Hakkımı Helal Etmiyorum


1 eylüldü.
Dünya Barış Günü idi.
Bundan 6yıl önce imiş meğer, bana daha dün gibi gelen.
Ayvalıkta güzel bir güne uyandık.
Bir telefon ile hayatımın en acı gününü yaşadım , o gün.
Diplemek bu idi, tarif edilen.
Hücrelerine parçalandığını hissetmek.
Duygusuz, düşüncesiz…yaşarken komada olmak belki de bu.
Anlatılamaz…Yaşanmamalı hiç.

Bilgisayar mühendisi. Renkli gözlü,yakışıklı. Ama ondan da ötesi çok insancıl, güleryüzlü, saygılı, tatlı dilli… Gözlerindeki sıcaklık,taa yüreğinize işler, öyle biri.
Yeni mezun olmuştu. Babası holdingimizin şirketlerinden birinde işletme müdürü, annesi çok başarılı öğretmen, dershane sahibi.
Sevgiyle büyütmüşlerdi onu.Gözlerinden sakınmışlardı. Mezun olunca , askerlikten önce deneyim kazansın diye çalıştığı ailede olsun istemişlerdi.
Nişanlısıyla evlenme hazırlıkları içinde askerlik hizmetini de tamamlarsa mutlu olacaktı.
Her şey iyi gidiyordu.

Askere kadar…
Hakkari ye gitmişti…

Bisiklete bindirilmemişti, yaralanıp incinmesin diye.
Şiddete alışmasın diye eline oyuncak tabanca bile verilmeyen , sevgi ve övgü ile büyüyen Burak ,birkaç günlük eğitimle elinde silahla Çukurca da idi artık.
Yanındaki er firar etti haberini almışlardı, komutanları gibi…Ailesi endişelenmiş ama onu emanet ettikleri önlem almamıştı ne yazık ki.

1 eylül Dünya Barış Gününde Edremit’te idi ailesi. Kısa tatilde , her akşam görüntülü yazışıyor, konuşuyorlardı….

O sabah telefondaki dost ,sevgili Burak’ımızın şehit olduğunu ve ailesine bizim bildirmemizi talep ediyordu.

Nasıl…, yapamam…, olamaz…, gidemem… sözlerimin dışındakileri hatırlamıyorum.
Ama birileri bunu söylemeli ve yanlarında olmalıydı.
Eşim eczaneden iğne ilaç alıp hızlıca yola koyulduk. Onlara da, ziyaretlerine geldiğimizi bildirdik..

Gerisini yazamam.

Ben haftada en az birkaç kez hatırlıyorum tüm detayları. Tüm mutlu ve mutsuz anlarımda hemen onlar geliyor aklıma. Çağrıştırıyor her şey…

O anı, o günü hiçbir yazı anlatamaz.
O acının neler yaptığını, yaptırdığını….

Anne ve baba olmanın ne demek olduğunu kimse tarif edemez.

O acıdan nemalanmak isteyen akbabaları , başbakanımızın” askerlik yan gelip yatma yeri değildir cümlesini, küçük kardeşe ağbisinin şehit olduğunu anlatışımı,babasının “hakkımızı helal edemeyiz , savaştamıyız ki, bizim oğlumuz pisi pisine katledildi deyişini, hergün kızgınlığa dönüşen acımı tarif edemem…
Mümkün değil o…
Ben ki bunları yaşıyorsam anne babasınınkileri tahmin etmek dahi istemem.

Bu ülkede, bu evlatlar, pisi pisine can verirken, siyasilerden nefret edişimi kim haksız görebilir?
Bu kadar mı aciziz, devletin gücü ile bir grup çapulcu…

Bugün yine 8 yavru daha yürekleri dağladı.
Şehit aileleri aynı acıyı kesin tekrar aynı şiddette yaşamıştır…
Gereği yapılacak,bıçak kemiğe dayandı, şehit mertebesi en şerefli mertebedir…cümleleri, sözleri, safsatalarıyla daha da artan acılara diğerleri eklenecek…

Ben de hakkımı helal etmiyorum.
Allah a havale ettim onları…
Bu dünyada görsünler inşallah…
Burak için sürekli ettiğim dualarımla, bu karar veya kararsızlıkları nedeniyle buna sebep olanlara da beddua ediyorum.

Çok öfkeliyim…çoook.

19.06.2012

Bu yazı Günlük kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Hakkımı Helal Etmiyorum için 10 cevap

  1. DERYA der ki:

    sözün bittiği yer……….

  2. eda şenses sakallı der ki:

    Burak çok değerli çok iyi bir insandı içimiz hala yanıyor.Gepe genç geleceği parlaktı aldılar elinden …Duygularımızı çok güzel ifade etmişsiniz Gülçer Hanım..
    Ama keşke hiç yaşanmasaydı Allah sabır versin tüm Şehit ailelerine..
    Allah korusun namert kurşunlarından devletin bişey yaptığı yok, yurt dışı seyehatleri ve ceplerini doldurmak ile o kadar meşguller ki…

  3. ahmet der ki:

    o günü bende hatırlıyorum Gülçer hanım biyoloji öğretmenim Neriman hocamın cenaze günkü hali gözümün önünde hala….Burak abimin ruhu şad olsun…

  4. ALİ AKYAR der ki:

    Of Of Sezai Beyin ve Neriman Hanımın feryatları dün gibi kulağımda çınlıyo.Çok canımız yandı.Allah sabır versin tüm Şehit ailelerine..

  5. güzin abraş der ki:

    Burak ve diğerleri……. Hepsi can, canan… İnsan….. Suni savaşlarda yitirdiğimiz evlatlarımız. Bu yazıda kelimelere döktüklerini gözyaşları içerisinde nasıl anlattığını hatırlıyorum. Hiç tanımadığım, cenazesinde sevdiğim o genç çocuğun geride bıraktığı boşluğu ve sevgi dağlamalarını biliyorum. Babasını konuk ettiğim televizyon programlarını ve hakkımı helal etmiyorum diyen babanın nasıl bir baskıyla karşılaştığını hatırlıyorum. Bugün yine evlere ateş düştü…. Ocaklar söndü…. Yine bu son olsun denecek ama öyle olmayacak olamayacak… Allah herkesin evlatlarını korusun…..

  6. Dinçer YILMAZ der ki:

    Kendisini hiç tanımadım. Sizden ve haberlerden duymuştum bü üzücü olayı. Çok üzülmüştük. Cenzazesine gitmedim. Birkaç gün sonra yolumun üzerindeki evinin bahçesinde babasına başsağlığı dileklerimi ilettiğimde hiç tanımadığı halde bana sarılışını unutamam.
    Şimdilerde her sabah yürüyerek isminin veridiği caddeden geçiyorum. Tabela ile yüzyüze geldiğimde yoğun olarak kızgınlık ve suçluluk duygularını yaşıyorum.

    Binlerce gencimizi şehit verdik, binlercesi sakat kaldı. Dünyanın 9.büyük ordusuna sahip olup bu eşkiyayı bitirememek akıl ve mantık dışı geliyor bana. Olsa olsa bölünmenin gerekliliğine halkımızı ikna edebilmek için bunları yaşıyoruz diye düşünüyorum.
    Allah tüm Şehit Ailelerine ve Gazilerimize sabirlar versin.

  7. Arife Koman der ki:

    Yeğenim 23 yaşındaydı. Hakkari-Yüksekova’da Özel Harekatta yeni görevliydi. 10 gün sonra evlenecekti. Annesi, tek başına “Çocuk bakıcılığı” yaparak büyütmüş, sonrada Polis olmuştu. Annesini çağırdı İzmir’den. Çarşamba günü uçakla gitti- görüştüler. Perşembe günü kendi silahının kurşunuyla öldüğünü söylediler. Cuma günü aynı uçakla kızının cenazisini getirdi ablam.
    Hergün, mezarını ziyaret etmezse, huzursuz oluyor. Bir yerlere sığamıyor. 16 yıldır değişmeyen ritüeli bu… Yarı deli…
    Düşünüyorum da; “CENNET ANALARIN AYAKLARI ALTINDADIR” diyen bir dinin mensubu büyüklerimiz, daha kaç annenin CEHENNEMİ olmaya devam edecekler acaba?…
    BEN DE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM.

    • gulcer der ki:

      Düşündüm.düşündümmm..Yazayım dedim yazamadım. Yazmasam olmaz ,o da içime sinmedi.
      Ne söylenebilir ki?
      Hiç kimse “anlıyorum” diyemez. Anlaşılamaz çünkü.
      Ben bir annenin gücünü o gün gördüm. 10 kişi ki beşi güçlü asker idi,o anneyi tutamadılar, o kadar güçlü idi.o sesin o kadar yüksek olduğunu ben bugüne kadar hiç biryerde duymamıştım. Kaç iğne yapıldı bilmem ama yatıramadılar…
      O acıyı kimse bilemez. Ben de…
      Allah sabır veriyor diyorlar ama acaba doğru mu? Sabır ne demek gerçekten ? Tarifsiz…
      Öfkeliyim, her geçen gün daha da kinleniyorum.
      Allah’ ım sen koru , herkesinkini..

  8. ibrahim YUKSEL der ki:

    Gözlerinde akmamak için zor duran iki damla yaşla O günü hatırlamak..

    Zaman ne çabuk geçiyor. Oysa ki Nazım Hikmet şöyle demişti. “en fazla bir yıl sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı… ”

    üstad böyle ayrılıklar kolay unutulmuyor.

  9. OKAN MERCANLI der ki:

    Gulcer Hanım Burak dersane arkadasımdı BılFen yıllarından…Ayrıca Nerıman hanım biyoloji öğretmenimdi ama adam gıbı adamdı hedeflerı vardı ulaşması guc olan ama ulasmaya basladığı… ruhu şad olsun…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir