Ortak paydamız


Büyükannemlerin, annemlerin zamanında Bulgaristan’da okullar Türk ve Bulgar diye ayrılır ve Türk okullarındaki dersleri Türkçe okurlarmış.
Sorun yokmuş.

Benim zamanımda Bulgaristan’da ilkokul 1.sınıfta Bulgarca , 2.sınıfta Türkçe, 4.sınıfta Rusça, 6.sınıfta ise Fransızca öğrenilirdi .
Ancak tam da o yıllarda diğer dillerle ders, müfredatta sürekli var iken Türkçe kaldırılmıştı. Hatta sonraki yıllarda okulda, resmi dairelerde Türkçe konuşmak yasaklanmıştı.

Yavaş yavaş gelen bu yoksunluk ve yasaklara, kurbağanın suyunun yavaşça ısıtılmasındaki uyuşukluğu gibi bizler de tepkisizdik. Direnç yoktu.
Hatta konuşmamızdaki birçok sözcük bulgarcadan gelenlerle yer değiştirmişti.
Şehirlerde yaşayanlar kestirmeden günlük iletişimlerinde de Türkçeyi kullanmaz olmuştu.

Ama…

Bir gün sünneti, mevlüdü, düğünü , ertesi gün Türkçe isimleri yasaklayınca…
Ayaklanma orada başladı. İsyan eden Türkler birçok şeyi değiştirdi.
Bam teline dokunuldu, bir yerde kopacaktı… Koptu da.

Bugün Zafer Bayramımız. 90.yılını kutluyoruz.
Nedense geçmişime götürdü beni bugün yaşadıklarım.
Hiç bu kadar coşku ile kutlandığını, seslerin yükseldiğine şahit olmamıştım , son yıllarda.
Sosyal medyanın tek konusuydu neredeyse.Sivillerin sesi , kontrol edilemeyen sanal alemde yükseldi.
Ama halk idi kutlayan, hükümet,devlet kaçaklardaydı.
Kaçamayanlar ise Atatürk’ün adını anmadan “tüm şehitlerimize şükranla…” gibi gevelediler ucundan.

Uyuklayan, rehavet içinde olan, tehlikeyi yok farzeden, olmaz diye düşünen bizler ancak celallendik.
Ben bugün daha da umutlandım.
Birleştiğimizi gördüm.
Atatürk sevdalılarını izledim, dinledim.
Vardık, çoktuk, sesimizi duyurabiliyorduk,birleşebiliyorduk…

Tek eksiğimiz lider idi.

Bizler ,Cumhuriyet yürüyüşlerimizde 10.yıl marşımızla yollara döküldük, tanımadığımız Babuna için kan seferberliğinde stadyumlara aktık, engelliler için mavi kapak toplamada coştuk, , her tür kampanyada birlikteydik…

Dayanışmayı unutmadık.
Bireyselleştiremediler henüz.

Atatürk ,millet, memleket, vatan , din, bizim ortak paydamız.

Yani çoğunluğun.
Bunların sadece birini önemseyenler ise çok azınlıkta.
Ben bunu gördüm. Umutlandım bugün.
Galiba bam telimize yaklaştılar.

Bu günü Süleyman Apaydın ‘ın şiiri ile noktaladık:

Yıkın Heykellerimi

Ey milletim
Ben Mustafa Kemal’im
Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim
Hala en hakiki mürşit değilse ilim
Kurusun damağım dilim
Özür dilerim

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özgürlük hala
En yüce değer
Değilse eğer
Prangalı kalsın diyorsanız köleler

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yoksa çağdaş medeniyetin bir anlamı
Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı
Baş tacı edebiliyorsanız
Sanatın içine tüküren adamı

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Yetmediyse acısı şiddetin savaşın
Anlamı kalmadıysa
Yurtta sulh dünyada barışın
Eğer varsa ödülü silahlanmayla yarışın

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Özlediyseniz fesi peçeyi
Aydınlığa yeğliyorsanız kara geceyi
Hala medet umuyorsanız
Şıhtan şeyhten dervişten
Şifa buluyorsanız
Muskadan üfürükçüden

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Eşit olmasın diyorsanız kadınla erkek
Karaçarşafa girsin diyorsanız
Yobazin gazabından ürkerek
Diyorsanız ki okumasın
Kadınımız kızımız
Budur bizim alın yazımız

Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi

Fazla geldiyse size
Hürriyet cumhuriyet
Özlemini çekiyorsanız
Saltanatın sultanın
Hala önemini anlayamadıysanız
Millet olmanın
Kul olun
Ümmet kalın
Fetvasını bekleyin şeyhülislamın
Unutun tüm dediklerimi
Yıkın diktiğiniz heykellerimi
RAHAT BIRAKIN BENİ

30.08.2012

Bu yazı Günlük kategorisine gönderilmiş ve , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir