– Sizce bir İK çalışanını/yöneticisini başarılı ve potansiyel sahibi yapan en önemli özellikleri nedir, ekibinize yeni bir kişiyi alırken hangi kişilik özelliklerini arardınız?


(Bu soru uluslar arası , büyük ölçekli bir grupta çalışan çok sevdiğim bir meslektaşımdan geldi. İK yöneticisinden. )

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır. Ben kendiminkini anlatayım.
Doğru olduğunu savunmayacağım kuşkusuz.
Bir yerden okuyup öğrenmiş de değilim.
Hatta şanslı mı, şansız mı olduğuma karar veremediğim konu da, bu mesleği öğreneceğim bir yöneticim de olmadı benim.
Tecrübi bilgidir burada paylaşacaklarım. Hissederek uyguladıklarım.

İK (insan kaynakları), bir hizmet konusudur öncelikle.
İşletme için bir ana faaliyet de değildir.
Çalışmaların büyük bölümü destek süreçlerden oluşmaktadır ancak kısmen stratejik boyuta sahiptir.
İşletmenin tamamına, tüm çalışanlara “değen” tek bölümdür İK, diğer bölüm/departmanlara kıyasla.
Üstelik sadece çalışanlarla değildir işi, ilişkisi, iletişimi.
Devlet kurumları, sendikalar, üniversiteler, okullar, bankalar, servis sağlayıcıları (yemek, taşımacılık, temizlik vs), sivil toplum örgütleri, genel olarak toplum…
Dolayısıyla İK çalışanlarının içinde bulunduğu sosyal ağlar çeşitli ve karmaşıktır.
Girdi çıktı ilişkisi açısından hem işletme içinde hem de işletme dışındadır müşterileri de tedarikçileri de.

Bu nedenle, tüm İK süreçleri için aynı, ortak yetkinlikler, kişilik özellikleri aramak bence mümkün değildir. Pratikte karşılığını bulamaz diğer bir deyimle.

Örneğin özlük işlerini, yani yasal boyutuyla, maaş vb sorumlulukları üstlenen, yürüten İK çalışanlarının ve yöneticisinin, öncelikle obsesif derecede dikkatli, sorgulayıcı, ayrıntılara önem veren, zamanını iyi planlayan, titiz, sabırlı, talimatlara uymaktan hoşlanan, monotonluktan sıkılmayan, esnemeyen, disiplinli vb gibi özellikleri olmalıdır. Çünkü devletle kurumlarıyla, yasa ve yönetmeliklerle, müfettiş ve bankalarla çalışacağından söz konusu yetkinliklerin daha baskın olması gereklidir. O’nun çatışmacı davranması, alttan alan, sakin, uzlaşmacı bir tarzının olmaması, ilgili kişi ve kurumlarla işletmenin de çatışması anlamına gelmektedir.

Bunun yanında sendika ile ilişkileri yürüten, endüstriyel ilişkileri sürdüren kişi/yönetici iletişimi güçlü, esnek, dinleme becerisi olan, problem çözen, strese dayanıklı, hoşgörülü, affedici vb olması gereklidir ki işler de kişi de, ilişkiler de olumsuz etkilenmesin. Sendikal ilişkilerden sorumlu bireyin, birleştirici, sakin, affedici, kazan kazan düşüncesine sahip, yeri geldiğinde tavizkar olması gereklidir.

Oysa ücret sistemini yöneten çalışan ve yöneticilerin, sorgulayan, muhakeme eden, analitik düşünen, sır tutan, içe dönük vb gibi özellikleri olması tercih edilir. Bu bireylerin biraz yalnız, üst yöneticilerden gelen “benim çalışanımın ücretini yükselt “baskısı karşısında dirençli, otoriter ve gizlilik ilkesine mutlaka uyan kimseler olması gerekmektedir.

Bildiğiniz gibi büyük şirketlerde İK daki görevler uzmanlaşma şeklinde yürütülmekte ve bölümler bazında çeşitlenmektedir. Hepsini burada saymak mümkün değil tabii ki. Belki de her bir süreci ayrı biçimde analiz etmek ve gerektirdiği yetkinlikleri tartışmak daha yerinde olabilir.

Örneğin işe alma, iç /dahili transferler, sağlık, güvenlik, eğitim, destek hizmetleri ( yemek, servis, temizlik vb) performans değerleme, ücret yönetimi, kariyer planlama, kurumsal iletişim… hepsinde farklı yetkinlikler ve kişilik özellikleri aranmaktadır.

Öte yandan ama tüm İK çalışanlarında görmek istediğim, olmazsa olmaz, ortak, temel özellikleri de sayabilirim.

Müşteri odaklılık bunların başında gelmektedir örneğin. Karşılaşılan durum ne olursa olsun, talepte bulunan kişi haksız bile olsa, onun sorununu nasıl çözebilirim diye düşünmek gerekmektedir.
Çok çok iyi bir dinleyici olmak, adeta bir ön koşuldur.

Gizlilik ve etik kurallara uygunluk en hassas noktalardan birisidir.

Adalet, bir ana ilkedir. Karşı karşıya olunan kişilerin kırılacağını bile bile “emsal” oluşturmamak gereklidir.

Empati kurmak bir başka ortak davranıştır örneğin.

Kavga, tartışma ne İK çalışanlarının kendi aralarında, ne de müşterileriyle olmamalıdır.

Sorunlar karşısında görmezden gelmek, talepleri geri çevirmek ya da durumu idare etmek değil, sorunlara alternatif çözüm önerileri ile yaklaşmak, her durumda “çözmek”ten yana tavır almak elzemdir.

Bence, İK çalışanı iseniz “olmaz” cevabı asla kabul edilemez. Mutlaka olur ama hangi koşullarda, hangi gerekliliklerden dolayı, hangi araçlarla, ne zaman olacağı belirtilerek gidilir çözüme.

Üstte saydıklarımın dışında, benimle çalışan, çalışabilecek kişilerin mutlaka insiyatif kullanması gerektiğini düşünmekteyim.
Hedeflerini kendileri seçmelidirler.
Üst yönetimden, kırılımlarla gelen iş hedefleri dışında örneğin, “bu yıl 3 kaizen yap, 10 geliştirme önerisi getir” şeklinde hedefler verirdim ben, seçimlerini İK çalışanlarının yaptığı.

Bir İK yöneticisi olarak, kasıtlı ve ahlaken yanlış değiller ise eğer, hatalara karşı affedici olmak gerektiğini düşünmekteyim.

Her ne kadar kulağa hoş gelmese de İK çalışanlarının politik, daha doğrusu diplomatik davranabilmesi gereklidir. İşveren, yöneticiler, astlar, çalışanlar, yasalar, ilgili diğer kuruluşlar arasındaki ilişkiler hem karmaşık hem de adeta pamuk iplğiyle başlanmış gibi hassastır. Söz konusu ilişkiler, tüm taraflar için tehdit ve risk içermektedir çünkü. Demokles’in kılıcından da korunmak gerektir.

Son kural, kimlerle çalışılamayacağına dair formüle edilebilir belki: Çok alıngan, çok gururlu, egosuna dönük bireyler İK alanında çalışırlarsa çabuk hastalanırlar bana sorarsanız.
Ve işini geliştirme arayışı olmayanlarla, kavgacı kişiliğe sahip kimselerle asla çalışmamak gereklidir.

İK yöneticisinin potansiyeli ve başarısı için en önemli gerekliliği en sona bıraktım.
Ekibini, onların bireysel ihtiyaçlarına göre motive etmeyen ve korumayan İK yöneticisinin başarılı olma şansı düşüktür kanımca.

Yani bence….
Gülçer ‘ce 🙂

Farkında iseniz hiç şu okulu bitiren, bu bölümü okuyan, filanca dili bilen..demedim…
Kendini geliştiren, planlamayı bilen, koordine eden… falan da demedim.

İletişimin ana kavramlarını biliyor ve uyguluyorsanız ben sizinleyim, sizler de benimle 🙂
Gerisi kolay. Öğrenilemeyecek, başarılamayacak hiçbir şey yoktur…..

Bu yazı İnsan Kaynakları, Sorularınıza Benden Cevaplar kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

– Sizce bir İK çalışanını/yöneticisini başarılı ve potansiyel sahibi yapan en önemli özellikleri nedir, ekibinize yeni bir kişiyi alırken hangi kişilik özelliklerini arardınız? için 3 cevap

  1. Günay der ki:

    Elinize sağlık, çok net özetlemişsiniz…Düşüncelerimiz ne kadar paralelmiş:-))

    Günay

  2. nazım der ki:

    Değerli dostum. yaşım 55 ! İK kökenliyim ve genel müdürlük pozisyonuna kadar yükseldim.
    Yazdıkların çok doğru tebrik ederim. Pratikte ise sana tüm kalbimle başarılar dilerim. Ben başaramadım bu iğrenç kapitalizmde.. İnşallah sen başarırsın…

  3. meriç soydan der ki:

    ik çalışanının / yöneticisinin başarılı olması için,
    sevgi,saygı,ilgi,bilgi olması gerekmekte birde sonradan değil doğmadan yönetici karekteri olması gerekir bence…
    ekibe yeni katılacak kişinin özelliklerini imzasından görebiliyorum,ona görede karar veriyorum,buda doğuştan bir yetenek…
    sağlık ve sevgiyle kalın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir