İnsan- Şirket


Sahildeyim.
1 yaşından az büyükçe bir oğlan çocuğu ile 45 yaşın üstündeki babasını izliyorum. Konuşmalarından, davranışlarından anlıyorum ki ilk kez baba olmuş, bir geç yaş ebeveyni izliyorum.. Allah bağışlasın.

Sanki dünyanın en değerli, en becerikli oğlan onunki. Öyle kıvanarak etrafa bakınarak ona bir şeyler yaptırtıyor ki, teşhir edercesine…Bakın benimki ne zeki, ne yetenekli… dercesine.

Oğlan tüm bebekler gibi. Başı gövdesinden iri. Dengesini korumakta zorlanıyor. Tehlikelerden bihaber. Her şeyin merkezi. Cesur…

Onları seyrederken aklıma gelişim psikolojisi dersinde öğrendiklerim geliyor. Oradan da, bu gelişimlerin yeni kurulan şirketlerle/kurumlarla kıyaslamasına geçiyorum.
Kim demiş psikolog işletmeden anlamaz, diye.. Şirketin/kurumun ne farkı var ki insandan 🙂

Mesela..
Gelişim psikolojisi, fizyoloji der ki..
İnsan , önce içten dışa ve baştan aşağıya gelişir.

Yani önce iç organlar sonra uzuvlar… Örneğin önce gövde, sonra kollar, sonra eller, sonra parmaklar.. Yani içten dışa gelişir.
Ve der ki, önce baş, beyin, sonra gövde,… yani baştan ayağa, aşağıya…

Şirketlerde farklı mıdır?
Yooo…. Aynen bu bebekteki gibi değil mi?
Önce kocaman kafası olur, yani beyni, yönetimi, başı olur, sonra diğer sistemleri, organları, bölümleri ve yetenekleri gelişir.

Dengede durmakta zorlanır aynen bu bebek gibi. Kendini önemser, ilgi bekler, kollanmak ister. Ama özgüveni yerindedir. Her şeyi başaracağını sanır. Bağırır , çağırır, ağlar, güler…Ama babası, ebeveyni  onu desteklemezse yaşayamaz.
Şirket de, çocuk gibidir aslında.

Psikoloji der ki;
Bebek doğumundan itibaren gelişirken bazı sistemler belli dönemlerde öne çıkar, daha baskındırlar.
Önce fiziksel gelişimi çok hızlıdır, baskındır, sonraki yıllarda zihinsel sistem öne çıkar, en hızlı gelişen zekadır o dönemde. Peşine psikolojik gelişim eklenir..Kimlik gelişimi öne çıkar. Ve son olarak sosyalleşme daha belirginleşir, her şeyin önüne geçer…
Yani bedensel-zihinsel-psikolojik-sosyal…diye ilerler normalde.

Şirketlerde de aynı silsile devam eder aslında…
Önce binalar, makinalar, araçlar gereçlerdir hazırlanan, alınan. Fiziksel yapıdır oluşturulan..
Sonra beyin, zeka olacak kişilerle yol alınmaya , önceliklendirilmeye başlanır.. Şirket ağları, kimliği, kültürü… oluşur peşinden. İç yapı olgunlaşır ve nihayet sosyalleşmeye sıra gelir, dışarıya açılır şirket/kurum.

Yanlış mı?

Eğer bunlardan birine müdahale edilirse; yapı, gidişat zarar görür, sorun yaşar.Temel yapı hazırlanamadan, sosyalleşmeyi önceliklendiren kurum bir süre sonra fiyasko ile dipler.
Veya çalışanların temel ihtiyaçları karşılayamayan şirketin/kurumun psiko-sosyal eğitimler vermesi ters teper, bedeli ağır olur.

Aynen bebekteki gibi…
Bebeği de jimnastikle, zorlayarak, eğiterek emekletmeye uğraşan bilim adamları görmüşler ki denek olan bebek ile normal bebek aynı anda emeklemişler. Boşuna o kadar emek ve stres yaşanmış, müdahale olayında…
Ya da zihinsel gelişimi hızlı ve baskın olsun diye uğraşanların, sonradan ruh sağlığı bozuk , dengesiz bireyler yetiştirmesi gibi sorunlar yaşanmakta.

Sahilde de aynı manzara.
Geç yaşta bebeğine (şirketine) kavuşan baba, çırpınıyor.Gözünü bebeğinin üstünden ayıramıyor,etrafında pervane. Kendini ve diğer aile fertlerini unutmuş gibi. Kakasının renginin doğal olmadığını anlatıyor etrafındakilere, endişeyle. Yeni hareketler öğretmek için çırpınıyor.Kendi tatilini heba ediyor…
Henüz o gelişimi tamamlanmayan bebek ise bu müdahaleden dolayı hırçınlaşıyor.Sürekli elde , kucakta taşınmaktan , kollanmaktan dolayı da sanki normal gelişimi engellenmiş gibi algılıyorum hatta…

Ya geç yaşında , emekliliğinde şirket kuranlar, farklı mı ki 🙂

Solunum sistemi, dolaşım, bağışıklık,boşaltım gibi sistemlerin şirketlerdeki hangi süreçlerle eşleştiğine ve hangi organın hangi pozisyona/göreve/ünvana denk geldiğine hiç değinmeyeyim.

Ve de bu çocugun sezgisel mi,algısal mı, deneyimsel mi, geleneksel mi,bilimsel mi…düşünüp, hareket ettiğinde, şirketin de böyle yönetildiğinde akıbetlerinin ihtimal ve olasılıklarının, paraleligini de karşılaştırmayacağım..

Ayrıca bebeğin doğal gelişimini engelleyen müdahaleci “baba” nasıl ki bebeğinin büyüyüp, bağımsız yetişkin olmasını engelliyecekse , profesyonellerinin tepesinden ayrılmayan, müdahale eden patronun da şirketinin kurumsallaşmasını engellediğini düşündüğümü da tartışmaya açmayacağım..
Ve bu durumda baba ölünce, evlat çöker,şirket batar diye de iddia etmeyeceğim.

Son gözlemim ise, bebeğin altı bezlenmediğinde, aynen şirketlerin ilk kuruluşlarındaki gibi altını/çevreyi kontrolsüzce kirlettiği :)gerçeğidir.

eee…hadi artık, bırak yazmayı da ,denize, sahile bak… 🙂
11.08..2012

Bu yazı İnsan Kaynakları, Psikoloji kategorisine gönderilmiş ve , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

İnsan- Şirket için 6 cevap

  1. dincer yilmaz der ki:

    Hayırlısıyla bizde buyütebilsek şu bebeği…

    • gulcer der ki:

      Sevgili kardesim, yazimi bidaha oku 🙂 ne diyorummm : once kafasi oluyor, oldu sizde de. Simdi govdeyi olusturun bakiiiim:) dur daha isiniz cok uzuvlar… hatta yazmayi unutmusum ekleyeyim bir de hareketlerinde kabadan- inceye bir dogal gidis oluyor. Orn once kollar omuzdan hareket ediyor, sonra dirsek, sonra bilekten vee son ince becerile olan parmaklar.. Sen daha vucuttasin . Isin uzun velhasil 🙂 Dogum sancilari basladiysa hizli gelisecek demektir:) ancak eger erken dogurtursan isin zor. Bebekte de sirkette de:) oyle degil mi, canim patronum 🙂

  2. Arife KOMAN der ki:

    Canım benim,
    Çok güzel bir yazı. Eğer, bir kurum açacak olursam, bu yazı yol göstericim olacak. Tabi bu yaştan sonra zor. Ama olsun. Yazdıklarını okuduktan sonra birçok sorumun cevabını buldum. Rahatladım. Sanırım bizlere bu tür yazılarla sık sık danışmanlık yapmaya devam etmeni isteyeceğim dostluğunun verdiği cesarete sığınarak. Ve sen de bunu yüksünmeden yapacaksın. Çünkü PAYLAŞMAYI bilensin. Bencillik senin İNSAN sözlüğünde uygulama alanı bulamıyor. Emeklerin için teşekkür ediyor, sevgimle kucaklıyorum.

  3. Damra der ki:

    Çok güzel bir yazı gülcer hanım sonuna kadar okudum (:

  4. Durhan der ki:

    Gülçer hanın tebrikler , çok anlamlı ve faydalı bir yazı…

  5. Durhan der ki:

    Yeni yazılarınızı bekliyoruz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir