Mentormuşum


…………………………………………………………………………………………………………………………………… Blog’da ilk yazımı yazmamın üzerinden bir yıl geçmiş bile.

Bir yönüyle çok yeni, yaşadıklarımla, anılarımla ise çok eski bir milat.

Hafızama hiç güvenmeyen biri olarak Blog’da yazdıklarıma, Facebook’ta paylaştıklarıma bakınca, ne hızlı ve dolu dolu yaşadığımı gördüm.

Ne mutlu ki bu süre içinde, doğal akışın dışında beni üzen, mutsuz eden, umutsuzluğa düşüren hiçbir olay yaşamadım.
Hep yeni şeyler yaptım, hep yeni bilgiler, deneyimler edindim.

Emekliliğe uyum sağlamaktan çok öte idi yaşadıklarım.

Bu patİKa’mda amacım önce dinlenmek, kendi ruh ve beden sağlığımı tedavi etmekti. Bu doğrultuda epeyce yol aldığımı ve başarılı olduğumu düşünüyorum.
Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi bugüne kadar yapmadıklarımı, yapamadıklarımı, yapmak istediklerimi tercih ettim, uyguladım.

Son zamanlarda Blog’ta da yazı yazmadım.
Nedenine gelince: “canım istemedi”. İşte bu da çok önemli bir eşik idi atladığım.
Çünkü ne yaparsam yapayım, hep yapmak, daha iyisini yapmak adına ölçüyü kaçırıp, zorunlu kılıyordum kendimi. Çıtam hep yükseliyordu…
Bu bir yılda istemediğim hiçbir şey yapmadım.

Bu sınavı da geçtim işte.
……………………………………………………………………….
2013 yılı benim için başka bir açıdan çok önemli.
Öncelikle yarım asrı geride bırakacağım. Yarım yüzyıllık deneyimim var. Dile kolay 50 yaşımdayım artık.
Yeni bir mesleğim oldu bu sürede, plansız , tesadüfi…
İlk kez böyle…

Psikoloji bilgimle ve diğer mesleki deneyimlerimden edindiklerimle kadınlara destek oluyordum ya zaten. Meğer onu planlı yapınca, proje olarak ele alınca, adı “mentorluk” oluyormuş.
Bu patİka’mdaki ilk gözağrım Özge Özden öğretti bana bunu.
Çok da hoşuma gitti.

Keşke hayatına dokunduklarımla ilgili anılarımı veya onların bu süreçlerde yaşadıklarını kayda alsaymışım. İnsanı besliyor böyle şeyler, hele somut sonuçlara ulaşınca.
………………………………………………………………………………..
Talep ve ısrar olunca bu işe “gönüllü ve amatörce” el atayım dedim. Başarılı, hırslı ,zeki, çalışkan kadınlar görünce karşımda, bendeki buzlar eriyiveriyor.

Psikolog, koç ve mentoru kıyaslayınca, tam benlik diye düşündüm.

Üstelik zamanlama da uygun. Emeklilikte “bilge” konumu almış olacağım böylece 🙂

Somut ve bireysel sonuçlar göreceğim. Hepsi birer proje gibi öncesini-sonrasını resmedeceğim.
Ben de keyif alacağım.
Sosyalleşeceğim.
Birinin hayatına dokunmanın hazzını yaşayacağım.

Mevcut uygulamalar içinde psikolog, koç ve mentor kavramları iç içe girmiş durumda. Çok genel çizgileriyle ( uzmanlaşma ayırdına gitmeden) psikiyatrist, hastalıklarla ilgilenen; psikolog, bireyi geçmişiyle de değerlendirip, test ve görüşmelerle bugünü ve geleceği için destek olan; koç, belli bir hedef için karşısındakini dinleyip, doğru sorular sorarak, geçmişle ilgilenmeden, hedefin gerçekleşmesi için bireye yardım eden kişidir denebilir özetle.

Bu iki meslekte de kişiye neyi yapıp, neyi yapmaması gerektiği söylenmez; örnekler, bilgiler, öneriler sunulmazken, mentorlukta ise mentorun deneyimlerinden yararlanmak esastır.

Mentorluk nedir diye baktığımızda kökeninin mitolojiye dayandığını görebiliriz. Mitolojide Homer’in yazdığına göre, Odysseus, Truva Savaşı’na giderken oğlu Telemachus’u güvendiği dostu Mentor’a emanet eder. Mentor’un görevi Telemachus’u eğitip bilgilendirmek ve Ithaca kralı olarak yetiştirmektir. Kralın savaştan dönmesi yirmi yıl alır. Mentor, Prensi kralın yokluğunda en iyi şekilde eğitmiş ve yetiştirmiştir.

Bugün mentor kelimesi, kendi deneyimlerinden, bilgi ve birikimimden yola çıkarak öneride bulunan, yol gösteren, ilham veren, öğreten, model olan… kişi anlamında kullanılmaktadır.

Bunları da öğrenmiş oldum şimdi.

Herkes kendine ünvan uyduruyor ya, ben de kendime etiket bularak modaya uydum işte 🙂

Özge, profesyonel anlamda ilk ‘im.
Artık mentorum:)
28.01.2013

Bu yazı Genel, İnsan Kaynakları, Psikoloji kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Mentormuşum için 16 cevap

  1. bahar der ki:

    2. si ben olurum inşallah:)

  2. Ali ÇIRAKLAR der ki:

    doğrunuza yaptığım saygısızlıklar için üzgünüm, gelecek hep daha iyileri yaşamanız ümidi ile sizi Seviyorum Üstadım. Saygı ile

    • gulcer der ki:

      Aşk olsun Ali..
      Biliyorsun bu blog senin fikrin, senin emeğin..Senin hediyen… Hatta yıllık bedelini bile ödemeye devam ediyorsun ısrarla..
      Sen olmasaydın hiçbiri olmazdı.
      1 yıl içindeki tüm beceriksizliklerim, hatalarım, gece gündüz demeden “hemen, şimdi” olan isteklerimi vs yerine getirdin.
      İyi ki varsın..Ne kadar teşekkür etsem azdır.
      Seni çok seviyorum.

  3. özge özden der ki:

    Ne büyük onur bu kadar anlamlı bir yılda ilk göz ağrısı olabilmek…sizi çok seviyorum.

    • gulcer der ki:

      Bir sonraki yazı senden olsun Özgeciğim..
      Ama beni değil de yaşadıklarını anlat emi 🙂
      Profesyonelliğe aykırı ama ben seni sevdim , seviyorum…:)

  4. fatmanur der ki:

    Ben seni tanıdığım günden beri “Mentor” umsun, bu saylanmaz mı???? Yeniden yazdığın için, yeniden ışık tuttuğun için ve yeniden yanımızda olduğun için teşekkürler. Ve Özge ye de bir teşekkürüm olacak.” Özge cim ne iyi yaptın :)” Sizi seviyorum.

    • gulcer der ki:

      Canım benim;
      Yok senin mentorun değil, dostundum,dostunum…
      1 yıl önce bizim evde, cam kenarındaki malüm koltuğunda sen “blog yaz” diye ısrar etmiştin, benim çekincelerimde motive etmiştin..Hatırlıyorum.
      İyi ki varsın..Çok zenginim sizlerle..seni seviyorum

  5. fatmanur der ki:

    Biz dostlarına hiç hesapsızca ve avuç dolusu, gönül dolusu kattıkların senin ışığın olsun dilerim. sevglerimle,

  6. inci tunalı der ki:

    Canım Gülçer hanım ‘cığım
    Hayatımızda olmanız büyük şans ve ayrıcalık …iyiki bu işe de el attınız

  7. ayten eyılmaz der ki:

    Hayırlı olsun Gülçer hanım, tanıştığımıza sevindim.
    Umarım bir gün özelimizde de görüşürüz.

  8. SERAP ÇETİN der ki:

    Merhaba,
    Nette personel memnuniyeti anketi ararken bu blog dikkatimi çekti, işyerindeyim çok vakit ayıramasamda ilk söz bölümünü okumadan geçemedim ve hayran kaldım.
    Ben bir bayanın yapamayacağı bişey olduğuna inanmıyorum, yeterki istesin 🙂
    30 yaşındayım ve 19 yaşımdan beri iş hayatındayım, inişler çıkışlar çok yaşadım ve yaşayacağımda biliyorum, ama şu mücadele etme ruhu varya, inat etme, vazgeçmeme ve inançlı olma… İşte bunlar olamadan olmuyo gerçekten.
    Tebrik ediyor başarılarınızın devamını diliyorum…
    Sevgiyle…

    • gulcer der ki:

      Çok teşekkürler Serap Hanım;
      Genellikle eleştirmeye alışmış bir toplumda sizin gibi , onurlandıran ve motive eden insanların varlığını hissetmek ilaç gibi geliyor.
      Kimbilir sizin de ne kadar ders alınası, alkışlanası hayat hikayeniz vardır…
      Başarılarınız hayallerinizdeki gibi olsun, mutlu olun..
      sevgiler
      Gülçer

  9. SERAP ÇETİN der ki:

    🙂 Ben teşekkür ederim.
    Gerçekten yazılması gereken çok şey var diye düşünüyorum.
    Bende size yazmak istedim, size ulaşabileceğim bir mail adresi verebilirseniz size bazı şeyler yazmak isterim …

  10. Sıkı takipçiniziz ve her zaman da öyle kalacağız (:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir