancın toplumsal değil, kişisel bir bağlayıcı olduğunu bilsek ve anlasak,daha sonra da saygılı olsak ne sorun olabilir ki..?
    Galiba Amerikan dolar’ı ile imamın yeşili daha çok kolkola gezeceğe benzer..

  2. DERYA der ki:

    Bu kadar güzel anlatılır ibadet..
    bence ibadet müslümanlığın 5 şartında saklı değil. önce sizin yazdığınız gibi. ZARAR VERME,TEMİZ OL,İSRAF ETME,ÇALIŞKAN OL.bunları uyguladıktan sonra, dini vecibelerimizi yerine getirelim diye düşünüyorum..
    İbadet ; Bana göre önce, sizin de değindiğiniz gibi bu 4 kuralda saklı , sonra 5 şartımız olmalı..
    ne yazık ki günümüzde babannenizin dediği altın kuralları uygulayan çok az insan kaldı..yaşamımızda hasret kaldık böyle düşünenlere.
    şimdi ; galiba babanneler gençlere ÇAL,ÇIRP, ZARAR VER, KAZIKLA diye torunlarına öğüt veriyor:)

  3. Nermin Kurtuluş der ki:

    Sevgili Gülcer Hanım kutluyorum . Ne kadar dogru bir din tanımı ve nekadar dogru bir yaşam felsefesi nur içinde yatsınlar babaannelerimizin ögrettigi ortak dua ailede verilen ahlak ve dinegitimleri birbiriyle örtüşürdü .
    Sevgili büyüklerim hepsini kaybettim nur içinde yatsınlar. Sizinle aynı kültürde ve egitimde yetişmişler kişilerdi, tanımanızı isterdim . İnaçlı, ancak yobaz degil, çalışkan, paylaşımcı, dürüst kişilerdi. Ayrıca çok donanımlı, çok güzel egitimli idiler. Babamın adı Kubilay’dı .Dedesi ögretmen Kubilay şehit edilince, 1933 babam dogmuş, onun adını vermiş. Anadolu’da öldürülen bir aydına sahip çıkıyor, saygıyla anıyorum hepsini.
    Dogdugu köye gittim. Hayranlıgım bir kez daha arttı. Kendilerine bir vadi içinde birkac balkan evi, oradan, beş yaşında daha, dedelerinin ögretmenlik yaptıgı köylere egitim için kilometrelerce yolu yürüyerek gidermiş babacıgım.
    Eski Zara ögretmen okulundayken göç ile 1950 yılında gelmişler . Hayatlarını sadece çalışarak kazandılar . O yüzden şaşkınız ya… ögrendigimiz din bu degil , ahlak bu degil bizim dogrularımızla örtüşmüyor.
    İnşallah daha uzun anlatma fırsatı buluruz.
    Teşekkürler, yazınla beni çok derinlere götürdün .
    Ancak din konusununbu kadar devlet işlerine sokulması hepimizi üzüyor kaygılandırıyor .
    Sevgi ve saygılarımla.

  4. Nermin Kurtuluş der ki:

    Yazım hatalarım için özür diliyorum bilgisayar ile yazarken bilemiyorum

  5. MuratK der ki:

    Merhaba
    Sevgili üstat, mensubu olduğunuz din ana vurgusunu kul hakkı ile yapmış ve sürekli olarak yoksulu, ihtiyaç sahibini yetimi gözetmeyi emretmiştir. Özünde iyi insan olmayı referans alıp yayıldığı bölgenin demografik ve coğrafi yapısına uygun düzenlemeler ile kendi kendini dokumuştur.
    22 yıldır çalışma hayatı içerisindeyim ve bir kısmını da sizinle paylaştım. Hemen hemen çalıştığım hiç bir patron yada organizasyon fazla mesailerimi ödemedi. Hiç birine de helal etmiyorum.
    Bahsettiğiniz coğrafya bizim için güneşin kuzeyde olduğu topraklardı. Bu gün aynı mıdır diye sorsam size aynı cevabı vereceğinizi sanmıyorum. Ahlak önce din sonra olmadığı sürece, dinin ahlak eksenli değerlendirilmediği sürece, yaratılmışın yaratandan bir parça dolayısı ile yaratılmışa saygının yaradana saygı olduğu belletilmediği sürece duvara karşı secdeye devam edilir. Oysa rabbin meleklerine bize secde etmelerini emretti.
    Dostça kal.

  6. SERHAT EDİZSOY der ki:

    Valla bu yazına nedenirki,Dört dörtlük olmuş.Yanlış anlama 4+4+4 değil ha.O ayrı o dindar gençlik yetiştirmek için,düşünen değil.Neyse kutlarım.

  7. Nurten ÇIKIKÇI der ki:

    Gülçerimmmm inan imrendim bu babaanene ve köyüne.Hadi kaldımı orada böyle bi yer.Oraya gidelim. Çünkü ancak öyle yerlerde çoçuk yetişir. Bu ülkede değil.Bu yazını fs koyup inan yayınlamak paylaşmak isterim.Gerçekten buna ihtiyaç var.Anlatımına ve anlattıklarına bayıldım .Bir sınıfta örnek ahlak ve din dersi eğ.Seni kutluyorum Bitanemmm.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir