Azınlık(t)ım


Bu gece uyuyamadım. Gözümü kırpmadan yattım öylece. Göz kapaklarım içimden fışkıran öfkemin alevine dayanıp kapanamadılar bir türlü.
Her şehit olayındaki gibi.
Bu kez blog’um var, yazayım dedim.
Oğluşum yanımda, ondan gözümü, kulağımı ayıramadım. Şehit evlatlarımız yaşında. Sanki her anını aklıma, kalbime yerleştirme çabasıyla,…uyanık kalmalıydım sürekli..Allah’ım sen koru…

Bulgaristan’da azınlıktım, Türkiye’de de öyle olduğumu hisseder oldum.
Ailemizden etkilenerek vatan, millet, toprak özlemi ve hasretiyle yanıp tutuşurken, kavuşma hayalleri kurardık. Ancak ne Bulgarlar göç etmemize izin verirdi, ne de vatanımız bizi alırdı..

“Ben bir Bulgar çocuğuyum” diye başlayan şiirlerini okuturlarken okulda, içimize sindiremezdik ama öğretmeni dağa kaldırıp, katletmek gelmezdi aklımıza.

Türkçe konuşmak yasaktı. Tarih kitapları barbar Türklerin acımasızlığını anlatırdı, onların anlattığı hikayelerden sınav olurduk. Ama okulları yakmak, bombalamak gelmezdi içimizden.

Mevlit, sünnet gibi geleneklerimizi gizlice yapardık. Ama kiliseyi ateşe vermedik hiç.

Bu ay bir pazar günü Lenin için, diğer ay Georgi Dimitrov’un hayrına, bir sonrakinde bir başkası için bedavaya çalışırdık. Ama iş makinalarını yakan kimse çıkmazdı.Dükkkanları taşlayan, arabaları ateşe veren de…

Çok çalışırdık biz, çok.
Evlerimizde büyük-küçük baş hayvanlarımızı besler, bahçelerimizi eker biçer bir de tarlalarımızda çabalardık güneş doğumundan, batışına kadar. Ama elektriği, suyu bedavaya, kaçak kullanmaz, her şeyi devletten beklemezdik.

Dağa kaçıp, eğitim alıp, bomba üretip, masum insanları öldürmezdik. Dilimizi, dinimizi evimizde öğrenirdik hep.

Kendi dilimizde gazete, kitap yayını yoktu.Televizyon yayını da ne demek. Paket kağıdı olarak Türkiye’den gelen gazete kağıtlarını okumanın hazzını yaşardık. Yurt dışından yayın yapan TV’miz de yoktu,”Bulgarın evine ateş düştü “diye de türküler yayınlamazdık.Sokaklara pankartlarla dökülmezdik.

Köyde iş bulamayan veya beğenmeyenler başka şehirlere, ülkelere giderdi ama orada siyaset yapıp, hainleri beslemezdi, terör için para göndermezdi.

Ne Türkiye ne başka ülkeler silah da ilaç da göndermedi bize.Para yardımı da görmedik, duymadık hiç

Hiç kimse bizi vurmaz, sonra da özür dilemezdi çünkü silah kaçakçılığı yapmaz, uyuşturucu transferi yapmaz, kolay para kazanma yoluna düşmezdik.

Hiçbir yönetimde yoktuk biz ama güya demokratik ülkede yaşardık. Meclislerde yaşadığımız toprağa ihanet etmez, lüks içinde yaşamaz, devletten yüklü maaşlar almazdık.

Asalak değildik, hain değildik, yasa dışı iş yapan değildik, kaçakçı, katil hiç değildik.

Son 500 yılda burası bizimdi, verin toprakların bir kısmını ayrı ülke yapacağız, böleceğiz sizi de demedik.

İsimlerin değişiminde sesini çıkaran Türkleri hapse atarlarken o koğuşlar azılı terörist başınınki gibi değildi. Her hafta doktorları gitmez, Mudanya’daki gibi sahil onun gemileri için yıllarca kapatılmaz, avukatları aracılığı ile terör örgütünü yönlendirilmesine izin verilmez, özel adalar, görevliler ayrılmazdı. Ama sesini çıkaran bir Allah’ın Avrupalı’sı, Amerikalı’sı, insan hakları savunucusu yoktu ortalarda.

Orası vatanımız değildi, beğenmiyorsak göç etmeliydik.

Eşim çift vatandaşlık hakkımı almam için ısrar ediyor. Belki zorlanır, ihtiyaç duyarmışız göç etmeye…
Allah korusun…
Zor kavuştum vatanıma, kim isterse o anasını da alsın gitsin. Burası benim vatanım. Hiçbir yere gitmem, onlar defolup gitsin.

Asimilasyonları, baskıları, haksızlıkları savunmuyorum elbet ama onlara karşı terörist eylemlere başvurmayı lanetliyorum.

Ben Osmanlı’nın torunuyum o kesin de bize bunu yaşatanlar, siz kimsiniz?

Orada korkmadım, burada korktuğum kadar.

Ben azınlıktım, onlar terörist.
Yoksa tersi mi?

20.06.2012

Bu yazı Günlük kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Azınlık(t)ım için 16 cevap

  1. Belgin Gökçe der ki:

    Gülçer Hanım,
    Bu sorunları birebir yaşamış birisi olarak,duygu ve düşüncelerinizi cok güzel aktarmışsınız.Okurken gerçekten duygulandım.Selamlarımla tesekkur ederım.

  2. gulcer der ki:

    Teşekkür ederim Belgin hanımcığım. Hem ağladım , hem yazdım…Sevgilerimle

  3. güzin abraş der ki:

    gülçercim o kadar anlamlı ve güzel ifade edilmiş bir yazı olmuş ki seni kutluyorum…. İçinde hem yaşanmışlık hem kıyas hem de had bildirme olan kelimeler….

  4. Arife Koman der ki:

    Canım benim,
    Öyle güzel yaznışsın ki, biran senin çok iyi bir SİYASETÇİ-YÖNETİCİ olduğunu düşündüm. Ve güzel ülkem için, hayaller kurdum. Ne güzel olurdu… Bu denli, İNSAN, yurtsever, KİMLİKLİ, kişilikli gerçek bir siyaset insanı, GERÇEK ADALETİ insanca dağıtmanın hazzını yaşatırdı hepimize… Analar ağlamaz, yavuklular, yüreklerine karalar bağlamaz, oğlum gibi gençler,ASKERLİK= ÖLÜM’den bu denli korkmazdı…
    Düşünen beynine, yazan ellerine ve İNSAN YÜREĞİNE sağlık. Sevgimle kal canım.

    • gulcer der ki:

      Sen ne kadar özelsin. Ne güzelsin. Nasıl bir olağanüstülük bu… İyi ki hayatımdasın. sevgimle kal…

  5. salim der ki:

    Gülçer hanım,gözümü kırpmadan okuduğumu iletmek isterim.yazınız
    muhteşem olmuş.

  6. Nermin Kurtuluş der ki:

    Sevgili Gülçer Hanım yazınız için tebrikler gerçekler ancak bu kadar güzel dile getirilebilirdi . Bizleri yöneten siyasetciler ,buolayları kışkırtanlar genc insanların geleceklerini yok eden kan dökmeye doymayan kana susamışlar keşke sizin gibi bakabilseler .Ancak daha çok çevrelere okutmak gerekir bu yazıyı
    Bunlar kinle nefretle yetiştirildikleri için bütün gerçeklere kör bakarlar anlatırsın anlamazlar yazarsın okumazlar yüreğine sağlık kalemine sağlık

    • gulcer der ki:

      Çok teşekkürler. Görüşleriniz benim için çok kıymetli…Ne yazsak az, hafif kalır.sevgilerimle

  7. Mergin Karakaş der ki:

    Her kelimesine katılıyorum. Yüreğinize sağlık…

  8. hakan oğuz yazar der ki:

    yüreğinize sağlık…bu konuda okuduğum ve içimi titreten en iyi yazı…

  9. Hüseyin Aydın der ki:

    Gülçer Hanım soydaşınız olarak sizleri kutluyorum.Ne mutlu ki herkesi kıskandıran bir yaşam öyküsü sahibisiniz.Yazınızı zaten tarif etmem mümkün değil.Hepimizin kalbinden geçenleri, beynimizi kemiren düşünceleri, toplumun sessiz çığlığını kelimelere dökmüşsünüz.Teşekkürler…
    İznik-BURSA
    (1877 Bulgaristan-Omurtag göçmeni)

  10. Oktay Adalı der ki:

    Gülçer Hanım yazınızı bir solukta okudum ve bir göçmen olarak çok duygulandım.
    Benim büyüklerimden dinlediğim yaşanılan hikayelerin aynısı.
    Ama tüm olumsuzluklara rağmen vatanını hiç görmemiş insanların vatanına bu denli sıkıca bağlı tam bir VATANSEVERLİK olsa gerek.
    Asıl acı olan şu an ülkemizde yaşanan olaylar.
    Elinize,dilinize,yüreğinize sağlık……
    Saygılarımla.

    • gulcer der ki:

      Teşekkürler Oktay…
      Korkmasam daha neler yazardım 🙁
      Ne malzeme var yaşantımızda bizi öfkelendirecek.
      Allah’a havale edip geçiyoruz.
      Şehit için 50 bin Tl yi çok görenler teröristler için 130 bin verebiliyorsa, sözün bittiği yerdir.
      sevgiler

  11. Vale der ki:

    Blogunuzu çok beğeniyorum ve yakından takip ediyorum. Başarılar 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir