Ahlak Nerede


…………………………………………………………………………………..
Beni günah ve yasaklarla büyütmediler. Ama “ayıp “önemliydi hep.

Utanma duygusu, utanma davranışları öğretilmiş, teşvik edilmişti ,korku ve günah değil..

Utanmıyor musun bunu yapmaya, şunu söylemeye, elinde yemekle sokağa çıkmaya ,kardeşini yalnız bırakmaya… utanmıyor musun…gibi.
O’nlar alamazken sen gizlice yerdin yiyeceğini.
Başkasını üzmek, kırmak, utandırmak,özendirmek ..ten çekinirdik.

Yüzü kızaran makbuldü bizde. Utanma duygusu var, vicdanlı bu , insan bu, diye yorumlanırdı.

Özgüven eksikliği değildi onun anlamı, şimdiki gibi.

Allah beni severdi, ben de onu. O beni hiçbir zaman cezalandırmazdı, ben ondan korkmazdım. Sevdiğini bilirdim beni. Affettiğini de. Niyet önemliydi, hata , kusur değil.Hala da inanırım Allah’ımın beni çok sevdiğine. Daha önceki yazımda( http://gulceraydin.com/2012/04/09/dinimde/) bahsettiğim gibidir ilkelerim, inancım.

Köyde büyüdüğümden olsa gerek sosyal denetim önemliydi; kanun, kural, yasak, ceza değil.
Yapmamamız gereken bir şey yapma isteği geçse içimden, büyük şehirde olsaydım keşke , diye hayal ettiğimi hala hatırlarım.

Utanırdık ayıplanmaktan.

Akşam uykuya dalmadan ve duamızdan önce kendimizi sorgulardık biz. Öyle öğretilmiş, alışmıştık o nedenle. Utanılacak, ayıp bir şey yaptık mı diye.

Evde de , okullarda da bugünkü tanımla ,yaşayarak öğrenme , modelleyerek öğrenme yöntemleri benimsenmişti.
O nedenle olsa gerek, her olayda önce ben ne yaptım ile başlarım irdelemeye.
Uyuyabilmem ve rahatça yaşayabilmem için ayıp, utanılacak birşey yapmamlıyım.

Tersi insanlar gördükçe öfkemi bastırmam için sanırım bu mekanizmayı kullanıyorum bugün de.

Hatırlarım iş müfettişlerinden birinin bana telefon açıp yeğenini işe almam için ısrarını. İşi varmış ama ssk’sı düzensiz ödeniyormuş, fazla çalışmasının bedelini ödemiyormuş patronu da o yeğeni için düzgün firma arıyormuş.
Her zamanki patavatsızlığımla, niye onları denetlemediklerini de zırt pırt bize geldiklerini sorduğumda” hangi birisiyle uğraşacaklarmış, nasıl ödetsinlermiş onlara o yüksek cezaları..”vs gibi söylemesini hala unutamıyorum ve utanmadan bunu nasıl söylediğine şaşıyorum.
Çok iyi yabancı dil bilen üniversite mezunu birini günde 9 saat, haftada 6gün çalıştırıp, 600 lira veren kanun savunucularını duyunca da nasıl utanmadıklarını, geceleri nasıl uyuduklarına şaşırdım önceki gün.
Keza Mercedes’inin şöförüne iki aylık maaşını ödemeyip arka koltukta kurulanın yüzünün nasıl kızarmadığını da anlayamıyorum o nedenle.
Akşam saat ondan en erken ertesi gün ona kadar fırında çalışan çalışanına sadece 850 TL maaş veren fırıncının ekmeğini nasıl yuttuğunu, boğazından geçtiğini düşündüm dün, evime yardıma gelen bayan eşinin çalışma koşullarını anlatırken.
Doktorun işini iyi yapmadığından şikayet eden öğretmen, tatile gitmek için okul zamanı 20 gün izin nasıl alabilir , aklım almıyor, hala…

Hadi onlar da benim gibi Allah ile korkutulmadılar, hadi kanun onları bul(a)mıyor da, vicdanları da mı yok ki bunların?

Bunların kendileri veya çocuklarının bu yaptıklarının bedellerini ödeyeceklerine inananlardanım.

Yıllar önce canla başla çalıştığım bir işten aldığım ilk maaşımdan sonra o gece boyu ağlamam, o işin ve sahibinin iflasını , hatta ailesinin de yıkımına neden olduğunu acıyarak izledim.Beddua etmemiştim oysa..Ama edene de kızmam.Haklıysa , hak yerini bulur, haksız ise kendine döner, nasılsa.

İş hayatımın bayraktarlığını yapan değerim “adalet “idi, çocuklarımı yetiştirikenki ise “vicdan” .

Adalet nerede?
Vicdan nerede?
Ahlak nerede?

01.06.2012

Bu yazı Günlük, Psikoloji kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Ahlak Nerede için 1 cevap

  1. Yeşim der ki:

    Ahlak diye bir şey kaldı mı kii

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir