Boşanmak İçin Evlenilmez


İş Hukuku’nu, bu konunun duayenlerinden rahmetli avukatımız Yücel Gürler’den ve sevgili avukatımız Cenk Doster’ den epey öğrendiğimi iddia edebilirim. Ucundan da sosyal güvenlik ,ticaret ve borçlar hukukundan da kulağıma kar suyu kaçanlar var. Ama Medeni Hukuk’la hiç işim olmamıştı bugüne kadar.İnşallah da olmaz.

Üç çocuklu, 15 yıllık evli , bir kadın arkadaşımın eşinin üçüncü kez aleni ihanetinde ve üstelik eşi boşanmak isteyince, bu konuyu biraz araştırayım, dedim.

Mantık aynıdır nasılsa, İş Hukuku’nda güçlü olan işverenin yerine burada güçlü olan erkek ; zayıf/mağdur olan işçinin yerine de kadını yerleştirmişlerdir kesin diye düşünerek , kanunlar da mağduru, dürüstü, zayıfı korur mantığı ile olaya baktım .
Yine de avukatımız Özge Gizem Aydın’a da soralım dedim.
Çağdaş ülke kanunlarından modellenerek yapılır ya kanunlarımız ..eee bunun adı da MEDENİ… kesin kadını koruyordur diye sordum ve afalladım.

Konu çok sıkıntılı, yazılanlar da sıkıcı ama kanımca her kadın, bekar veya evli fark etmez bu yazıyı okumalı.Yani bu yazıyı kadınlar okusun diye yazıyorum.

Hiç kimse boşanmak için evlenmez derler.
Bir niyet beyanının ifadesidir bu.
Ancak hayata karşı tutunma şansı nedir niyetlerin?
Aşklar, dostluklar, ortaklıklar hatta kardeşlikler tutunamazken.

Peki hayata karşı, değişen ilişkilere, konumlara, çıkarlara, özetle insanlara karşı kim korur bizi?

Hukuk diyorsanız, çok yanıldığınızı anlayacaksınız bu kez de.
Çünkü hukuk da ait olduğu toplumun yani yaşadığımız hayatların bir aynası sadece.

Boşanma halinde başınıza neler gelebileceğini biliyor musunuz?
Eminim evlenince başımıza neler geleceğini bilmediğimiz kadar bi haberiz hepimiz bundan.

Örneğin mal paylaşım rejimi ne getirip ne götürdü biliyor musunuz gerçekten ? Bir özet geçebilirim, öğrendiklerimden.

2002 yılından önce (yeni kanun çıkmadan ) edindiğiniz mallar için herkesin kendi mülkiyet hakki saklı . Sonrasında eğer mal ayrılığı rejimini seçecek bir girişimde bulunmadıysanız varlıklarınız eşinizle ortak.Yani ek bir anlaşma yoksa aranızda , aldığınız malların yarısı sizin, yarısı onun olacak.
Örneğin bir daire ve bir arsaya sahipsiniz. Eviniz 2002’den önce alındı ve eşinizin üzerine tapulu durumda. Arsanızı ise 2002’den sonra aldınız ve bu arsanın tapusu size ait.
Boşanmanız halinde eviniz eşinizde kalıyor ve arsanızın da yarı mülkiyetini eşinizle paylaşmanız gerekiyor. Yani evlilik sonrasında ortak çalışarak aldığınız mülkleri, mülkiyetlerini ( tapu ile örn) ayırmış da olsanız, tarih farkından( yeni yasa) dolayı eşit paylaşamıyorsunuz.

Ama asıl ilginç olan, eşiniz ne kadar ağır kusur işlemiş olursa olsun bu paylaşım biçiminin değişmemesi.
Yani şiddet uygulama veya aldatma gibi bir kusur bile varlığın mağdurdan yana yeniden paylaşımına gerekçe olmuyor.

Ülkemizde özellikle taşınmaz mülkiyetin erkeklere, yukarıdaki mağduriyetlerin de çoğunlukla kadınlara ait olduğu düşünülürse kadınlar aleyhine nasıl çarpıcı bir tablonun ortaya çıktığı görülür sanırım.

Bundan daha önemlisi çocukların velayeti ve nafaka konusu.

Bir çocuğunuz da olsa beş çocuğunuz da olsa eşin aylık gelirinin dörtte biri kadar nafakaya hükmediliyor en çok. Suçlu kişi o olsa da. Fazlasını vermek tamamen rızaya dayalı. Ki örneklerini ara da bul.
Ticaretle uğrasan biri, emekli maaşını gelir göstererek komik rakamlarla nafaka verebiliyor. Ya da bir iş adamı beyan ettiği çok çok düşük geliri üzerinden nafaka ödeyebiliyor.
Yine çocukların annede kaldığı durumların oranı düşünülürse nafaka geliri diye reel bir gelirin olmayabileceğini görmek zor değil.

Uzlaşmaya varmadan mahkemeye giderseniz de mal paylaşımına müdahale edemiyorsunuz fakat tazminat talep edebiliyorsunuz. Ancak tazminat rakamları da çok acıklı düzeylerde ne yazık ki. Gerçekten hayatınızı sürdürmenize yardım edecek, mağduriyetinizin karşılığı olacak bir tazminat için birinci dereceden tanıklarla mağduriyetinizi, eşinizin kusurunu kanıtlamanız; söz konusu ödemeyi yapacak maddi güce sahip olduğunu göstermeniz ve tüm bunları belgelendirmeniz gerekiyor. Tabii bu arada eşiniz mal varlığını kaçırmanın yollarını keşfetmezse.

Yukarıdaki örnekten devam edecek olursak, diyelim ki 15 yıllık evlisiniz, 3 çocuğunuz var ve eşinizin talebi veya kusuru yüzünden boşanmak durumunda kaldınız. Elinize geçen sadece bir arsanın yarı hissesi ve komik bir nafaka olacaktır. Eğer oturacak bir anne/baba eviniz ve “kendinize ait” bir geliriniz yok ise bir trajedi ile karşı karşıyasınız demektir.
Boşanma sırasında da yaptığınız herhangi bir sözleşmenin de koruyuculuğu yoktur ve olası her ek talebiniz için uzuuun dava süreçleri sizi beklemektedir.

Evet, kimse boşanmak için evlenmez. Ama boşanmak için mahkemeye gittiğinizde, sizi sizden başkası da koruyamaz.O da bu kanunlarla zor ama , sanırım ortalık güllük gülistanlıkken böyle günlerin de var olabileceği düşünülerek hareket edilmeli ve en önemlisi kadının mesleği, işi ve sosyal güvencesi mutlaka olmalı.
Sonuçlardan korkmamak için süreçlerde cesur olmak da gerek sanırım. Hele kadın iseniz, mangal gibi yüreğiniz ve “kendinize” yaptığını yatırımlarınız olmalı. Yoksa fiziken ve kalben olduğunuz gibi hukuken de yapayalnız kalabilirsiniz.
Çünkü çok sevdiğiniz eşiniz o an geldiğinde hem aşkı, hem parayı isteyip, çocukların sorumluluğunu istemeyecektir. Veya vicdan denen “şey” kaybolmuş olacaktır.Akla uygun hale getirecek birçok savunma mekanizması bulacaktır.
11.05.2012

Bu yazı Hayatımızı Etkileyen Değişiklikler/ Yasalar, Sorularınıza Benden Cevaplar kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir