Kişiliğimiz – Mesleğimiz


Siz psikologlar bize bakınca normal olup olmadığımızı anlıyorsunuzdur diyor, çoğu insan.
Mesleğin tüm yaşamında öne çıktığı inancı yaygın.
Kimliğimiz , kişiliğimiz, mesleğimizdir anlamında.

Psikopat, şizofren bu diye, ahalinin rahatça damgaladığı bir diğeri için o teşhisi koymak ,işi bilen için hem o kadar kolay değil, hem doğru da değil.

Bizler yaş ve ortama göre gelişmesini beklediğimiz , belli bilgi , beceri ve yeteneklerin varolmasını ararız kuşkusuz. Ama bazen birinin gelişmemişliğini diğeri (sistem, yetenek vs) telafi edebilir. Bu, geri veya anormal anlamına gelmez.
Zeka testlerinde de bu böyledir, diğer test ve ölçeklerde de.

Birçok alanda o yaş için beklediğimiz gelişmişliği ararız ama sonunda o kişinin, çocuğun normal olup olmadığını genel olarak puanlar, değerlendiririz.

Ahlaki gelişimden örnek vereyim.
Yanlış hatırlamıyorsam 4 yaşın test sorularından olan davranışta “niyet” kavramını ararken bir örneğimiz vardı. İki öğrenci öğretmeninin dolma kaleminin mürekkebini öğretmenin masa örtüsüne döküyorlar.
Yardım etmek için bu işlemi yapan çok büyük lekeye sebep olurken, gizlice öğretmeninin kalemini alıp açıp ,küçük lekeye sebep olanları kıyaslaması istenir. Eğer büyük lekeye sebep olana daha büyük ceza vermek gerektiğini söylerse, niyetten yoksunluk nedeniyle o yaş için o ahlaki gelişimin henüz tamamlanmadığını söyleriz
Bu durum anormal değildir ama bu yönün gelişmeye ihtiyacı olduğu ipucunu bize vermektedir.
Gerçi 15 yıldır bu testlerden uzağım ama ona yakın bir test itemi idi.

Bazen bir çocuğun tırnak yeme sorununa takan ebeveynler uyarılarla, ceza veya ödüllerle onu ortadan kaldırdıklarını düşünürlerken bir bakarlar ki çocuklarında tik gelişmiş veya saç dökülmesi başlar. Yani bir sorun çözülürken , başka sorun ortaya çıkabilir.
Bütüne bakmak gerek, özetle.

Kısa keseyim…

Bizler, bir insanla konuşurken veya onu izlerken yaşamını sürdürüp sürdüremediğinle ilgileniriz. O sorun o kişinin hayatını engelliyorsa, yaşamını sıkıntıya sokuyorsa, başka hastalıklara neden oluyorsa vs o zaman o konunun ele alınması gerekmektedir.
Fakat kişi sorunu için çeşitli savunma mekanizmalarını kurmuşsa ve bu onun yaşamını sürdürmesine sebep ise, kendine ve başkasına zararı yoksa “ellemeyiz”. Normal ve doğal olarak kabul ederiz. Damgalamayız, etiketlemeyiz.

Ama görür müyüz? Genellikle evet.
İçimizden değerlendirme yapar mıyız? Çoğu zaman evet.
Kendimizde uygulayabiliyor muyuz? O tartışmalı 🙂

Şimdiki emeklilik yaşamımda da bunları yaşıyorum. O nedenle bazen hayatımın zorlaştığını düşünüyorum. Bu konuya çalışmalı ve kendimi toparlamalı, değiştirmeli, normalleştirmeliyim , diyorum.

Mesela bahçede çalışan veya badana boyamı yapan arkadaşları gözlemlerken de, hobi için bütün gün uğraşanların yaptıklarının değerini ölçerken de, bunun etkisinde kaldığımı fark ediyorum.

İnsan kaynakları alanındaki çalışmamda öğrendiğim, alışkanlık haline getirdim “değer yaratma”, iş disiplini, maliyet… kavramını sorgular buluyorum kendimi.
Veya üstünü örtmediği çimento ve kumu yağmurdan heba olan işçinin” patron düşünsün onun zararı” cümlesindeki hayal kırıklığımı ve öfkemi fark ediyorum.

Bu işin ne kadarı asıl iş ?Ne kadarı “muda”? İsraf nasıl önlenmeli? 5S yapılsa ne kazanılır?…. Bu ürünün maliyeti , hazırını satın aldığımız üründen çok, o nedenle ben onu satın alayım da , daha değer yaratan bir şey yapayım…gibi düşüncelere geçiyor aklımda.Hobi olarak yapılanlarda bile…

Sonra , zihinsel gücü ile iş yapanların , emeklilikte genellikle bedensel iş yapmada zorlandıklarını veya keyif almadıklarını keşfediyorum şimdilerde.
Mesela ben, minik bahçemde üretmek istediğim domateslerimin maliyetinin 50TL/kg olduğunu hesaplıyorum. Amortismanını düşşsem de:) ROI,ler, amortismanlar, öğrenme bedeli ve verimlilikte iyileşmelere takıyorum 🙂

Biz , psikologlar da , güçlü yönlerinizi geliştirin, onları kullanın ki ortaya daha kısa sürede daha değerli sonuçlar çıksın, keyif alın deriz.
Gelişmemiş, eksik yönlerinizi geliştirmeye uğraşırken harcayacağınız enerji, zaman vs çok fazla olup, genellikle de sonunda gurur duyacağınız bir şeyler çıkmayacağından, motive olamayabilirsiniz çünkü.
Halbuki emeklilik dönemi, uzun yılların yorgunluğunun atıldığı, keyif dönemi olarak kodlanmıştır zihnimizde. Ektiğinizi biçme zamanıdır artık.

Ancak alışkanlığınızı , örneğin zihinsel becerilerini kullanan birinin , onları bırakıp, bedensel becerilerini öne çıkarması sanırım zor veya kabullenilmesi, becerilmesi zaman alıcı bir süreç olacak.
En azından benim için.
Yolculuğum, bu patİKa da devam ediyor, edecek.
27.05.2012

Bu yazı Ayvalık, İnsan Kaynakları, Psikoloji kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Kişiliğimiz – Mesleğimiz için 4 cevap

  1. guzin abraş der ki:

    Mesleklerin yarattığı algı seçiciliklerinden sıyrılmak mümkün değil sanırım. Medyada çalışanlar için merak bir insani sorgulama değil, gereklilik. Edindiği bir bilgiyi paylaşma kendini tutamama değil, olmazsa olmaz bir aktarım. Sıradanmış gibi arada kalan özel bir hikayeyi bulup ortaya çıkarmak, bakın işte bu sizin fark etmediğiniz demek adeta bir keşif duygusu… Tüm bunların içine hukuki ve ahlaki dengeleri yerleştirmek , araştırma gücünü eklemek mesleki etik ilkelerine itaat…. Dolayısıyla benimsediğiniz severek hissederek yaptığınız bir işin genişlettiği bakış açılarından sıyrılmak bence gerekli de değil… Bilakis derinleşerek güçlenmeli…

  2. Arife KOMAN der ki:

    Yaşama, hangi pencereden bakarsan bak, ÖĞRETMEN kimliğin her aman önde. Ya da yaşam gurusu mu demeliyim. Hep bir şeyler öğretmek…
    Yazılarını okurken her seferinde bir şeyler öğrenmenin keyfi de harika.Ellerine sağlık canım.

    • gulcer der ki:

      Sağol , canım bitanem… dostum.
      İltifatlarınla beni hep destekliyor, güçlendiriyorsun. Evet ben hep öğretmen/ hoca oldum galiba:)
      Bulgaristan da 8 yaşında başlardık ilkokula. Göç ile 19 mayısta Türkiye ye geldiğimizden ve orada okulların tatil olması haziran sonunda ,(hatta temmuz başı galiba)olması nedeniyle karnemi /diplomamı alamadan geldiğimden, Türkiye de 8.sınıfı tekrar okumuştum.
      Meslek lisesi de 4 yıl olduğundan ben sınıf arkadaşlarımdan hep büyük, genellikle öğretmenleri konumundaydım.
      Sanırım oradan alışkanlık 🙂
      Herkesin motivasyona ihtiyacı var, benim de:)
      Sevgiler canımcığım

  3. Seocu der ki:

    Tasarımınızı ve sadeliğini çok beğendik. Başarılar dileriz …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir