Operasyonel – Stratejik İK


“Aklıma birkaç soru geldi, aslında hem görüşlerinizi merak ediyorum hem de İK alanında yeni olanlara yol göstersin diye onlar adına soruyorum” diyor çok kıymetli bir İK yöneticisi meslektaşım…

Sorularından ilki şöyle: “İnsan kaynaklarında operasyonel işler ve stratejik işler ayrımını yapmak kolay değildir, hepsi iç içedir. Sizce bu denge nasıl sağlanır? İK kendini operasyondan sıyırıp nasıl stratejik bir partner olabilir?”

Evet çok iç içe görevler, roller bunlar, şimdilik. Kendi bakışımı aşağıdaki gibi özetleyebilirim:

Temel ihtiyaçlar karşılanmadan bir üst seviyedeki ihtiyaçlara talep olamayacağı varsayımından hareketle, önce zemini iyi kurmak ve öncelikli,temel,olmazsa olmaz ihtiyaçları gidermek gerektiğine inananlardanım.

Daha önce sadece ergenlik döneminde sık rastladığımız ama şimdi şehirli insanlarda da gözlemlediğimiz bunun tersi durumlar da hızla yaygınlaşmakta. Yani evindeki çocuğuna ilaç alamayan ebeveynlerin elinde sık sık yenilenen telefon modellerine rastlamak mümkün artık.

Belki bir süre sonra iş hayatında da yemek, servis, temizlik, bordro hazırlama, yasal işlemler vb. destek süreçlere ya gerek kalmayacak ya da bunlar tamamen taşeronlara devredilecek. Evden çalışma, kısmi çalışma ile zaten birçok hijyen hizmetine olan ihtiyaç zaten azalmış durumdadır.

Aynen yurtdışında olduğu gibi ulaşımını, yemeğini, çayını hatta iş kıyafetini oradaki taşeron hizmet sağlayıcıdan satın alacak çalışanlarla birlikte, bugün İK çalışanlarının zamanlarının en az % 50 sini alan bu işler ortadan kalkmış olacaktır.

Almanya Siemens ‘te görmüştüm yanlış hatırlamıyorsam; aşırı bireyselleşen ve grup sinerjisini oluşturamayan çalışanları, verimlilik ve aidiyet duygusu konusunda da olumlu katkı yaratacağını düşündükleri sosyal faaliyetlere teşvik etmek için hediyeler dağıtmaktaydı işyeri. Yani oralarda motivasyon çalışmaları ve sosyal organizasyonlar da bizdeki kadar aktif değil, işyeri sağlığı sorumlulukları da… Bu görevler de azalacak veya ortadan kalkacak gibi görünmekte.

Yani İK’nın operasyonel işlerinin, çalışma yaşamındaki gelişimlere paralel olarak azalacağı kanısındayım. Diğer yandan asıl işine odaklanacak ve bu tür işler için maliyet–getiri hesaplaması yapmak zorunda kalacak işverenlerin, rekabet avantajı yaratacak operasyonlarda “uzmanlaşma”nın önemini fark edeceklerini düşünüyorum. Dolayısıyla değer yaratmayan faaliyetler bir bir taşeronlara devredilecek diye öngörüyorum. Şimdilerde devretmekten çok korktukları, başkasına güvenemedikleri, personel özlük işlerini bile hatta…

Birçok şirkette eğitimini planlamak ve gerçekleştirmek artık çalışanın sorumluluğunda. Departmanın, kişinin yıllık bütçeleri var, eğitim için kullanabilecekleri. Ve yıllık performans hedef görüşmelerinde ihtiyaç duydukları veya zorunlu oldukları eğitimler için yöneticiyle anlaşıp el sıkışmaktalar. Yani çalışan, belirlenmiş bedelle, söz konusu yıl içinde, ihtiyaç duyduğu eğitimi, şirketin stratejik partnerlerinden kendi istediği zamanda alabilme yetkisi ve sorumluluğuna sahip olmakta. Diğer bir deyimle eğitim gibi temel bir sürecin bile bir süre sonra İK’nın planlama, organizasyon, takip/denetiminden çıkabileceğini düşünmek çok akla uzak görünmemektedir.

Staj süreci yönetiminin de aslında tahmin edilenden daha fazla zaman ve emek gerektirdiğini, bu sürecin yine partner firmalara devredilmesinin birçok durumda uygun olabileceğini düşünmekteyim.

İşe alma, seçme ve yerleştirme görevlerine ayrılan zamanının azalacağını ancak bu sürecin hiçbir zaman tam olarak taşerona devredilemeyeceğini düşünüyorum.Yine headhunter dediğimiz beyin avcıları varolacak ve belli ön eleme süreçleri taşere edilecektir ama tam devirden söz edilmesinin güç ve doğru olmadığını düşünüyorum.
Kanımca başarının anahtarı burada. Şirket kültürü ve yeni işe başlayan kişinin işletmeye uyumu, akademik deyimle birey-örgüt uyumu kritik başarı faktörünü oluşturmakta. Aksi halde o bölüm yöneticisinin kişisel tercihine göre seçilen adayın, hem dahili transferlerde hem de genel başarı ve karşılıklı memnuniyette sorun yaratacağını düşünenlerdenim. Ancak eleme aşamaları, yazışmalar ve dökümantasyon işleri devredilebilir ve süreç sadeleştirilebilir. Fakat bu devir ilişkisi için de çok iyi bir bilgi sistemi alt yapısı ve sistemin standardizasyonu gerekmektedir. Şirket imajı için de işe başlayan kişi için de bu algı önemlidir.

İş Güvenliği ve İş Sağlığı konularının da işin “uzmanlık” gerektirmesi ve de denetleyenin “dışarıdan ” olması gerekliliği nedeniyle şirket dışından kurum veya kurumlarca yapılacağına eminim.

Birçok operasyonel sürecin İDARİ İŞLER diye ayrı bölümden yönetileceğine, lojistik İK gibi adlandırılacağına ve İK’nın çok yakın gelecekte ağırlıklı stratejik roller üstleneceğine inanıyorum. En azından büyük şirketlerde, yabancı sermayeli işletmelerde, ana sanayi veya ortak girişimlerde bu beklenebilir gibi görünmekte. Zaten geriye kalan birçok işin ağırlığı şirketin stratejik hedefleriyle paralel ve eşgüdümlüdür bence…

İş hayatımda öğrendiğim, gözlemlediğim ve yaşadığım bir diğer olgu ise İK’nın başarısı ve stratejik partnerlikteki etkinliği için Bilgi Sistemleri Bölümü’nün doğrudan etkisinin ve katkısının, paha biçilemez değerde olduğudur. Çok iyi bir bilgi sistemleri altyapısı ile İK’nın operasyonel işlemlerinin minimuma indiğini bizzat yaşadım. Vardiya planlaması, servis ve yemek planlaması, fazla mesai kaydı, kıyafet siparişi, adres ve özel bilgilerin güncellenmesi vb gibi temel ihtiyaçlar için İK’nın devreden çıkması ancak bilgi sistemleri alt yapısının oluşturulması ile sağlanmıştı, benim çalıştığım şirkette. Online yapılan daha nice işler, İK’nın hamallık görevini ortadan kaldırmıştı. Hele taşeron yönetimi sürecindeki kontroller, İK’nın sorumluluk ve denetim rolünü nasıl da yasalara uygun ve verimli kılmıştı?

Sn. Remzi Sülo başta olmak üzere Vedat Bey, Sami Bey ve Mustafa Bey ile çalışma ekiplerine bu vesile ile bir kez daha teşekkür etmek isterim. Onlar olmasaydı, bugün Coşkunöz İK’nın başarısının çok eksik olacağına inanıyorum. Bence operasyonel işlemlerin azalması hatta tüm faaliyetler içindeki payının yüzde ona kadar düşmesi, bilgi sistemleri alt yapısının güçlendirilmesi ile mümkün olacaktır.

Yine çok uzattım 

Özetle:
İnsanlar, kurumlar ve onların ihtiyaçları değişecek, bu nedenle de operasyonel işler ve sorumluluklarınız azalacaktır. Ayrıca “asıl iş” dışındaki faaliyetleri ya da süreçleri daha kısa sürede, daha kaliteli ve daha ucuza yapacak başka ticari işletmelere devretme oranı yükselecektir.
Bilgi sistemlerini çok iyi kullanan gençler bu ihtiyaçlarını İK ile konuşarak değil, bizzat kendileri online yapmayı tercih edeceklerdir.
Türk ekonomisinde yerli şirket az kalacağı için yabancılar motivasyon uygulamalarını, sosyal ihtiyaçları değil, rekabeti, verimliliği, kuruluş amaçlarına katkıyı önceliklendirecek, kim verimli ise ona para ödeyecektir.

Ama bu sürede İK Bilgi İşlem Bölüm’leriyle iyi geçineceklerdir 
28.05.2012

Bu yazı İnsan Kaynakları, Sorularınıza Benden Cevaplar kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Operasyonel – Stratejik İK için 3 cevap

  1. Günay der ki:

    Elinize sağlık:-) Tecrübenizi ve düşüncelerinizi çok güzel özetlemişsiniz…
    sevgiler
    günay

  2. Remzi der ki:

    Elinize ve beyninize sağlık, Gülçer Hanım…
    Tecrübelerinizi ve düşüncelerinizi çok iyi yansıtmışsınız yazınıza.
    …..
    Sizinle birlikte çalışmak gerçekten çok güzeldi….
    Sizin yokluğunuzu hissediyoruz.

    Sevgi ve Selamlarımla.
    Remzi Sülo

    • gulcer der ki:

      Çok teşekkürler Remzi bey,
      Benim için de öyle idi, keyifli…
      Sizi transfer etmekle ne iyi etmişim 🙂
      Sevgi ve saygılar benden de..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir