Evlilik ve Cinsellik konusunda psikologtan sorulara cevaplar



Psikoloji bilimi ve uygulamaları alanlarını daha önceki yazılarımda yazmıştım blog’umda. Sağlıktan eğitime, adliden trafiğe, sosyal hizmetlerden endüstriye kadar uzmanlaşma alanları mevcut. Kendi ana alanlarında da alt alanlarına kırılmaları çok.

Özetle, uzmanlaşma şart.

Her psikolog her derde deva olamayacağı gerçeği ile birçok konuda yüzeysel bilgi değil tek konuda derinlemesine bilgi şart.

İstanbul üniversitesi Psikoloji Bölümünden sınıf arkadaşım psikolog Kemal Özcan da çok bakir ve ne yazık ki hala tabu sayılan bir alanda uzman.
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği’nde Psikolog, Evlilik ve Çift Terapisti.

Cinsellik, evlilik konularında çalışmakta. Başvuran danışanlarla görüşmelerinin yanında kendi web sayfasında makaleleri yayınlanmakta ve elektronik ortamda da kişilerin sorularını kabul edip cevaplamaktadır.

Sevgili meslektaşım, sınıf arkadaşım psikolog Kemal Özcan dan, ekteki metinde öncelikle aile, ilişkiler ve cinsellikle ilgili birçok konuya cevap bulacak, ayrıca, http://kemalozcan.org/about/ sitesinden makalelerini okuyum, iletişim kurabileceksiniz.
Teşekkürler Kemal …

PSİKOLOG ‘A SORULAR VE CEVAPLARI

1. ALDATMA
Nasıl anlatacağımı bilmiyorum ama anlatmaya çalışayım eşim beni 2000 yılında sekreteriyle aldattı (gerçek anlamda), bir yaşında bir oğlum vardı ayrılmak istedi fakat ben ayrılmadım bu aralıklarla 5 sene kadar sürdü ara ara onunla da tartıştığı zamanlar başkalarıyla görüştü (telefonla) bu arada bizim şu an 3 çocuk oldu askere gitti geldi onun ne yaptığını nasıl olduğunu merak ediyorum diye aradı ve 2-3 kez buluşup konuşmuşlar bu arada ben onu chat sitelerinde görüyorum. Bizim evliliğimiz görünüşte güzel görünüyor ama sürekli arkamı kontrol ederek yaşıyorum sanki. Eşimle telefonda konuşurken ne yapıyorsun diye sorduğumda kontrol ediliyormuş hissine kapılıyor (maksat bu olmasa bile)gururu onuru kırılıyormuş ne yapmam gerektiğini nasıl davranmam gerektiğini bilmiyorum sürekli aldatılacağım diye arkamı kollayarak yaşamaktan sıkıldım eşime güvenmek istiyorum fakat yapamıyorum bunun bir yolu var mıdır(zira eşim artık öyle bir şey yapmayacağım diyor )

Günümüzde maalesef aldatmalar oldukça arttı, televizyonlardaki dizilerde, gazetelerdeki haberlerde her geçen gün daha fazla görüyoruz. Aldatılma çok sevilen bir yakının kaybı kadar acı verici bir duygu ve travmatik bir yaşantı. Psikologlar ise aldatmayı evlilikteki iki tarafında sorumluluklarının olduğu bir yol kazası olarak görürler ve sonuçtan çok buna götüren süreç ile ilgilenirler. Aldatmanın birçok sebebi olabilir; evlilik ilişkisinde bulunamayan bir şeyin (doyumlu bir cinsel yaşam, sevgi, saygı, iletişim, kendini değerli ve önemli hissetme vs.) dışarda aranması, bozuk ve çatışmalı bir evlilik ilişkisi, aldatanın kişilik özellikleri (kişilik bozukluğu, olgunlaşamama), bağlanma sorunu, bastırılmış eşcinsel eğilimlerin sürekli başka kadınlarla birlikte olunarak inkar edilmesi, erken boşalma veya iktidarsızlık sorunları gibi nedenleri olabilir. Sizin evliliğinizde eşinizin aldatmaları adeta alışkanlık haline gelmiş gibi görünüyor. Eşinizle, yaşadıklarınızı ve duygularınızı paylaşın, onun bu davranışlarının sebeplerini ve varsa kendi sorumluluğunuzu anlamaya çalışın. Nereden bakılsa 12-13 yıllık bir evliliğiniz ve 3 çocuğunuz var, gerekirse bir evlilik ve çift terapistine başvurmaktan çekinmeyin. Evlilikte karşılıklı güven en temel unsurlardan birisidir. Tekrar inşası imkansız değilse de zaman alır. Bunun için eşinizin çok çaba sarf etmesi, açık ve net olması gerekir. Eşiniz bazı şeyler değişmediğinde kararlı olduğunuzu hissetmeli ve davranışlarının bir bedeli olduğunu bilmelidir.

2. HAYAL KIRIKLIĞI
Şuan yeni bir beraberligim var fakat beraberliğimiz aslında iyi giderken sorun bende ki oda beklenti içine çok girmem ve istediğim olmadığında hayal kırıklığına uğramam halbuki karşımdaki insanın bana rahat olmam her şeyi akışına bırakmamı gibi söylemesi ama yine de bu beklenti duygumdan kurtulamıyorum neden olur bu duygu ve nasıl geçer?

Başlayan her ilişkide o ilişkinin geleceğine yönelik bir takım beklentiler ve hayallerin olması son derece normal bir durum. Bu duygu ve düşünceler gerçekçi ve duruma uygun olduğu sürece genellikle hayal kırıklığı yaşanmaz. Ancak siz bu duyguyu sık sık her durumda ve ilişkide yaşıyorsanız kendi psikolojik yapınızdan kaynaklanan bazı hassasiyetleriniz olabilir. Çocukluk yaşantısında istedikleri kolayca yerine getirilen, reddedilmeye alışmamış, engellenmeye karşı toleransı düşük kişiler ileriki yaşantılarında zorluk çekebilir, istedikleri olmadığında bunu kişiselleştirerek sanki reddedilen istedikleri değilde kendileriymiş gibi üzülebilirler. Bu durum birlikte olunan kişiler içinde yorucu ve ilişkileri bozucu olabilir. Eğer çok sık tekrar eden bir durumsa bunun nedenlerini ve çözüm yollarını bulmaya yardımcı olacak psikolojik bir destek almanız önerilebilir.

3. EŞİMLE ÇOCUKLAR KONUSUNDA ANLAŞAMIYORUZ
37 yaşında 9 yıllık evli ve 7 yaşında bir kız çocuğu annesiyim.Eşim ve benim 2. evliliğimiz.Onun ilk eşinden 2 kızı daha var.Ben uzun zamandır 2. kez anne olmak istiyorum.Ama eşim kendine göre haklı nedenlerden bu konuya kesinlikle yanaşmıyor.Kızım ve diğer ablaları arasında kardeşlik bağı hiç yok onların annelerinin . Evliliğinden 1 kardeşleri daha oldu ve onu bağırlarına bastılar.Kızım şimdi sürekli bu konuyu açıyor benim neden kardeşim yok diye.Bende eşimin bana haksızlık yaptığının ve bencilce davrandığını düşünüyorum ve ona karşı inanılmaz öfke beslemeye başladım.Bu cinselliğimize yansıdı.Kafam çok karışık ne yapacağımı bilmiyorum.Tekrar anne olmayı da çok arzuluyorum.Kararsızım çünkü eğer bu konuda eşim tavrını devam ettirir ileride bu isteğim had safhaya ulaşırsa sanırım ona öfkem kine dönüşecek.Kızıma da haksızlık yapıyoruz diye öfkem daha da çoğalıyor.Görüşlerinize ihtiyacım var.

İkinci evlilikler ve önceki evliliklerden olan çocuklarla yaşama, artan boşanmalarla birlikte bizim toplumumuzda son zamanlarda gittikçe sık görülen ancak henüz hazır olmadığımız ve nasıl davranılacağını bilmediğimiz bir olgu. Batı toplumları bu durumla bizden çok daha erken tanıştıkları için bir takım kurallar hem kanun düzeyinde hem de sosyal anlamda yerleşmiş durumda, boşanmalarda ve yeniden evlenmelerde kimin çocuğu kiminle kalacak, ne zaman gelecek ne zaman gidecek bellidir ve bu kültür içinde büyüyen çocuklar da bunu kanıksadıkları için üvey anne ve babalarla üvey kardeşlerle ilişkilerde nispeten daha az çatışma görülür. Benim bu konuyla ilgili makalemde de belirttiğim gibi, ikinci evliliklerde temel sorun çocukların , bu evliliği nasıl gördüğü, onaylayıp onaylamadıkları ve tutumları oluyor. Bir arada yaşamanın zorunlu kıldığı ortak alanların kullanımı ve sınır ihlalleri, haksızlığa uğramışlık duyguları, sevdikleri anne yada babalarının bir başka kadın veya erkek tarafından ellerinden alındığı seklindeki düşüncelerin yarattığı öfke ve benzeri negatif duygular ailede ki arzulanan huzur ve mutluluğun oluşmasını engelleyebiliyor. Anneler çocuklarıyla daha ilgili oldukları için eşinizin çocukları anneden olan kardeşlerini daha kolay benimsemiş olabilirler. Bu sorunların eş ilişkisini bozma noktasına gelmesi ve eşinize karşı öfke geliştirmesi işinizi daha da güçleştirir, çocuklar anne-baba arasındaki çatlağı kolayca fark edip bunu daha da genişletebilirler. Eşinizle ne kadar yakın olur birlikte hareket ederseniz o kadar başa çıkmanız kolay olur. Sizin birbirinizle olan sıkı bağınızı gören çocuklar durumu daha kolay kabullenir ve kolay uyum sağlarlar. Bir diğer önemli konuda çocuklara karşı adil olduğunuzu hissettirmeniz, bununla ilgili şikâyetlerde oturup konuşarak ortak çözümler üretmeniz. Sizin farklı nedenlerle bir araya gelseniz de bir aile olduğunuzu, bazı güçlüklerle birlikte mücadele edeceğinizi sık sık tekrar edin, hakem rolüne bürünmeyin, bırakın sorunları kendi aralarında halletsinler, eşinizin çocuklarına kızınızla ilgili sorumluluklar vermeye çalışın, insanlar bir şeye emek verdikleri ölçüde sahip çıkarlar. İkinci evlilikler zordur ama imkânsız değildir, çocuklar bir gün evden uçup gittiklerinde siz eşinizle baş başa kalacaksınız. Eş ilişkisini ebeveyn ilişkisinde daha önemli tutup birlikte hareket ettiğinizde her şey daha kolay çözülür.

4. EŞİMİN KUMAR TUTKUSU
Eşimle uzun yıllar flört ederek severek evlendik ve şuan 7 yıllık evliyim 5,5 yaşında bir oğlumuz var fakat eşimle iletişimimiz hiç iyi değil. ikimizde birbirimizi anlamıyoruz o bana değer vermiyor bunu hissediyorum artık. eşim sanal kumar oynayarak maddi bir çöküşe sebep oldu ve bu defalarca tekrarlandı bense hep yanında oldum her seferinde toparladık olayı şu anda da borcumuz çok ama sonuçta ödüyoruz ve bana söz verdi bir daha yapmayacağım diye ama ben ona hiç güvenmiyorum ve güvenmediğimi sık sık dile getiriyorum oda bundan çok rahatsız oluyor veya farklı bir konu için tartışırken onun hatalarını yüzüne vuruyorum hep konuyu kumara getiriyorum nasıl oluyorsa bende anlamıyorum ve durum böyle olunca eşimde benimde hiç konuşmak istemiyor hep çok konuştuğumu söylüyor ve hatta beni dinlemiyor benim söylediklerimin hiç önemi yokmuş gibi tavırlar sergiliyor. bense her seferinde onu affederek hatamı yaptım bilmiyorum ona karşı küsüyorum ve hemen barışıyorum tavrımı koyamıyorum ne yapmalıyım

Evlilik ilişkilerinde zaman zaman böyle herşeyin kötüye gittiǧini, çözümsüz kalındıǧını düşündüren, temel güven duygusunun sarsıldıǧı dönemler olur. Kumar tutkusunu onaylamakla birlikte her baǧımlıǧın kendine özgü dinamikleri vardır ve eşinizin neden kumar oynadıǧı, hayatındaki hangi eksikliǧi kumar oynayarak kapattıǧını anlamadıkça deǧişmesini beklemek hayal kırıklıǧı olur. Anlatıklarınızdan yaşadıklarınızın aranızdaki iletişimi oldukça bozduǧu ve çift ilişkinizi olumsuz etkilediǧi görülüyor. Geçmişe dönük pişmanlık yaşamayın, evliliǧinizi kurtarmak için eşinizi affetmiş, fedakarlık yapmış olabilirsiniz, belkide o an verdiǧiniz kararlar içinde bulunduǧunuz durum için en doǧru kararlardı. Ancak geldiǧiniz şu noktada süreç tıkanmış görünüyyor, burada dikkat etmeniz gereken şey, eşinizin kumar oynaması yaşadıǧınız iletişim sorunlarının bir sonucumu yoksa bu sorunların nedenimidir ? Eǧer öyleyse bunda sizin bir payınıza düşen sorumluluklar neler, ve bir şeyleri deǧiştirmek için kendi adınıza neler yapabilirsiniz ? Onunla evin dışında sakin bir ortamda konuşarak bu sorunun ikinizin sorunu olduǧunu, evliliǧiniz için üzerinize düşeni yapmaya hazır olduǧunuzu, gerekirse profesyonel bir yardım alabileceǧini, ancak onunda sizin güveninizi tekrar kazanmak için ciddi ve inandırıcı adımlar atması gerektiǧini, çünkü artık tahammül edemiyeceǧinizi söyleyin. Kararlı olduǧunuzu görmeli. Kavgalarınızda eskileri getirmeyin ve tartışmalarınızı şimdi-burada prensibiyle yalnızca bir soruna odaklı ve onu çözmek için yapın. Eşlerin cinsel olarak birbirlerine yaklaşmaları önemlidir, cinsel hayatını fantazilerle renklendirerek, bugüne kadar denemediǧiniz aşk oyunlarıyla eşinize kumardan daha heyecanlı seçenekler sunun. Herşeye raǧmen sorunlarınız çözülmüyorsa gerisinde başka yapısal nedenler olabilir, bir evlilik ve çift terapisinden profesyonel bir yardım alın.
Saygılar.

5. MUTSUZLUK, KARAMSARLIK
Ben üçbuçuk yıllık evliyim, eşimle bir aydır konuşmuyoruz ve ayrı odalarda yatıyoruz. Ben çalışan bir anneyi, evlendiǧimizden beri eşimin bekarken ticaret yapıp borçlandığı paraları ödüyoruz. Eşim ailesine çok düşkün, onunla konuşarak anlaşamıyoruz, bende susmayı tercih ettim. Konuştuǧumuz zaman özellikle ben çok kırıcı ve hakaret ederek konuşuyorum, sorunlarımı üzülürler diye kendi ailemle bile paylaşamıyorum .Kendimi çok yalnız, hayattan ümitsiz, karamsar ve mutsuz hissediyorum. Beni hayata baǧlayan tek şey bebeǧim..Bebeǧi olmasa ne eşime nede ailesine tahammül edebilirim. Sizden ricam ne yapabileceǧim konusunda beni yönlendirmeniz, önereceǧiniz bir ilaç varmı ?

Doktor olmadıǧım için ilaç tavsiyesinde bulunamıyorum. Evlilikteki çatışmalar insan yaşamındaki problemlerin en rahatsız edici olanlarından biridir. Her evlilikte bazı problemler yaşanır ancak kimi zaman problemler çiftlerin derin bir hayal kırıklığı yaşamasına ve evliliğin devamını sorgulamaya kadar varabilir. Oysa bu olumsuz gidişi durdurmak mümkündür. Çiftler bunu bazen kendi çabalarıyla, problem çözme becerileri geliştirerek başarabilseler de çoğu zaman profesyonel bir yardım gerekmekte ve evlilik terapisine ihtiyaç doğmaktadır.
Çatışmalı evlilikler çoğu insanın evlilik yaşamındaki iniş çıkışlardan farklı bir durum arz eder. Sorunlu evliliklerde ilişkideki hayal kırıklığı öyle bir gelip bir gitmez, ara sıra hissedilen bir duygu değil süreğendir ve kişiler evliliklerinden derin bir tatminsizlik duyarlar. Bu tür evliliklerde sık ve giderek şiddeti artan kavgalar yaşanır. Kavgalar çözüme götürmez, sadece tükenmişlik hissi yaratır. Ama sorunlu evliliklerdeki ilişki her zaman kavgalı değildir. Bazı evliliklerde kavga yoktur ancak ilişki kaliteli değildir, eşler birbirlerinden tamamen kopukturlar; birbirleri için bir şeyler yapmayı ve iletişimi tamamen keserler, bu durumda evlilik yaşamında işler daha da kötüye gitmeye başlar.
Çözüme kavuşmayan sık tartışmalar, sizinde şu anda hissettiǧiniz gibi olumlu duyguların kaybı, arkadaşlık, seks ve canlılığın azalması evliliğin sorunlu olduğunun işaretleridir. Önemsememe, içe çekilme, şiddet ve bağlantının tümüyle kopuk olması söz konusuysa eğer evliliğin büyük bir problem içinde olduğunu ve bir şeyler yapılmazsa daha kötüye gitme riskinin yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Yatakların ayrılması fiziksel olarak yakınlaşmayı ve diǧer eşin sıcaklıǧını engellediǧi için yabancılaşmayı ve duygusal anlamda da kopmayı saǧlar. Cinsel birliktelik eş ilişkisinde vazgeçilmezlerdendir. Eşlerin birbirine en yakın olduǧu, bütünleştiǧi, her türlü öfke ve kırgınlıǧın kapının arkasında birakıldıǧı özel anlardır ve ilişkideki sıcaklıǧı, sevgi ve tutkuyu saǧlar. Eşinizin ailesine düşkünlüǧü, konuşup anlaşarak ve herkesin üzerinde uzlaşabileceǧi belli kurallar oluşturularak yeniden yapılandırılabilir. Kavgalarda suçlayıcı ve saldırgan bir dil kullanmak yerine duyguların « ben……hissediyorum » şeklinde ifade edildiǧi, yakınmaların istek ve dilekler olarak söylendiǧi bir dil kullanıldıǧında, söylenenlerin duyulma ve anlaşılma şansı daha fazla olur. Duygularınızı susarak arya duvar örmek yerine doǧru şekilde ifade etmeye çalışın, eşinize model olun.
Eşinizle birlikte kaliteli zaman geçirmeniz, ona kendisinin özel ve deǧerli olduǧunu hissettirmeniz, tekrar yataklarınızı birleştirip, birlikte duş almanız kısa sürede etkisini göstererek ilişkinizde arzu ettiǧiniz olumlu deǧişimleri saǧlayacaktır.

6. DİLİMDEKİ TAT BOZUKLUǦU
Yaklaşık 2 haftadır dilimin sağ tarafında tat bozukluğu var tat alamıyorum ve uyuşma oluyor gitmediğim doktor kalmadı en son psikolojik olabileceği söylendi dün psikiyatriye gittim devlet hastanesine beni sadece 3 dakika dinleyip selectra 50 mg vecedrina 25 mg ilaç verdi..uyku prolemi yaşıyorum bu aralaar selectrayı içtim ve kafamı kaldıramadım son 24 saatim yatak ta uyumakla geçti..cedrinayı henüz içmedim siz ne düşünüyorsunuz ilaçlar cokmu ağır geliyor cedrina sizofren hastalarında kullanılıyormuş daha cok sizce kullanmalımıyım..selectrayıda kırıp yarısını içsem bir sorun olur mu?

Doktor olmadıǧım için ilaçlar konusunda görüş bildiremiyorum. Uyku proplemleri, uyuşma gibi belirtiler depresyon belirtilerine benziyor ancak çok az veri ile kesin bir şeyler söylemek oldukça güç. Doktorlar genellikle bir ilaç verirken yan etkilerini hesaba katarak verirler ve hastaların bilgilendirirler. Ancak devlet hastanelerinde aşırı yogunluktan hastalarla yeteri kadar ilgilenme, ilaçlar ve tedavi seçenekleri hakkında yeterli bilgi verme her zaman mümkün olmuyor. Kullandıgınız ilaçla uygun gelmemiş olabilir, zaten doktorlar ancak ikinci görüşmede sonra size daha uygun bir ilaç verebilirler. Bu yüzden ilk defa ilaç yazdıklarında “kullan bir ay sonra gel” diyerek ilacın tesirini, etki ve yan etkilerini duymak isterler. Tek başına medikal tedavinin yeterli olmadıgı durumlarda psikoterapi destegi de gerekebilir, yine de en dogru yönlendirmeyi doktorunuz yapacaktır, onun bilgisi dışında başka bir ilaç kullanmak yada kullandıgınız bir ilacı bırakmak yada dosajıyla oynamak tedavi sürecini aksatır.

7. KIZIM BARMAǦINI EMİYOR
Benim 2,5 yaşındaki kızımla ilgili sorum olacak size.5 aylıktı parmak emmeye başladı,çok engellemedim önceleri emziğe alıştırmak için çok zorladım ama sonrasında pes ettim .internetten araştırdığım kadarıyla 2 yaşına kadar görmezden gelin kanısına vardım ve 2 yaşında müdahale etmeye başladım.çok büyük savaşlar verdik,psikolojik olarak biraz örseledim diyebilirim üzülerek.parmağı çok kötü yara oluyordu asıl inat etmemdeki etken buydu aslında,yara olmuyor şimdi o yüzden hiç uğraşmıyorum emmeye tam gaz devam ediyor.sadece uyurken değil,gün içindede çoğunlukla ağzında parmak.bu sırada bir huy daha geliştirdi,diğer eliyle emdiği parmak kolundaki giysisiyle oynuyor.yazın benim kolumdaki kıyafetle oynuyordu şimdi kendine çevirdi,parmak emme gibi vazgeçilmez birşey oldu,hırka,mont vs. kolundaki giysiyi kapatacak birşey giymek istemiyor.banyo sonrası atletini giyince ödü kopuyor kısa diye,üzerini giydirince rahatlıyor.kaygılanmaya başladım,bana bir yol gösterin lütfen.

Çocuklar genellikle diş çıkarırken, uykuya dalarken, yeni bir kardeşleri olduǧunda parmak emme davranışını gösterebilirler veya varsa devam ettirirler. Bazen de zorlukla karşılaştıklarında, utandıklarında veya veya sıkıldıklarında bu duygularını gizlemek için .parmak emebilirler. Anne ve baba çocuğu bu alışkanlıktan vazgeçirmek için ne kadar çok çaba gösterirse bunun yarattıǧı kaygıyla baş etmek için çocuk o kadar fazla parmak emer ve deǧiştirmemekte direnir. Parmak emmenin çocukta 4 yaşına doğru kaybolması gerekir. Ama 5 yaşına kadar çocuğun parmağını emmesi normaldir ve bir zararı yoktur. Eğer bu davranış beş yaşından sonra hala bitmemiş ve okul çağında da devam ediyorsa o zaman bir sorun var demektir, bunun için hemen tedbir alınması gerekir Sizin kızınız henüz bu yaşta deǧil ancak parmaklarını yara yapacak kadar emmesi ve giysilerinin kollarıyla oynaması kaygı verici. Böyle kendini tekrarlayan streotip davranışlar otistik çocuklarda görülmekle birlikte yoǧun kaygı altında diǧer çocuklarda da görülebiliyor. Bunun karşısında sakin olmak, telaşa kapılmayıp sabırlı bir şekilde bu davranışıyla ilgilenmelisiniz. Çocuk söylenenleri anlayabildiǧi ölçüde onunla konuşulmalı, bu davranışının güzel bir davranış olmadığını bu yüzden mikrop kapıp hasta olabileceǧi anlatılmalıdır. Çocuğun ilk dişleri çıkmaya başladığında damakları kaşınacağından parmağını sürekli ağzına götürebilir. Bu durumda yumuşak bir oyuncak (dişlik vb.) çocuğa verilerek ağzına alınması sağlanabilir. Parma emme davranışının altında ki bir diğer nedende yeni bir kardeşin olmasıdır. Yeni gelen kardeş sebebiyle çocuk bu davranışı göstermeye başlamış ise çocuklar arasında eşit sevgi sağlayıp, çocukla konuşarak kendisinin ayrı bir yeri olduğunun ve kendisini çok sevdiklerini çocuğa anlatmalısınız. Çocuğun bu hareketten vazgeçmesi için baskıcı davranmayın. Ona ceza vermeyin ve bağırmayın. Bu hareketler vazgeçireceğine daha da çok artmasına neden olur. Çocuklarda bu tip davranışların ortaya çıkmasında bir diǧer neden ise aşırı kaygılı bir anne veya aile içindeki gergin ve çatışmalı ortamdır. Eǧer çocuk böyle bir ortam içindeyse, anne-babasının kavgalarına şahit oluyorsa kendini güvende hissetmeyecek, duygusal anlamda gerileyerek önceki yaş dönemlerine özgü savunma mekanızmalarına sıǧınacaktır. Parmak emme, oyuncak bir pelüşe aşırı baǧlanma, tırnak yeme, mastürbasyon gibi davranış sorunları yoǧun stres altında stresle başetmek için geliştirilen savunma mekanizmalarıdır. Eğer çocuk oyun oynamıyor ve boş zamanında yapacak bir faaliyet bulamıyorsa, bu davranışı kesinlikle gösterecektir. Bu nedenle çocuǧunuzu rahatlatın, güven verin, sık sık ona dokunun, birlikte oyun oynayın, ona ellerini meşgul edecek oyuncaklar alın, oynaması için onu yönlendirin, dikkatini başka şeylere çekin, zamanla düzelecektir. Düzelme olmazsa bir pediyatr’dan yardım alabilirsiniz.
8.HASTALIK HASTASI
Ben sürekli bir hastalık arayışı içerisindeyim. Hangi hastalığın belirtisini okuduysam o hastalığı kendime uyarlıyorum. Son 2 haftadır paranoid şizofreniyi araştırıyorum. Çünkü hastalığın belirtileri bende mevcut. Çok korkuyorum çünkü bu hastalık çok zor ve tedavisi çok uzun sürüyor. Benim size sorum Şizofreni olan biri bunun farkında olurmu veya bundan korkar mı? Şizofreni hastaları çarpıntı yaşar mı? cevap verirseniz çok memnun olurum.

Yazdıklarınız psikolojide “”Hipokandriya”” diye bilenen hastalık hastalığına benziyor. Bu hastalık oldukça yaygındır. Diğer hastalıklarla eş zamanlı olarak görülebilir. Genellikle 20 yaşlarında başlar ve yaş ilerledikçe semptomların görülme sıklığı çoğalır. Belirtileri, aşırı bedensel meşguliyet, hasta olmadığına dair güvence verilmesine rağmen hasta olduğuna inanmak ve hastalık fobisi seklindedir. Kaygı bozukluklarından “”takıntılı düşünce davranışlar” “la benzeşir ve tedavi edilmesi gereken ciddi bir durumdur. Psikiyatrik hastalıkların tanısı sizin yaptığınız gibi yalnızca bazı bulguların benzemesiyle konulmaz, çok daha karmaşık ve ciddi bir değerlendirmeyi gerektirir. Psikiyatri konusunda uzman bir doktordan yardım almanız faydalı olur diye düşünüyorum.

Selam. Ben şizofreniyim daha bilmiyorum ama belirtiler biraz var anlattır mısınız zahmet olmazsa nasıl test edebilirim ?

Amerikan Psikiyatri Derneği’nin DSM-IV (Diagnostic and statistical manual of mental disorders): klavuzuna göre şizofreni tanısını koyabilmek için gerekli kriterleri aşağıdaki gibidir.
Ancak psikiyatrik bir tanı koymak ve tedavi planı geliştirmek uzmanlık isteyen bir alandır, burada yazılanlara bakarak kendinize tanı koyarsanız bu hem yanıltıcı olabilir, hem de tedaviyi geciktirerek zorlaştırabilir. En doğrusu bir uzmana giderek muayene olmak ve onun gerekli gördüğü tedavi planını uygulamaktır.
Tipik semptomlar: 2 veya daha fazla bulunmalı, her biri bir aydan uzun sürmeli (şayet semptomlar tedavi ile geriledi ise daha az sürse de kabul edilebilir)
Duygulanımda kentleşme
Varsanım (halüsinasyonlar)
Sanrı
Dezorganize konuşma (konuşmada düzen bozukluğu)
Dezorganize (çok dağınık) davranış (ör; uygunsuz giyinme, sık sık ağlama) veya katatonik (heykel gibi kımıldamadan kalma) davranış
Negatif semptomlar (konuşmanın ve istencin azalması gibi)
Toplumsal ve iş uyumunda bozukluk
Bunlardan iki ya da daha fazlasının hastada bulunması zorunludur. Bu belirtiler en az bir ay sürmüş olmalıdır.
Şizofreni tanısı koyabilmek için tipik semptomlara ek olarak;
Toplumsal ve iş yaşamında bozukluk da aranır
Süre: Hastalık belirtileri en az 6 ay sürmeli
Şizoaffektif bozukluk ve duygu durum bozukluğu olmaması
Fiziksel tıbbi bir duruma ya da madde/ilaç kullanmaya bağlı olmaması
Yaygın gelişimsel bozukluk öyküsü olduğunda varsanımların, sanrıların en az bir ay devam etmesi gerekmektedir.

9. SERTLEŞME BOZUKLUĞU
Ben şu anda 45 yaşındayım üroloji uzmanına gittim sorunumun psikolojik olduğunu söyledi . Benim sorunum sertleşme ile ilgili bazen hiç bir sorun yaşamıyorum normal devam ediyor, bazen de sertleşme tam olmuyor bu bende çok kötü şekilde moral bozukluğu yapıyor ne yapmam lazım vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkürler.

Sertleşme sorunu, erkek cinsel işlev bozukluklarından en fazla karşılaşılanlardan biri. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları, yüksek kolesterol, hormonla bozukluklar gibi bir çok fizyolojik ve performans kaygısı, cinsellikle ilgili bilgi eksikliği, hurafeler, eşin yeterince uyarıcı olmaması, cinsel yönelim bozukluğu gibi psikolojik nedenleri olabilir. Erken boşalmanın aksine sertleşme bozukluğunda fizyolojik bir neden bulunma olasılıǧı daha fazla olmakla birlikte eğer sabah sertleşmeleri oluyor, mastürbasyon yaparken sertlik kaybı yaşanmıyorsa psikolojik olduğu düşünülür. Bazen erken boşalma ile birlikte ikisi bir arada görülebilir veya biri ötekinin sebebi olabilir. Her erkek hayatının bir döneminde veya bazı durumlarda sizinkine benzer geçici sertleşme sorunu yaşabilir, bunun üstünde çok durulur, çok endişelenilirse kalıcı sorun haline dönüşebilir. Uygun yer, uygun zaman ve uygun partnerle, rahat ve kaygısız bir şekilde yaşanan bir ilişkide genellikle sorun yaşanmaz. Siz öncelikle bir ürologa gitmekle doğru olanı yapmışsınız, psikolojik olduğunu söylemiş, bu durumda tedavisi de psikoterapidir. Moralinizi bozmayın, cinsel terapi alanında deneyimli bir terapistin yardımıyla bu üstesinden büyük ihtimalle gelebilirsiniz. Cinsel ilişkiye girerken penisinizin üstünde ne kadar az psikolojik baskı olursa penisiniz o kadar sizi yolda bırakmaz.

10. HAMİLE KALAMIYORUM
29 yaşında PCO hastasıyım. 2 defa aşılama 1 defada tüp bebek denedik sonuç negatif oldu. bu aşamada çok yıprandım. Hamile kalmak için stresten uzak olmalı ve hamileliği unutmam gerek ama ben her anımda aklımdan çıkaramıyorum eşimle beraber olurken bile. bana bu konuda bir tavsiyeniz varsa çok memnun olacağım iyi akşamlar

Doktor olmamakla birlikte, PCO, bildiğim kadarıyla adet düzensizliği ve yumurta kalitesinin bozukluğuyla ilgili hormonal bir hastalık. Anne olmak bir kadın için hayattaki en güzel şeylerden biri olmalı, ancak bunu hayatınızdaki en önemli olay ve tek hedef haline getirdiğinizde stres kaçınılmaz olur ve bunun yarattığı hassasiyet stresi artırarak içinden çıkılmaz bir kısır döngüye dönüşebilir. İki defa deneyip ikisinde de sonuca ulaşamamanın yarattığı hayal kırıklığı ve uyuntuyu unutmak hiç de kolay olmamalı. Bununla birlikte siz hayattasınız, evliliğiniz devam ediyor ve anladığım kadarıyla tekrar deneyebilirsiniz. Bu noktada belki de dikkatinizi, spor, tiyatro, müzik, yabancı bir dil öğrenmek gibi keyif alabileceğiniz başka faaliyetlere vermeniz sizi bu sorunlardan biraz uzaklaştırabilir, üzerinizdeki stresi azaltabilir. Eşinizle birlikte ortak projeler, tatil planları, gezilip görülecek yerler listesi yapabilirsiniz. Yapılan araştırmalarda artık denemekten vazgeçince bundan dolayı rahatlayan, kimi zaman bir evlat edinen çiftlerde sürpriz bir şekilde hamile kalındığı görülüyor.

11.ÇOK KAVGACIYIM
Kickboks’a gitmek istiyordum. Babam beni göndermedi ağzın yüzün perişan olur dedi. Nedense bende kavga etme isteği var. Yoldan geçenlere hep sataşıyor, kavga çıkartıyorum Aslında bu durumun kötü, yanlış olduğunu biliyorum ama irademe sahip olamıyorum. Ondan kickboksa gitmek istemiştim. Ne yapmam lazım?

YaşınIn gereği enerji dolu olman ve bunu doğru şekilde boşaltamadığında saldırgan davranışlar göstermen normal. Aslında sen bu enerjiyi spor yaparak değerlendirmek istemekle çok doğru bir seçim yapmışsın. Seçtiğin spor türüyle ilgili olarak ne yazık ki bazı önyargılar var. Spor olarak bir tek kickboks yok, babanın razı olabileceği mesela Judo, akide, jiu-jitsu, ata sporumuz güreş gibi daha az agresif ama en az onlar kadar etkili başka sporlar da var. Özellikle judonun beden ve ruh disiplini için çok güzel bir spor olduğuna inanıyorum. İradene sahip olmaya gelince, yapman gerek bazı şeyler olduğunu düşünüyorum. Normal ergenlik dönemine özgü öfke ve kızgınlığın ötesinde, İçinde yoğun ve bir türlü gitmeyen bir öfke varsa bunun başka nedenleri olabilir. Engellenme ve hayal kırıklığına karşı toleransın az olması, sorunlu bir ebeveyn-çocuk geçmişine sahip olmak, dürtü kontrolü eksikliği gibi nedenler sayılabilir. Yaptıklarının farkında olman ve değişmeyi istemen çok olumlu ve olgun biri olduğunu gösteriyor, içindeki bu enerjiyi doğru davranışlara kanalize ettiğinde çok güzel şeyler yapabileceğini düşünüyorum.

12.MASTÜRBASYON BAĞIMLILIĞI
Kendimden nefret ediyorum hiç bir hareketimi beğenmiyorum insanlardan çok eleştiri alıyorum çok yalnızım mastürbasyon yapıyorum sonra pişman oluyorum korkuyorum kim olduğumu bilmiyorum uyumak istemiyorum uyumakta istiyorum hem yanlız olmak istemiyorum hem yalnız olmak istiyorum

Yazdıklarınızdan zor bir dönemden geçtiğiniz ve psikolojinizin bundan oldukça olumsuz etkilendiği görülüyor. Mastürbasyon insanların partneri olmadığında cinsel doyuma ulaşmak için başvurduğu zararsız bir kendini tatmin yöntemi olmakla birlikte, normal ilişkiye tercih edildiğinde ya da stresle ve bazı psikolojik sorunlarla baş etme yöntemi olarak kullanıldığında problem oluşturan bir davranıştır.Beraberinde pişmanlık ve suçluluk duyguları geliştirir ve bunları unutmak için tekrar mastürbasyon yapıldığında çözümsüz bir kısır döngüye girilir. Gittikçe özgüveninin kaybolmasına ve sosyal ilişkilerden uzaklaşılarak yalnızlığa yol açabilir. Yaşadığınız ikilemler, uyku sorunları, kendinize karşı olan nefretiniz ve başkalarının olumsuz düşüncelerine fazlasıyla değer verme gibi belirtiler depresif belirtilere uyuyor, bu nedenle fazla zaman kaybetmeden konunun uzmanı bir hekimden profesyonel bir yardım almanızı öneririm

Daha önce bir çok psikiyatriste gittim, bir çok ilaç kullandım ama hiç bir faydası olmadı, Sizin de söylediğiniz gibi ben tekrar tekrar yaşıyorum aynı şeyleri hayatım hiç ilerlemiyor gibi hep başa sarıyor, Mastürbasyonla hayatımı değiştirmeye çalışıyorum sorunların üzerine yapıyorum basit bir tatmin olarak görmüyorum atlatmak için her şeyi denedim sosyal bir insanım yerimde duramam ve hep kendimi yordum çok gezerim hep işim olur ama bir saniye soluklansam bütün olumsuzlukları üzerime çekerim ve mastürbasyona sarılırım yapmamak için ne yapacağımı bilmiyorum

Sizin de belirttiğiniz şekilde mastürbasyon hiç birşeyi çözmediği gibi daha karmaşık hale getiriyor. Mastürbasyon esnasında kişi kimseye ihtiyaç duymadığı, kendi kendine yettiği, bütün sorunların geride kaldığı bir zaman dilimi yaşar. Bedensel gerilimi azalır, zihinsel bir uyuşma olur, ancak bunun etkisi geçtiğinde hiçbir sorunun çözülmediğini, olduğu gibi durduğunu görünce pişmanlık ve kendine karşı öfke duygusu ortaya çıkar. Eğer bütün çabalarınıza rağmen bunu atlatamıyorsanız gerisinde çok daha önemli bilinçaltı çatışmalar olabilir. Tek başına ilaç kullanımının yeterli olmadığı görülüyor, buna ek olarak deneyimli bir psikologla yürüteceğiniz bir terapi programı daha faydalı olabilir.

13.ERKEK ARKADIŞIMIN HASTALIĞI
Erkek arkadaşım 21 yaşında sürekli kendini rüyadaymış gibi hissettiğini söylüyor 3 yıldır aynı şeyden şikayetçi ben önceleri çok ciddiye almadım fakat bu aralar daha çok arttığını söylüyor psikiyatra gitti doktor ilaç vermiş ilaç kendisini rahatlatacak bir ilaçmış ilacı da kullanmadı ve 2 hastalığın birlikte belirtisi olduğunu söylemiş. Siz ne önerirsiniz benim yapabileceğim bir şey var mı ben çok endişeleniyorum yardımcı olur musunuz?

Erkek arkadaşınızın kendini sürekli rüyadaymış gibi hissetmesi ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir, doğru tanıyı en iyi bir uzman doktor koyabilir. Psikiyatra giderek doğru olanı yapmış ama verilen ilaçları sanırım yan etkilerinden dolay kullanmayarak tedavisini yarım bırakmış. Verilen ilaçları düzenle kullanmadığı sürece iyileşme olmaz. Benim önerim ilaçlarını kullanmaya başlaması ve düzenle olarak doktor takibinde olması. Kendisine yardım etmek istemeyene kimse yardım edemez, siz ancak manevi destek olabilirsiniz, tedavinin en önemli kısmını rahatsız olan kişinin kendi rahatsızlığının sorumluluğunu alması oluşturur

14.KENDİME GÜVENİM YOK
Benim kendime güvenim yok:( her şeyden korkuyorum insanların beni beğenmemesinden özellikle. Eskiden kendime güvenirdim istediğim gibi davranırdım ama nedense son yıllarda kendime güvenim gitti. Eski güvenim gelsin diye saçlarımı eskisi gibi kısacık kestirdim ama bu seferde yakıştı mı acaba? İnsanlar beni beğenir mi acaba? diye düşünüyorum gözlerim bozuk gözlük taksam mı takmasam mı? Hangisinde daha
güzelim ?diye düşünüyorum. özellikle fiziksel konularda çok takılıyorum. Kısaca kafayı yemek üzereyim psikologa gidiyorum bu arada efexor ve risperdal kullanıyorum. Bir ara titizlik hastasıydım ama atlattım artık daha iyiyim. Hocam lütfen kendime güvenmem için ne yapmam lazım söyleyin.

Dile getirdiğiniz şikâyetlerden aşırı kaygılı, kendinizle ilgili olumsuz düşüncelere sahip biri olduğunuz anlaşılıyor. Çocukluğunda çok eleştirilen mükemmeliyetçi ve kaygılı ebeveynlerin hatalı tutumlarına maruz kalan kişilerde ortaya çıkan sık karşılaştığımız bir durum. Doktorunuz kaygılarınızı, takıntılı düşünce ve davranışlarınızı azaltmak için medikal tedaviye başlamış ancak bu tek başına yeterli görünmüyor, buna ek olarak zaten psikologa da gidiyorsunuz, biraz sabırlı olmalısınız. Negatif kendilik imajınızın pozitif olanla değişmesi, böyle düşünmenize neden olan bilinçaltı çatışmalarınızı farkına varmanız biraz zaman alabilir. Kendinize olan güveninizin artması ancak becerilerinizin artması ile mümkün, bunun yolu da yeni şeyleri yılmadan denemekten geçiyor. İnsanların sizi beğenip beğenmemesi yalnızca sizin fiziksel özelliklerinize bağlı değil, diğer insanların kafasında güzellik kavramıyla ilgili bir durumdur. Öncelikle kafanızdaki güzellik kavramını biraz esnetin, kişiler arası çekim yalnızca fiziksel özelliklerle sınırlı değildir, kişilik özellikleri, entellektüel birikim, hayata karşı duruşunuz, dünya görüşünüz, sıcakkanlı, sempatik oluşunuz, yardımseverlik, dostluk gibi birçok başka değişken vardır. İlginizi fiziksel özelliklerinizden biraz uzaklaştırıp sanat spor gibi başka alanlara yönlendirin, sizinle bu alanlarda ortak ilgileri olan insanlarla tanışabilir, onlarla güzelliğin ötesinde başka değerleri paylaşıp, sizi beğenen insanlarla karşılaşabilirsiniz. Bu arada ‘atılganlık eğitimi’ diye bir metot var, o metodu araştırıp kendi kendinize uygulayabilirsiniz, umudunuzu yitirmeyin, her sorunun çaresi kendi içinden çıkar.

Verdiğiniz cevap son derece tatmin edici haklısınız güzelliğimden ziyade farklı alanlara çekmem lazım ama nasıl yapacağımı bilmiyorum soruma verdiğiniz yanıtı defalarca okudum ve inanın kendimi çok iyi hissettim size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum:) Hocam nasıl olumlu düşünebilirim? Ben karakter olarak genelde karamsar biriyim bunu nasıl aşabilirim?

Karamsarlık genelde bulaşıcı bir hastalık, çevrenizde karamsar insanlar varsa zamanla sizi de karamsar yaparlar, bana göre bunun temelinde temel güven ihtiyacının eksikliği ve incinmeye karşı kendini koruma arzusu vardır. Karamsar kişinin seçici algısı zamanla her olayda eksik, yanlış, tehlikeli ve olumsuz olanı görmeye alıştığı için olumlu olanların farkına varmaz. Olumsuz düşünen kişi kendini olası kötü ihtimallere ve hayal kırıklığına karşı hazırlayarak bir şekilde kendini korumuş oluyor, abartılmadığı takdirde bu o kadar da kötü bir şey değil, ancak herşeyin olduğu gibi bunun da bir bedeli var: hayatı dolu yaşayamamak ve mutsuz olmak. Bunun tam tersi polyannacılık da doğru değil elbette. Geçmişte işlevsel olan ancak bugün için sizi kısıtlayan bu bakış açısının sizi nelere karşı koruduğunun farkına vardığınızda bunu değiştirebilir daha rasyonel bir bakış açısı geliştirebilirsiniz. Hayatınızdaki olumlu olayları, başarılarınızı düşünün, bunlarla ilgili duygu ve düşüncelerinizi not edin. Daha sonra şimdiki ilgi alanlarınızı belirleyin, ne olmak, kim olmak istediğinizin zihinsel canlandırmasını yapın ve önceki başarılarınızla arasında bir köprü kurun. Herkesin içinde kendini gerçekleştirecek yeterli kaynak ve yetenek vardır. Bunları ancak eyleme geçtiğinizde fark edip görebilirsiniz, yanlış ya da hata yoktur, yalnızca sonuç vardır ve her sonuç bize bir şeyler öğrettiği için değerlidir. Öyleyse harekete geçin ve yaşayarak öğrenin, yaşadığınız hayatın senaryosunu siz yazıyorsunuz, ne yazarsanız onu oynarsınız

15. HİÇ ARKADAŞIM YOK
26 yaşında evli bir çocuk annesiyim Ankara da yaşıyorum ve büyük bir kurumda çalışıyorum. Benim sorunum hiç arkadaşımın olmaması sadece merhabalaştığım kişiler var daha öteye gidemiyorum ben yakınlaşmak istiyorum ama karşı taraftan yüz bulamıyorum o yüzden bütün gün odamda yalnız başıma oturuyorum kime yaklaşsam benden uzaklaşıyorlar niye böyle oluyor anlamıyorum kimseyi de kırmamaya çalışırım ama yine de olmuyor aktivitelere katılıyorum gerekirse çaya davet ediyorum orda kalıyor karşı taraftan bugünde sen bize gel gibi bir hareket olmuyor genelde böyle yalnız kalıyorum aslında insanlar iyi olduğumu söylerler ama yaklaşmıyorlar bende bu durumdan rahatsızım yani herkes gibi olayım istiyorum acaba ben farklı mıyım? diye düşünüyorum ama o farkı bulamıyorum. Ne yapabilirim artık çok üzülüyorum çünkü yemekhaneye gidecek arkadaşım bile yok çoğu zaman akşam olmasını bekliyorum yemekhaneye çıkamadığım için herkes grup halinde geldiği için çekiniyorum ve ben bu durumu kimseye anlatamıyorum

Sosyal ortamlarda bulunup da yalnız kalmak oldukça zor bir durum. İlişkilerinizi yüzeysel kalması, gelişememesinin bir çok nedeni olabilir. Bunlardan en fazla görüleni çekingenlik ve incinme reddedilme kaygısı nedeniyle doğal olamamak. Temeli çocukluk döneminde atılır, aşırı saygılı, terbiyeli, iyi çocuk olarak yetiştirilen kişiler ileriki yaşamlarında kendilerini ifade etmekte ve dostluk kurmakta zorluk çekerler. Başka insanlarının dostluğunu kazanmak için belli bir duruş sergilemeyip hep onların beklediği gibi davrandığınızda sizin samimi olmadığınızı, içten pazarlıklı olduğunuzu düşünebilirler. Bazen onları karşınıza almak pahasına da olsa farklı düşündüğünüz zaman bunu ifade etmekten çekinmeyin, onların dostluğuna muhtaç olmadığınıza, kendi kendinize yettiğinize, insan olarak değerli olduğunuza önce kendiniz inanın. Başarılı olduğunuz yönlerinizi ve yeteneklerinizi öne çıkartın, beden dili önemlidir, kendinize güveniniz olduğunu gösterin, kendinize olmak istediğiniz gibi davranan birini örnek alarak onun davranışlarını izleyip sizden faklı ne yaptığını gözlemleyin. Bütün bunlara rağmen istediğiniz yönde bir gelişme olmazsa daha yapısal bir sorun olabilir, bir psikoterapistten yardım alarak üstesinden gelebilirsiniz.

16. ÇOK İÇİME KAPANDIM
Bu gün psikiyatride randevum vardı hayatımda ilk kez, fakat doktor bana hiç güven vermedi hep ben konuştum şikâyetlerimi dile getirdim. 5-6 aydır çalışmıyorum eve bir katkım olmuyor istediğim gibi bir işte bulamıyorum ve içime kapandım sanırım dışarıya çıkmak istemiyorum içimden hiç bişey yapmak gelmiyor ve son 1 aydır toplu taşıma araçlarında boğuluyor gibi oluyorum evde yalnız yaşıyorum ve hasta olursam öleceğimi düşünüyorum,kalbim inanılmaz çarpmaya başlıyor, panikliyorum, bunları anlattım ve Doktorum bana sadece LOSİRAM. adlı ilacı verip gönderdi, bu ilaç nasıl bir ilaçtır bana faydası olur mu? Ya da başka uzmana gitmem gerekir mi? Saygılar

Ben doktor olmadığım için ilaç kullanımı hakkında fikir beyan edemiyorum, kafanızdaki bu konuyla ilgili soruların cevabını en iyi o ilacı yazan hekim verebilir. Kesin tanıyı hekimler koyar, psikologlar süreçle ilgilenir ve başetme stratejileri geliştirilmesine yardımcı olurlar. Ancak bazen, sizin de yaşadığınız gibi doktorla “terapötik baǧ” dediğimiz güven ve empatiye dayalı ilişki kurulmayabiliyor, böyle bir durumda başka doktora gidebilirsiniz. Dile getirdiğiniz şikâyetler, içine kapanma, sosyal ilişkilerden kaçınma, iş yapamama, ölüm korkusu, kaygı bozukluluğu ve depresyonda görülebilen belirtilere benziyor. Uygun bir ilaç tedavisiyle kombine uygulanacak bilişsel-davranışçı yönelimli bir terapi ile bu sorunların üstesinden gelebilirsiniz.

17. UYUYAMIYORUM
Eşimle 2010 yılında evlendik.10 gün önce bir çocuğumuz oldu. Eşimin hamilelikten öncede uykuyla ilgili kaygıları vardı; geç dalma gibi. Ama gebeliğin 5.ayından itibaren bu sorun ciddi boyutlara geldi. Onu izlediğimizde uyuyor, horluyor hatta ama sabah kalktığında hayır ben uyumadım halsizim uyusam bu şekilde olmam çok kilo verdim ve öleceğim diyor. Gitmediğimiz psikolog ,psikiyatr, beyin cerrahı kalmadı. En son Erenköy ‘e gittik ve birkaç ilaç verdi doktor bugün uyuyacaksın dedi ve eve geldik. O gün süper uyudu. Aslında uyuduğunu anladı. Ama birkaç gün sonra ilacın vermiş olduğu halsizliği uykusuzluktan sanıp tekrar başladı şikayetlere ağlamalara. Eşimin durumu bebeği kucağına alıp sevemeyecek kadar ciddi. Yardımcı olmanızı diliyorum. Lütfen cevap bekliyorum.

Uyku sorunu genellikle başka rahatsızlıkların belirtisi olarak ortaya çıkar ve zamanla kendisi de bir problem olabilir. Eşinizdeki uyku sorununun doğum öncesinde var olması hassas bir yapısının olduğunu ve lohusalık depresyonu dediğimiz dönemi atlatamadığını gösteriyor. Hamilelik dönemi ve anne olmak bir kadında çok önemli biyolojik psikolojik ve hormonla değişikliklerin olduğu bir süreç. Anne, en değerli varlığı olarak gördüğü bebeğini hem çok severken hem de yoğun kaybetme korkuları aynı anda yaşayabilir, çocuk bakımı, ev işleri, eşe karşı sorumluluklar altında kendini güçsüz ve çaresiz hissedebilir ve bütün bunlar depresyon, kaygı bozukluğu, takıntılı düşünce ve davranışlara sebep olabilir. Bence eşinizin uyku sorunundan önce buna neden olan sebeplerle ilgilenilmeli, konusunda uzman bir hekimden profesyonel bir yardım almalısınız. Ayrıca onun sorumluluklarını paylaşarak, yardımcı olmanız, sevdiğinizi ve yanında olduğunuzu hissettirmenizin bu süreci kolay atlatmasına yardımcı olacaktır. Bu dönemde evlilik ilişkisinden kaynaklanan bazı sorunlar yaşanabilir, eğer böyle bir durum varsa o zaman yukarıda ki önerilere ek olarak bir evlilik ve çift terapistinden yardım alarak bu sorunların üstesinden gelebilirsiniz.

18.İÇİMDEKİ SES
Şu an işteyim ve çok korkuyorum. Kariyerim açısından kimseye durumumu belli edemiyorum. İçimden bil ses öleceksin diyor. Kötü bir hastalığın var diyor. Ne olur yardım edin. Çıldırmak üzereyim .

Mesajınızdan stresli ve zor bir dönem geçirdiğiniz ve bunun sizin ruh sağlığınızı oldukça kötü etkilediği görülüyor. Bu korkularınız ve sesler kendiliğinden geçmez, en kısa zamanda bir psikiyatriste giderek görünmeniz, lüzumu halinde ilaç kullanmanız gerekir.
19.KORKULARIMA ENGEL OLAMIYORUM
31 yaşındayım. Çocukluğumdan beri yıkılacak patlayacak yada aşınacak gibi korkularım var engel olamıyorum. Kapı çarptığında avize sallandığında çalıştığı için ısınmış elektronik cihaz fark ettiğimde ya da ortada bir şey yokken bir apartmanın altından geçerken yıkılacak hissine kapıldığımda dünyam başıma yıkılıyor. Her zaman olmuyor ama olduğunda kendimi çok kötü hissediyorum. Çocuğumun evin içinde koşmasına zıplamasına izin vermiyorum mesela. Doktora gitmek istedim ama eşim kendi kendime aşabileceğimi söylüyor. Benim neyim var, aydınlatırsanız sevinirim çünkü bu durumdan kurtulmak istiyorum. İyi çalışmalar.

Dile getirdiğiniz şikâyetlere genel olarak yaygın kaygı bozukluğu diyoruz. Eğer geçmişinizde bu korkularını oluşturan deprem benzeri travmatik bir doğal felaket yoksa yoğun stres altındasınız ve psikolojik olarak oldukça yorulmuş olmalısınız. Mükemmeliyetçi, her şeyi kontrol eden ve temel güven duygusunun karşılanmadığı sorunlu ailelerde yetişmiş kişilerde ileriki yaşamlarında sizinkilere benzer rahatsızlıklar ortaya çıkabiliyor. Evlilik problemleri, sağlık sorunları ya da ekonomik zorluklar tetikleyici olabilir. Eşinizin söylediği gibi bu durum kendiliğinden düzelmez, profesyonel yardım almanız gerekir. Psikiyatristin önereceği ilaçlar ve psikoterapinin birlikte uygulanacağıı kombine bir tedavi programı olumlu sonuç verebilir.

20. ERKEK OLMAK İSTiYORUM
21yaşında bir bayanım ama erkek olmak istiyorum fiyatı ve nasıl olmam gerektiği hakkında e- mail atar mısınız? lütfen .

Cinsiyet değiştirme ameliyatları alanım olmamakla birlikte bazı genel bilgiler verebilirim. Uzun süreli psikolojik hazırlık, ameliyat öncesi uzman hekimler tarafından bu operasyona uygun olunmadıǧına dair bir sağlık kurulu raporu ve bu rapora dayanarak mahkeme kararı gerektiren önemli bir ameliyattır. Psikiyatrist, hormon hastalıkları uzmanı, ürolog, plastik cerrah, genel cerrahi gibi bir çok disiplinin birlikte çalışması gerektirir. Devlet hastanelerinde ve bazı özel kliniklerde yapılabilir. Psikologlar için önemli olan böylesine önemli ve geri dönüşü olmayan bu kararın nasıl verildiği, karar öncesi ve sonrasında yaşananlar ve psikolojik zorluklarla nasıl mücadele edileceğidir. Bu süreç içerisinde bir psikolog veya konusunda uzman bir hekimin yardımı çok önemli, mutlaka olması gereken bir destektir.

21. ERKEN BOŞALMA
Ben ne zaman cinsel ilişkiye girsem aşırı heyecana kapılıyorum ve bu da erken boşalmama sebep oluyor. Levitra ,Cialis ve Viagra aldım ama nafile, 2 veya 3 dakika sonra bitiyor. Şimdi devamlı korkmaya başladım ve de buda heyecanımı daha çok tetikliyor. Ne yapmam lazım? Evliyim heyecan olmaması lazım ama maalesef ! lütfen bir çare.

Erkekte görülen cinsel işlev bozuklukları içinde en sık olanı erken boşalmadır. Erken boşalma, erkeğin cinsel birleşme olmadan veya birleşmeden kısa bir zaman sonra boşalması olarak tanımlanır. En genel tanım, birleşmede boşalma refleksi üzerinde istemli bir denetimin olmamasıdır. Yani önemli olan, erkeğin ne kadar sürede boşaldığından çok, boşalmanın istendiği zamanda olup olmadığıdır.
Erken boşalma için sıklıkla depresyon tedavisinde kullanılan çeşitli ilaçlar önerilir. Bu ilaçların çoğu cinsel uyarılmayı geciktirici yan etkileri nedeniyle, boşalma süresini de uzatabilir. Ancak bu boşalma refleksi üzerinde denetim kazandırmaz ve ilaç kesildiğinde boşalma süresi yeniden kısalır. Alkol ve ilaç kullanımının, prezervatif, bazı pomatlar, geciktirici spreyler gibi bölgesel uygulamaların mekanizması da aynıdır. Hepsi cinsel uyarılmayı azaltır. Dolayısıyla boşalmanın daha geç olmasını sağlar. Görüldüǧü gibi erken boşalmanın tedavisi %100 tedavisi vardır oda cinsel terapidir.

Sizin durumunuzda da belirttiğinizi gibi asıl neden aşırı heyecan duymanız. Kullandığınız ilaçlar daha çok sertleşme problemi olan ya da erken boşalma kaygısıyla kısa sürede sertliğini yitiren erkeklerde bunu önlemek için yardım amaçlı kullanılır ama erken boşalmayı önlemez. Ne kadar süredir evli olduğunuzu belirtmemişsiniz, bununla birlikte iki insani birbirine alışması için en az 3- 6 aylık bir zamana ihtiyaç var, bu nedenle evlenir evlenmez bu sorunla gelen erkeklere “acele etmeyin bekleyin biraz’ diyoruz. Bu sürenin geçmesine rağmen, düzenli bir cinsel yaşamı olduğu halde, boşalmasını denetleyemeyen ya da çok kısa sürede boşalan erkeklere, birkaç aylık bir cinsel terapi süreci ile bu denetimin öğretilmesi mümkündür. Erken boşalmada tedavinin esası, boşalma öncesi cinsel duyumların tekrar tekrar ve uzatılmış olarak yaşatılması ve erkeğin dikkatinin yüksek uyarılma düzeyindeki duyumlarına odaklamasıdır. Böylelikle erkek boşalmak üzere olduğunu uygun zamanda fark etmeyi öğrendiğinde, boşalmayı da erteleyebilecektir. Zorunlu olmamakla birlikte eşin de katılımı olduğunda terapi daha kısa zamanda daha iyi sonuç vermektedir.

22. EVLİLİĞİMİZİ GERÇEKLEŞTİREMEDİK
4 yıllık evliliğimizin ilk 2 yılı vajinismus problemimizi çözmeye çabalamakla geçti. Bu sıkıntıyı aşarken eşim çok anlayışlıydı ve çok fazla destek oldu. Eşim sonuç olarak yaşadığımız başka şeylerin de etkisiyle depresyona girdiğini söylüyor. Genel olarak mücadele etmekten yorulduğunu ifade ediyor. Ona nasıl yardımcı olabilirim. Gün geçtikçe ben de yaşam enerjimi ve heyecanımı koruyamıyorum. Çünkü çok yıprandık. Lütfen yardım edin .

Vajinismus ülkemizde en sık rastlanan, çözülmediğinde evlilik ve çift ilişkisini bozan, eşlerin birbirine yabancılaşmasına, bilinçaltı kızgınlık duyguları beslemesine neden olan bir sorun. Tedavisi olmasına rağmen utanma, kendine yakıştıramama, ayıplanma korkusuyla bazen yıllarca bununla yaşayan çiftler var. Erkek çoğu zaman kadının bu istem dışı kasılmasını anlamakta güçlük çekiyor, mahsus yapıldığını kendisinin istenmediği veya arzu edilmediğini düşünerek eşine öfke duyabiliyor ve kendine olan güvenini yitiriyor. Sonuçsuz tekrarlar ve her tekrarın sonunda yaşanan hayal kırıklığı çifti yorar, bezginlik yaratır birbirlerinden ve cinsel ilişkiden soğutur buna bağlı oluşan evlilik içindeki çatışmalar beraberinde depresyon, panik bozukluklar gibi başka psikolojik rahatsızlıklara yol açabiliyor. Hatta tedavi edilmeyen uzun süreli vajinismuslu kadınların eşlerinde de zaman içinde erken boşalma sertleşme problemleri gibi erkek cinsel işlev bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Ancak bütün bu yaşananlara rağmen hiç bir şey için geç değil. Cinsel terapi konusundan da tecrübeli bir evlilik ve çift terapistinin yardımıyla bu sorunlar aşılabilir ve çift hayatının geri kalanında tekrar birbirine yakınlaşarak cinsel ve duygusal yönden tatminkar bir evlilik sürdürebilir. Kendinizi ve evliliğinizi daha fazla yıpratmadan profesyonel bir yardım almanız uygun olur

23.İSTEMEDEN KUSUYORUM
24 yaşındayım, nedendir bilmiyorum ama ani bir şey olduğunda heyecanlandığımda midem kötü oluyor ve kusuyorum. bu durum sosyal hayatımı mahvetti. Mesela kız arkadaşımla yakınlaşma olduğunda uzaklaşıyorum çünkü midem çok kötü oluyor üstüne kusacak gibi. Neden böyle oluyor anlamıyorum yaptırmadığım test kalmadı endoskopi den tutun alize testine kadar her şeyi yaptırdım ama yok hiç bir problem yok. Ot gibi yaşadım da hiç bir şey yok yeni bir şeyler yapmak istesem midem buna engel oluyor lütfen yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkür ederim psikolojik sandığım bir durum

Dile getirdiğiniz sorun daha çok psikolojik bir rahatsızlığın bedensel tepkilerle ifadesi olan psikosomatik bir rahatsızlığa benziyor. Boulimie’den farkı onda her yemekten sonra dış koşulardan baǧımsız bir şekilde kusma isteǧinin olmasıdır. Bu istemsiz kusma refleksi istemediğiniz, kendinizi zorladığınız bir ortamdan sizi uzaklaştırarak aslında korumaya çalışıyor. Bazı kaygı bozukluklarında sosyal fobilerde, buna benzer bedensel tepkiler olabiliyor. Bilişsel-davranışçı yönelimli uygun bir psikoterapi programı ile bu kaygı uyandıran bilinçaltı süreçlerle yüzleşerek düzelme sağlayabilirsiniz. Düzelme için sabırlı olmalısınız, zaman alabilir. Sosyal ilişkilerinizi geliştirecek tiyatro kursları, spor gibi faaliyetler, atılganlık eğitimi programları yardımcı olabilir.

24.PANİK BOZUKLUK
Ben panik bozukluk hastasıyım önceleri sürekli olan kalp ağrımdan dolayı kalp krizinden öleceğimi düşünüyordum ama son bir haftadır çok ciddi boyutta ölüm korkusu başladı. Sadece kalp krizi değil herşeyden korkuyorum, bu o kadar kuvvetli ki yemek yiyemiyorum nasıl olsa öleceğim diyorum uzun zamandır yıkanmadım çocuklarım ağlasa içlerine doğdu birazdan öleceğim diyorum daha neler neler. Psikolog ‘EMRD’ diye bir yöntem uyguluyor iki ay oldu pek fayda görmedim şimdiye kadar. Bu aşırı korku normal mi? Ne yapmalıyım, emzirdiğim için ilaç alamıyorum ama o kadar bunaldım ki, emzirmeyi bırakıp ilaç kullansam faydası olur mu?

Panik bozuklukları insani öldürmeyen ama tedavi edilmediklerinde hayat kalitesini oldukça düşüren rahatsızlıklardandır. Beraberinde depresyon, yeme bozuklukları görülebilir. Sizde emzirmekten dolayı ilaç kullanamadığınız için hastalığınız ilerlemeye başlamış. Size uygulanan EMDR genellikle travma sonrası stres bozukluklarında ve bazı fobilerin tedavisinde oldukça etkili, genellikle bu tip sorunlarda ilaç tedavisiyle birlikte uygulanan bilişsel-davranışçı terapiler daha iyi sonuç veriyor. Tekrar doktorunuzla konuşarak sizin özel durumunuza en uygun tedavi seçeneğini en kısa zamanda başlatmalısınız.

25. HERŞEY RÜYA GİBİ
15 yaşında bir lise öğrencisiyim. Genellikle yaşadığım olaylar bana gerçek gibi gelmiyor. Sürekli olayların gerçekliğini sorguluyorum ve her şey rüya gibi geliyor. Gelecekte boşluk görüyorum ve geçmişte yaşadıklarımı hatırlayamıyorum sizce psikolojik rahatsızlığım mı var?

İçinde bulunduğunuz yaş döneminde zaman zaman böyle hayal alemine dalma, gerçekliği sorgulama görülebilir. Hormonlar, değişiklikler, sınav kaygısı, ebeveynlerle olan çatışmalar gibi yoğun kaygı yaratan durumlarda, genç gerçeklikten kaçıp hayal dünyasına sığınabilir. Bunların yoğunluğu, süresi, sıklığı ve gerçeklikten ne kadar uzak olduğu bir hastalık olup olmadığı konusunda belirleyici olur. Olmayan sesler duymaya, şekiller görmeye başlarsanız bir uzmandan yardım almaya ihtiyacınız var demektir. Uyku düzeninize dikkat edin, spor yapın, sosyal ilişkilerinizi geliştirecek faaliyetlerde bulunun, kendinizi daha iyi hissedeceksiniz.

26.KONSANTRASYON
31 yaşındayım,14 senelik evliyim, 4 çocuk annesiyim , işlerime yoğunlaşmada zorluk çekiyorum, günlük sorumluluklarım bana ağır geliyor, ne yapmalıyım, hep kendi kendime değişmeye dair sözler veriyorum ama bunu gerçekleştiremiyorum, bu yüzden aşırı derecede mutsuzum ve sinirliyim bu halim çocuklarıma da yansıyor daha sakin daha düzenli ve ilgili olmak istiyorum ne yapmalıyım, bana yardım eder misiniz?

Dört çocuk annesi ve çalışan bir kadın olarak bu denli yorulmanız ve taşıdığınız yükün ağır gelmesi çok normal bir durum. Mutsuz ve sinirli olmanızda bundan kaynaklanıyor olabilir. Bu kısır döngüden çıkabilmek için önceliklerinizi yeniden belirleyip, kendinizi zaman ayırmanız ve belki de yapmak zorunda olduğunuz bazı ev işlerini ve sorumlulukları çocuklarınızla eşiniz arasında paylaştırmanız gerekebilir. Çocukları yalnız başınıza yapmadınız, eşinizin de size yardımcı olması, üzerine düşen görevlerini yapması evliliğin kuralları arasındadır. Her şeyin en iyisini yapmak isteyen mükemmeliyetçi ve kaygılı insanlarda da böyle yetişememe, boğulma, sinirlilik ve mutsuzluk görülebilir, devamında depresyona dönüşebilir. Uyabileceğiniz gerçekçi planlar yapın ve bunu düzenli olarak yeni durumlara göre güncelleyin, yazılı planlar sizin problemleri daha somut görmenizi ve çözümler üretmenizi kolaylaştırır. Buna rağmen hayatınızda bir rahatlama olmuyorsa kendinizi daha fazla yıpratmadan eşinizle birlikte bir evlilik çift terapistinden yardım alabilirsiniz.

27. PANİK ATAK
23haftalık hamileyim panik bozukluk dolayısıyla son 5 gündür ‘Seralin 50 mg’ kullanmaktayım ilacı kullanmaya başladığımdan beri ‘bebeğe zarar mı veriyorum acaba’ diye beynim sürekli bunu düşünüyor doktorlarım zararı olmayacağını söyledi ama beynim hep olumsuz düşünüyor ve bunun beraberinde aklımı kaybetme korkusu yaşıyorum doktorum bu düşüncelerin zamanla geçeceğini söyledi sizce ilaçla bu düşünceler geçer mi? Bu düşüncelerin aklıma zararı olur mu?

Ben doktor olmadığım için ilaç kullanımıyla ilgili bir görüş bildiremiyorum. Hekimler bir ilaç yazarken hastanın özel durumunu ve ilacın olası yan etkilerini hesaba katarak yazarlar. Eğer doktorunuz hamile olduğunuzu bilerek ilaç yazmış ise korkulacak bir durum olduğunu sanmıyorum, söylemediyseniz en kısa zamanda tekrar giderek bilgilendirmeniz doğru olur. Bununla birlikte hamile olmak ve bir bebek beklemek, anne adayında kaçınılmaz olarak bazı psikolojik, hormonal ve fiziksel değişikliklere neden olur. Doğacak çocuğuna karşı beslediği derin sevgi, bu narin canlıya karşı duygularının yoğunluğu onu korkutur ve şaşırtır. Bir yandan bir an önce bebeğine sahip olmak isterken bir yandan da onu kaybetme korkularını çok yoğun bir şekilde yaşayabilir ve hassas yapısı gereği bu dönemde lohusalık depresyonu, panik bozukluk gibi rahatsızlıklar görülebilir ve psikolojisi bozulabilir. Doğumu takip eden ilk altı ay içinde bir çok annede bu belirtiler kaybolur, hayatı normale döner, ancak bazı durumlarda eğer hassas bir psikolojik alt yapı varsa, psikoterapiyi gerektirecek şekilde daha uzun sürer veya kalıcı olabilir. Doktorunuz size doğru söylemiş, olumsuz düşünmemeye, bebeğinizi kucağınıza alacağınız mutlu anları düşünmeye çalısın. Duygularını eşinizle paylaşır ve onun desteğini isterseniz bu dönemi daha kolay atlatabilirsiniz.
28.EŞİM EVE KAPANDI
Benim sorunum eşim 2 haftadır kendini eve kapattı evden dışarı çıkmıyor.Telefonlarını kapattı ailesiyle de benimle de konuşmuyor doktora gitmeye ikna edemiyoruz ve ben çok korkmaya başladım ne yapacağımı bilmez halde çıldırıyorum iki sene öncede bir travma geçirmişti ama o zaman ailesiyle ve benimle konuşuyordu şu anda maddi açıdan çok zor durumdayız dükkan açtık ama dükkan iş yapmadı icralar gelmeye başladı bu durumda onu tetikliyor şimdi ben onu nasıl kendine getirebilirim lütfen yardım edin çok zor durumdayım kendine bir şey yapmasından korkuyorum, lütfen yardım edin.

Eşinizin böyle birden bire kendine eve kapatması ve her şeyden soyutlaması ilk bakışta yoğun depresyonu düşündürmekle birlikte tam teşhisin konunun uzmanı bir hekim tarafından yapılması daha uygun olur; Geçmişten gelen yapısal yatkınlıǧın üstüne binen ticari başarısızlık ve maddi zorluklar sanırım kırılma noktası oldu ve böyle bir sonuca götürdü. Kaygılanmakta haklısınız, zamanla daha da kötüye gidebilir, gerekirse diğer aile üyelerinde yardım isteyerek vakit kaybetmeden bir psikiyatri uzmanına gitmeye ikna edip tedavisine başlamalısınız.

29.HASTALIK BULAŞTIMI
Ben 2 eylülde bir hayat kadınıyla, korunmasız cinsel ilişki yaşadım. Bundan sonra daha ilk günden nette hastalık araştırması vs. derken zor bir süreç geçirdim ve oldukça yıprandım 22. günde 4. test yaptırdım sonuçlarım negatif geldi bir an rahatlama sonrası iyi gibiydim ama daha sonrasında testten önce midem için hastaneye gitmiştim burada kan aldılar ve ortalama eritrosit 77-87 referans aralığı 90,9 ortalama hücre hemoglobin 27-31 referans aralığı 31.59 lökosit 4,5-11 referans arlığı 12,57 lenfosit yüzdesi 20-47 referans arlığı 17,08 nötrefil yüzdesi 40-72 referans aralığı 77,8 nötrfil sayısı 1,9-8 referans aralığında 9,77 bu değerlerden gerisi sınırlar içerisinde çıktı ve tabi yine bir telaş evham yaptım, psikiyatıra gittim ve başa çıkabildiğimi söyledi ve 3 hafta sonrasına randevu verdi, ama ben eskisi gibi değilim çok yıprandım sizce ne yapayım?

Bir psikolog olarak verdiğiniz test sonuçları ile ilgili değerlendirme yapmam mümkün değil, bununla birlikte HIV virüsünün korunmasız ilişki ile bulaşma ihtimali oldukça yüksek. İlk kontrol değerleriniz negatif çıkmış ama içiniz rahat deǧil, kaygılı ve evhamlı bir kişilik yapınız var. Bu özelliǧinizden dolayı böyle negatif bir olayı genellerseniz hem hem genel ruh saǧlıǧınız hem de tüm cinsel hayatınız olumsuz etkilenebilir, cinselliğe karsı negatif bir tavır geliştirebilirsiniz. Tekrar doktorunuzu görerek hastalık bulaşmadığından emin olduktan sonra bir terapi uzmanından evhamlarınızdan kurtulmak için psikolojik destek almalısınız.

30.CİNSEL İSTEKSİZLİK
Ben 20 yaşında bir genç kızım. Bende cinsel isteksizlik var. Önce bunun hormonlarımla alakalı olduğunu düşündüm. Hormon tahlili yaptırdım. İlk tahlilde bir hormonumun değeri yüksekti. 5 ay ilaç kullandım. Şuan normale döndü. Hormonlarım normal olduğu halde hala isteksizlik söz konusu. Doktor bunun erkek arkadaşımla ilgili olabileceğini söyledi, ama ben onu çok seviyorum, sadece biraz güvensizlik var, acaba o yüzden mi olmuyor, bilmiyorum. Ama şöyle bir sorun daha var, mastürbasyon yaptığım zaman da bir şey hissetmiyorum.20 yaşındayım ve bu küçüklüğümden beri böyle. Cinsellikten hiç haz almıyorum. Acaba organımda mı bir sorun var ilerde bir sorun olur mu diye çok korkuyorum. Beni bilgilendirirseniz çok sevinirim hocam.

Cinsel istek bozukluğu ve orgazm bozukluğu erkeklerden çok kadınlarda görülen psikolojik ve organik sebepleri olan bozukluklardan. Organik sebepleri arasında; hormonal dengesizlikler, klitoris ve vajina damarlarındaki daralmaya bağlı kan dolaşımı bozuklukları, diyabet, cinsel organ travmaları, bazı ilaçların yan etkileri gösterilebilir. Psikolojik nedenlerin arasında, olumsuz cinsel deneyimler, tutucu bir ailede cinselliğin ayıp-günah-pis inancıyla yetiştirilmiş olma, yanlış inanç ve tabular, kendine güvensizlik, kendi bedenini ve cinsel kimliğini beğenmeme, partner ile cinsellik dışında olumlu paylaşım yaşayamama, yoğun stres, gizli depresyon, partnere karşı duyulan bastırılmış öfke ve güvensizlik duyguları gösterilebilir. Kadın cinselliği oldukça karmaşık olduğu için bu liste uzatılabilir, özelliklede sizin durumunuzda olduğu gibi, partnere karsı duyulan güvensizlik çok önemlidir. Kadının orgazm olabilmesi için partnere bütünüyle güvenmesi ve kendini teslim etmesi gerekir. Yaşınız çok genç, umutsuzluğa kapılmayın ve kendinize biraz zaman tanıyın. Cinsellik doğuştan gelen bir dürtü olmakla birlikte, nasıl yaşanılacağı sonradan öğrenilen bir davranışlar bütünüdür. Cinselliği partnerinizle birbirinizi keşfettiğiniz bir oyun gibi görüp, her türlü performans kaygısından uzak, gevşemiş rahatlamış bir şekilde sonuca değil sürece odaklı yaşadığınızda bir çok sorun kendiliğinden düzelir. Eğer bazı sorunlar herşeye rağmen devam ediyorsa bir uzmandan yardım alarak çözebilirsiniz.
31. SESLER DUYUYORUM
Benim seslere karşı aşırı duyarlılığım oluyor. Üniversite öğrencisiyim 2.senedir yurtta kalıyorum. Geçen seneden itibaren bu duyarlılık başladı. Çünkü aşırı seslerden dolayı sinirlerim geçen sene çok bozulmuştu. Özellikle insanların konuşmasından çok rahatsız olmaya başladım ve bu da beni ister istemez aşırı sinirlendiriyor. Hiç bir işime konsantre olamıyorum o sesi duyduktan sonra bütün dikkatim dağılıyor. Sizce ne yapmam gerek ?

Ses duyarlılığı bazen fizyolojik bir hastalığın habercisi olabildiği gibi psikolojik bir rahatsızlıktan da kaynaklanıyor olabilir. Öncelikle bir kulak-burun-boğaz ve nöroloji uzmanına görünmeli gerekli kontrolleri yaptırmalısınız. Organik bir sebep yoksa o zaman psikolojik bir sebep aranır. Seslere karşı aşırı hassasiyet tek başına bir rahatsızlık olmamakla birlikte bazı rahatsızlıklarda belirti olarak ortaya çıkabiliyor. Kaygı bozukluklarında, depresyonda aşırı bir hassasiyet ve sinirlilik olabilir. Ancak olmayan sesleri duyma, psikoz dediǧimiz daha ciddi rahatsızlıklarda, ağır depresyonda görülebilir. Tedavi ortaya çıkartan nedene göre yapılır. Bu durum okul başarınızı ve genel ruh sağlığınızı daha fazla olumsuz etkilemeden en kısa sürede konunun uzmanı bir hekime görünmelisiniz.
32.BAŞ AǦRISI
Benim sorunum son bir aydır ben de halsizlik olması. Üzerimde sanki bir yorgunluk var. Eski kadar güçlü değilim. Bir de başım çok kötü ağrıyor. Bazen de şiddetli oluyor. Bu baş ağrısı sırasında görmemde de problem oluyor. Bulanık görüyorum. Zaman zaman kaslarımda omuzdan aşağıda ağrılar oluyor. Bir de kendi kendime konuşmaya başladım. Sanki birileri benimle konuşuyor. Bana küfür ettiriyor. Yardımınızı bekliyorum.

Mesajınızda dile getirdiğiniz yakınmalar ilk önce kansızlık, tansiyon gibi bedensel bir rahatsızlık yada bahar yorgunluğunu düşündürse de, sonraki yazdıklarınız daha çok psikiyatrik bir problem olduğunu gösteriyor. Kendi kendinize konuşmanız, birilerinin sizinle konuştuğunu, size küfür ettirdiğini düşünmeniz psikolojinizin bozulmakta olduğunu düşündürdü. Vakit kaybetmeden bir psikiyatriste giderek uygun bir tedaviye başlamanızı öneririm.

33. KIZIM MASKOTTAN KORKTU
Kızım 4 yaşında. Bugüne kadar hiçbir korkusu olmadı. Karanlık, yükseklik, hayvanlar vs. Dün bir AVM nin içinde yapılan bir etkinlikte kocaman bir bugs buny tavşan maskotu vardı sanırım 3.m boyunda içi havayla şişirilen ve insan yardımıyla hareket edenlerden. Bazı çocukların korktuğunu gördü. Kızıma doğru yürüyünceye kızım korktu sadece bizim tarafa doğru yürüdü korkutma eğilimi olmadı aksine çok şirin dans ediyordu sürekli ama kızım çok korktu. AVM yi terk etmek istedi. Oyun alanlarında bile oynamadı sürekli etrafına bakıyor geliyormuş diye halbuki bu maskotları ilk defa görmüyor öncede görmüştü.
Benim tavrım ise içinde insan olduğu, çocukları eğlendirmek için bu işi yaptığı ve bu işten para kazanıp evini geçindirdiğini anlatmak oldu ve kızım uzaktan bana baktı. Gidip yanına maskotun elini tuttum ve bir yerden kafasını çıkarıp çıkaramayacağını sordum. Maskotun içinden biri çıktı kostümcüde boş olarak yerde bıraktı. Dünden beri evden çıkamıyor ne yapmalıyım?

Çocukların bazen böyle hiç umulmadık şeylerden korkması olağandır. Büyük bir alış veriş merkezi kimi yetişkin insanlarda bile kaygı nedeni olabiliyor. Kızınız temel güven ihtiyacını eksik hissettiği bir anda böyle devasa bir şeye olduğundan farklı bir anlam yükleyerek kendini tehlike altında hissetmiş olabilir. Korku bir duygudur ve duygular mantıklı açıklamalarla değiştirilemezler. Kızınıza korkusunun yersiz olduğunu, korkacak bir şey olmadığını anlatmak yerini, o anki hislerinden konuşun, bunu normalleştirip o durumda kim olsa korkacağını söyleyin, hatta varsa kendinizin o yaşlardaki korkularından bahsedin ve o çok üstünde durmuyorsa sizde durmayın ve üstelemeyin, kısa bir süre sonra unutacaktır.

34.SIK DEPRESYONA GİRİYORUM
Çok sık depresyona giriyorum ve artık ödüm kopuyor depresyona gericem diye. Yaşamımda değişiklikler yapmaya çalışıyor bakış açımı değişmeye uğraşıyorum ama bu korkuma engel olamıyorum. Ne yapmalıyım?

Depresyonunu böyle tekrarlayan bir şekilde olması ilaç tedavisini gerektiren bir durumdur. Mesajınızda tedavi olup olmadığınızla ilgili bir bilgi yok, yalnızca yaşamınızda bir takım değişiklikler yaparak bu hastalıkla baş edemezsiniz, artık çok çeşitli ve başarılı tedavi seçenekleri var, en kısa zamanda konunun uzmanı bir hekime görünmenizi öneririm. İlaç ve psikoterapinin birlikte uygulandığı bir tedavi daha verimli ve kalıcı olur.

35.YAŞAMA SEVİNCİMİ KAYBETTİM
33yaşımdayım.bir kez evliliğe niyet ettim. Karar degistirdim. ümitle beklemekten yoruldum. çünkü artık gücüm kalmadı. İnsan sevdiği biri ile evlenmek ister. Ailem beni anlamıyor. kız kardeşim için sürekli evlenmemi söylüyor. Her gittiğim kapalı kapıdan, reddedilmekten, sevilmemekten bıktım. İnsan bu kadar şanssız olabilir mi? Sevilmek hakkım değil mi? Bütün suçum kız olmak mı? Kız kardeşim ailem bana öncelik verdiği için benimle konuşmuyor. Çünkü evlenmeyi istiyor. Benden önce evlendiğinde bende mutsuz olurum. Beğendiğim insan benimle ilgilenmiyor. Tek isteğim hayattan çekilmek. Kimse beni anlamak için gayret göstermiyor. Evlenmiş olmak için evlenmem onların tek isteği. Peki ya ben?

Mesajınızdan umutsuz olduğunuzu, sizi ilgilendiren kararların sizin kontrolünüz dışında alındığını, sevdiğiniz kişiler tarafından hayal kırıklığına uğratıldığınızı anladım. Ancak hem evlenmek isteyip hem de neden vazgeçtiğinizi, kız kardeşinizin size evlilikte öncelik verilmesinden dolayı niye küstüğünü tam anlayabilmiş değilim. Sonuçta evlilik birazda kısmet işidir. 33 yaşında biri olarak ailenizin onaylayacağı birini eş olarak seçmek sizin de hakkınız. Evleneceğiniz kişiyi; size ilgi duyan ve uygun olanların arasından seçerseniz reddedilmez ve hayallerinizi gerçekleştirmiş olursunuz. Hayattan çekilme düşünceleri sizi kızdıran kişileri cezalandırmak amacıyla aklınızdan geçebilir ancak bu fikirler yoğun bir şekilde tekrar ederse konunun uzmanı bir hekime görünmelisiniz.

hayattan çekilmek istemem çevremdekilere kızmamdan değil. Umutsuzluk, umutsuzca beklemek, sürekli bu konuda mutsuz olmak. Bana uygun biri olmaması. Evlenmekten vazgeçtiğim kişi beni çok üzdü. Onunla ailem için görüşmeye devam ettim. iyi olmadı. Kardeşim sanırım evlenmek istiyor. Ben büyük olduğum için ailem geleneksel bir düşünceyle benim önce evlenmemi istiyor. Ben evlenmiyorum yada beğenmiyorum düşüncesiyle beni doktora götürmek istiyor. Ben sorunun ne olduğunu biliyorum. Bu tamamen şanssızlık. Yaş ilerledikçe üzülüyorum. yapılacak hiç birşey yok. Bu arada 1976 doğumluyum.

Yaşadığınız üzücü olay sizin insanlara olan güveninizi sarsmış ve yaralarınız henüz iyileşmemiş görünüyor. Umutsuz olmak, umudunu yitirmek, gerçekten zor bir durum. Yaşınızın evlenmek için geç bir yaş olduğunu düşünmüyorum, günümüzde eğitim, iş hayatı gibi nedenlerle evlilik yaşı yükseldi, sizin yaşınızda bir çok bekar erkek ve kadın var. Anne ve babanızın kötü niyetli olduğunu sanmıyorum, onların da amacı sizi güvenilen biriyle baş göz ederek ebeveyn sorumluluklarını tam olarak yerine getirip gözü arkada kalmadan hayatlarını devam ettirmektir. Ailenizin evlilik konusunda size baskı yapması yanlış bir evliliğe, sizin ve sizinle birlikte onlarında mutsuz olmalarına sebep olabilir. Bu konuda onlarla konuşarak, hasta olmadığınızı, yalnızca evliliğe hazır olmadığınızı söyleyip, gerekirse sıranızı kardeşinize verebilirsiniz. Çalışmıyorsanız, çalışmak, sosyal faaliyetlere katılmak, spor yapmak gibi değişiklikler hem size kendinizi daha iyi hissettirecek hem de yeni insanlarla tanışma fırsatı yaratacaktır. Unutmayın her gün yeni bir gündür ve her zaman yapılacak bireyler vardır.

36.HEP BİR KAYBETME KORKUSU VAR
Sürekli kaybetme korkusu yaşıyorum eşimi 30 yıl önce kaybettim 1;5 yıldır yeniden başlayan bir ilişkim var zaman zaman sesim farkında olamadığım nedenlerle yükseliyor karşımdakini hiç istemememmiş olmamda kırıyorum üzülüyorum, lutrla 50 mg lığ hapı yarım doz alıyorum henüz iyileşme göremedim

Geçmişte yaşadığınız kaybın sizi oldukça üzmüş olduğu ve yas sürecinin henüz devam ettiği anlaşılıyor, henüz bir buçuk yıllık bir ilişkiniz var ve birbirinizi tanımaya alışmaya çalışıyorsunuz, o nedenle zaman zaman bu tip sorunlar yaşamanız normal. Sesinizi hangi durumlarda yükselttiğinizi fark ederseniz bununla ilgili tepkilerinizi daha iyi kontrol edebilirsiniz. Sakin olduğunuz bir zamanda bunları partnerinizle konuşarak her ikiniz içinde en uygun olan bir diyalog ve anlaşma zemini bulabilirsiniz. Ben doktor olamadığım için kullandığınız ilaçla ilgili bir şey söyleyemeyeceğim, bunu doktorunuzla konuşmanız daha uygun olur.

37.ENDİŞELİYİM
Ben 16 yaşındayım boyum 163. Bu olayı çok kafama takıyorum ya büyümezsem diye korkularım var birde başımı yastığa koydum andan itibaren hemen hayaller kuruyorum ve aklıma bindir çeşit kötü veya iyi düşünceler geliyor ve yüzden uykuya geç dalıyorum bazendi sabah kalktığımda sanki bütün gece hiç uyumamış gibi his ve yorgunluk veriyor birde takıntıların var mesela birisiyle konuştuktan sonra iyimi konuştum kötümü konuştum rezil mi oldum gibi takıntılar var birde başkasının derdini bende kafama takıyorum mesela otobüste giderken bir yolcu kısık sesle ineceği yeri söyledi ben bunu ya şoför duymadıysa ya adam inemese diye sorun yapıyorum ve şu boy konusu okadır takmışım ki ailemle bile çay bahçelerine gidemiyorum sokakta yürürken bile utanıyorum sanki bütün insanlar bana bakıyormuş gibi geliyor birde bana birkaç kişi şaka olarak çirkinsin dedi beklide öyleyim ben bunu ciddiye alıyorum bu yüzden gezemiyorum utanıyorum hocam durumun acilmiş hemen bir doktora gitmeli miyim?

Ergenlik dönemine özgü sorunları dolu dizgin yaşıyorsun. Yaşına göre boyun normal, 20 yaşına kadar 5-10 santim daha uzayabilirsin. Bu birazda ırka ve genlere bağlı bir durum, eğer annen baban çok uzun uzun boylu değilse şeninde onlar gibi olma ihtimalin kuvvetli. Takıntılı düşüncelerin bu yaslarda kişiliğin oluştuğu ve dişardan gelen her türlü tepkiye karsı aşırı duyarlı olmandan, zamanla kendini olduğun gibi kabul ettiğinde bu iç çatışmalarında azalacaktır. Biraz spor yap ve enerjini bunlardan ziyade daha başarılı olduğun alanlara ve derslere ver. Böylece kendinde eksik olduğunu düşündüğün şeyleri kolaylıkla telafi edebilirsin. Eǧer bu düşünceler sosyal hayatını ve derslerini olumsuz etkileyecek bir şekilde artarak devam ederse ergenlerle çalışma konusunda deneyimli bir psikoloǧa gitmen faydalı olabilir.

38.DUL BAYANLA EVLENMEK
35 yaşındayım ve hiç evlenmedim. Şu an bir bayanla çıkıyoruz. Ama o bayan geçmişinde 4 evlilik yapmış ve hiç birinde mutlu olamamış. Ben o bayanla 2yıldır çıkıyorum ve çok mutluyum; onuda mutlu görüyorum. Ama kuşkularım var ileriye dönük. Benim evlenemememde en büyük takıntım penis boyumun çok küçük olması 11 cm gibi. Bu güne kadar ilişkiye girdiğim hemen hemen tüm bayanlar penisimi çok küçük buldular ve büyük çoğunluğu da memnun olmadıklarını bir şekilde hissettirdiler. Kitaplarda hep aynı şeyler yazıyor 11 cm yeterlidir diye ama benim hayatımda hiç yeterli olmadı. Burada sanki büyük bir kandırmaca var gibi. Ama çıktığım dul bayan beni yetersiz bulmadı. Bana yetiyorsun ve beni mutlu ediyorsun diyor. Ona inanmalımayım yoksa benim takıntımı bildiğinden üzülmemem için mi bana böyle söylüyor. Üzülmemi istemediğinden böyle söylüyorsa ve eǧer evlenirsek ileriki yaşlarda o da bu durumdan mutsuz olacak. Bunu kaldıramam. Evlendiǧimizde acaba diğer eşleriyle beni yatakta kıyaslarmış diye de içimde endişeler gitmiyor

Penis boyunu erkekler kadınlardan daha fazla dert ediyorlar, sizin kız arkadasınız bunu sorun yapmıyorsa sizde yapmamalısınız. Bu boyda bir penis hem kadını mutlu etmeye hem de baba olmaya yeter. İki kişi arasındaki doyumlu bir cinsel ilişki yalnızca penis boyuyla ilgili değildir, birlikte olduğunuz kadına kendini değerli ve özel olduğunu, onu arzu ettiğinizi hissettirirseniz, arzu ve isteklerine karsı duyarlı olursanız, on sevişmeyi yeterince uzatır onu uyarmayı sürdürürseniz doyuma ulaşmak için penis boyu aklına bile gelmeyecektir. Eğer yalnızca büyük bir penis her şeye yetseydi en iyi aşıklar büyük penisli olanlar olurdu, ama baktığımızda öyle olmuyor, kadınlar daha çok aklı başında, karizmatik, oturmasını kalkmasını bilen, kadına kendini güvende hissettiren, sorumluluk sahibi erkekleri eş olarak seçiyor. Sizin daha önce birlikte olduğunuz kadınlar sizinle yalnızca cinsel bir birliktelik için beraber olduklarından, beklide biraz tecrübeli olduklarından sizi kıyaslayarak incitmişler, eğer normal boyutta bir penisle doyuma ulaşamıyorlarsa bu onların sorunu. Cinsel ilişki önemli olmakla birlikte evliliğin bir çok boyutundan yalnızca birisidir. İletişim, karşılıklı anlayış, güven ve sevgi, ortak beğeniler ve geleceğe donuk projeler gibi başka boyutları da vardır. Bana göre sizin asıl düşünmeniz gereken şey penis boyu değil, çıktığınız bayanın önceki evliliklerini neden sonlandırdığı, sizin başından dört evlilik geçmiş birini ilerde nasıl göreceǧiniz ve ailenizin böyle bir evliliǧe nasıl bakacaǧı, onaylayıp onaylamayacaǧıdır. Eğer penis boyu kız arkadaşınızın mutlu olması için yeterli tek kriter olsaydı hala eski eşlerinden biriyle evli olurdu, demekti yeterli olmuyor. Siz bu konuda takıntılarınızı sürdürür bunu sorun yaparsanız buna baǧlı erken boşalma, sertleşme problemleri de yaşayabilirsiniz. . Enerjinizi bu konuya değil başarılı olduğunuz alanlara ve kendinizi geliştirmeye harcayIn.

39.SEDEF HASTALIĞI
Nişanlımın kollarında ve bacağında sedef hastalığı var. Nişanlanmadan önce azdı ama arttı. Evlendiğimizde çocuğumuzda sedef olur mu diye bir korku sardı. Bacaklarını görünce ürperdim. Sedef hastalığı dışında nişanlımla çok iyi anlaşıyoruz. Ama babamdan sedef hastası olduğunu gizledik. Ayrılsam mı ayrılmasam mı çok kararsızım. Zaten kardeşim nişanlısından yeni ayrıldı. Aileme birey anlatmaktan korkuyorum. Eğer ihtiyacım olmasa rahatsız etmezdim. Şimdiden teşekkür ederim 🙁

Doktor olmamakla birlikte bildiğim kadarıyla nedeni tam olarak bilinmeyen sedef hastalıǧının kesin tedavisi yok, ancak belirtileri azaltan bazı tedavi yöntemler var. Her insanda hayatının bir döneminde ortaya çıkabiliyor, artıp azalan periyotlarla devam ediyor. Sedef hastalığının belirtileri dışardan göründüğü için bunu bir hayat boyu ailenizden saklayamazsınız. Söz konusu olan sizin evliliğiniz ve sizin geleceğiniz, babanızın düşünceleri, kardeşinizin yeni ayrılmış olması sizin üstünüzde psikolojik bir baskı oluşturmamalı. Zor ve önemli bir karar arifesindesiniz, sizin için asil önemli olan şey, böyle bir rahatsızlığı olan nişanlınızla iyi günde kotu günde birlikte bir omur geçirip geçiremeyeceğinizdir. Beklide evlenmekte acele etmeyip bir sure daha birbirinize zaman tanıyarak, kararınızı ondan sonra vermek daha uygun olacaktır

Bu yazı Psikoloji kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Evlilik ve Cinsellik konusunda psikologtan sorulara cevaplar için 19 cevap

  1. sevda der ki:

    merhaba cinsel işlev bozukluğu hakkında sürekli bir araştırma halındeyim çözüm yolu psikologtan geçiyor fakat sürekli bu yönlendirmeyi yapan doktor veya uzmanların farkında olmadıkları şey en uygun seansın 150 tl den başlamış olduğu….. şimdi ben soruyorum maddi imkanı olmayan ciftler ne yapabilir ? biz on aylık evliyiz cinsellikte her haraketimiz normal yanlız iş o akde geldiği zaman cok korkuyorum ve kasılıyorum ben biz ve bu durumda olan kişiler ne yapabiliriz yada tavsiye edebileceğiniz istanbulda herhangi bir yardım merkezi varmı ? teşekkür ederim

    • gulcer der ki:

      Merhaba, CİSED( dernek) bu konuda size destek, rehberlik verebilir düşüncesindeyim. Kolay gelsin.

  2. Gül der ki:

    Düğün ume 1 ay kaldı ve ben ya mutlu olamazsam ya bana köle gibi davramirsa ya iailesini benden çok severse diye inanılmaz korkularim var ve daha da kötüsü bunu yaparsa şunu yaparım bende böyle davranirim diye kendi kafam da kurup duruyorum ailem anlayışlı değil bu yüzden kendimle basbasa deyim yerindeyse kendimi doldurup duruyorum lütfen yardımcı olun bana

    • gulcer der ki:

      Merhabalar; kaygılarınız son derce normal. yeter ki sizin olağan yaşamınızı etkileyecek düzeyde olmasın.Sanki kaygı düzeyiniz normali aşmış gibi algıladım yazdıklarınızdan. Büyükşehirlerdeki tüm devlet hastanelerinde psikologlar çalışmakta. CİSED diye bir dernek de var. internetten araştırabilirsiniz. Bu konuda bazı sanal siteler de var. UZMAN TV gibi… belki Psikologlar derneği destek sağlayacak kişi/kurumlara yönlendirebilir. Hangi şehirde olduğunuzu bilmediğim için de yönlendirme yapamıyorum. Güzel günler sizinle olsun

  3. Seocu der ki:

    Ülkemizde bu konularda çok çekimser davranan insanlar var. Çocuklarına cinsellikle ilgili birşey anlatan aile var mı ? yok çocuklar gidip internet ten yalan yanlış şeyler öğreniyorlar. Cinsellik konusunda böyle bi yorum işte (:

  4. Emel der ki:

    Slm benim esim beni aldatmis ben hic fark etmedim esim bana okadar iyiydiki iliskimiz hep vardi haftada uc kere iliskimiz vardi buna rahmen internetten bir tanesini bulmuş uzun süreli bir iliskisi olmuş banada hiç gösteremedi bir iliskisi olduğunu benim iki cocuğum var 12 yilik evliyim kolay değil evliliği öyle bir anda yıkmak ama çok acı veriyor öğrendikten sonra esim asırı sekilde bunalıma ve dekorasyona girdi zaten iliskileri bitmiş bende bunalıma girdim dekorasyona girdim ama kocam bir türlü kendini toplamıyor ve utanıyor toplumdan .kocamlan cinsel iliskimiz var hepside normal ama cinsel iliskiden sonra esim kendini çok kötü his ediyor ne yapmalıyım aldatmak çok zor birşey ne yapmam lazım bur Kadin olarak nasıl davranmam lazım sizden yardım istiyorum tskler

  5. Bahar der ki:

    25 yaşında genç bir kadınım.benim sorunum kızlara ilgi duyuyor olmam..evliyim ve eşimi çok seviyorum ama kızlara olan tutkumdan vazgeçemiyorum. bu durumum eşimle aramda yanlış anlaşılmalara neden oluyor. ve ona karşı duygusal anlamda uzak olduğumun belirtisi olduğunu düşünüyor. bunun sebebini ve çözümünü istiyorum.lütfen bu konuda aydınlatın beni

  6. yasemin der ki:

    eşimle evleneli iki sene oldu.ailesinin özellikle babasını çok dinleyen bir insan.bu yuzden aramızda anlaşamıyoruz.bir de çok guzel bır bebegımız var.benım ne yapmam gerekır.bana bır çözum yolu söylersenız sevınırım.teşekkkurler…

  7. ibrahim gülüm der ki:

    Slm ben 2yil once severek evlilik yaptim ama evlendigim kız daha önce cok dedikodu su yapılmış çapkın diye ve 45 günlük bir ayrılık oldu aramızda ve ona guvenemiyorum beni aldatmis diye çok endiseliyim ne yapabilirim. simdiden Teşekkürler

  8. ipek der ki:

    merhaba ben çok mükemmel bir eşe sahibim ancak o kadar kıskancım ki hayatımızı çok zorlaştırıyorum neredeyse cehennem gibi bir evlilik yaşatıyorum ne yapmalıyım allah rızası için yardım edin

  9. Evelyn der ki:

    Merhaba benim adım “dünya ile benim deneyim paylaşmak istiyorum Evelyn” olduğunu
    nasıl aşkım arka ve kaydedilmiş var benim marriage.because çok seviyorum
    Frederick bu kadar ben bile olmadan yapamam. Evli
    Frederick ile 15years ve iki çocuğu ve biz mutlu şeyler kadar yaşadı.
    çirkin Başlarken ve kavgalar ve bağımsız değişkenler vardı hemen hemen her
    zaman… boşanma davası bir noktada daha kötü oldu… Ben denedim
    Elimden gelenin en iyisini yapmak için o fikrini & onu sevdiği için benimle kal
    Bütün kalbimle onu gevşek her şey sadece istemedim
    işe yaramadı… o evden taşındık ve hala devam etti
    boşanma davası… Yalvardı ve güvenilir her şey ama hareketsiz hiçbir şey
    işe yaradı. Birisi bana bunu tanıttığında atılım geldi
    Sonunda bana yardım eden harika, büyük yazım tekeri… I-si olmak
    Böyle şeyler hayranıyım hiç ama sadece denemeye karar verdi.
    isteksizce neden umutsuz ve başka seçeneği ile sol… O yaptı
    Özel dualar ve kullanılan kökleri ve otlar… Frederick aradı ve duygusal travma için üzgünüm 7 gün içinde o bana, eve geri taşındı mal ve ne mutlu ki, yaşamaya devam çocuklar bizimle birlikte mutluyuz. Ben ona çok fazla çift sorunları ile dünya çapında girmiştik ve onlar iyi haber oldu… Orada birileri lazım bu kuvvetle inanıyorum çünkü diye düşündüm ben benim deneyim paylaşmak… Ona yolu ile e-posta gönderebilirsiniz: ohuetemple@gmail.com

  10. Aaaa der ki:

    Erkek arkadaşımla 17 yasından beri beraberiz dört senelik ilişkim var. Erkek arkadaşım gençliğini yasayamadıgını başka kadınlarla beraber de olmak istediğini söyledi. Bu yüzden yüzüne bakamıyorum ve bu içimdeki şeyin ömür boyu geçeceğini de zannetmiyorum dedi beni terk etti. Ne yapabilirim. Hangi doktora gitmek nasıl bir çözüm yolu geliştirmek lazım

  11. bahar der ki:

    Altı yıllık evliyim son zamanlarda esimle birlikte olmak istemiyorum ne ben zevk alıyorum ne o esimi cok seviyorum ama is beraber birlikte olmaya gelince istemiyorum eşime anlattım konuştuk oda söyledi bazen bende senle birlikte olmak istemiyorum dedi çünkü ben hic zevk almiyorum esimde tabi farkında bunların nasil asicam ne yapicam bilmiyorum

  12. Serkan der ki:

    Merhaba ben 22 yaşındayım ve kızlara köle olma.duygusu bana.haz veriyor zevk.alıyorm bir nevi bi.kızdan.emir almak ona.köle.olmak.hoşuma gidiyor neden.acaba

  13. zeynep der ki:

    Merhaba ben 4 senelik evliyim severek istiyerek evlendik kocam isten gellince ona sarilmak isterim isteksiz yorgunum dur der yatakta bile eskisi gibi usteksiz degil yorgunum sabah gidiyorum aksam geliyrum yorgunum yatcam falanvs. Ben ona naptimki o boyle oldu anlamiyorum uzuluyorum ne yapmam gerektigini bilmiyorum bana cocuk gibisin diyor aglayinca uzulunce baslama cocuk yetr diyor zoruma gidiuor cvp bekliorum ltfen nasil ne yapiim artk

  14. Ayşe der ki:

    Esimle 1 yillik evliyiz.Cinsellik konusunda neredeyse hiç tecrübem yok am a kendimce araştırıp elimden geleni yapamaya calisiyorum.Asil sorun esimde benimle birlikte Immanuel icin bana pen yanasmiyor.ama normalde oper sever ssarilir ancak yeni evli bit cifte Gore oldukca duragan neredeyse hic olmayan bircinsel yasantimiz var yani Yok.audacity 1 ya da 2 kez ya bitlikte oluyoruz ya olmuyoruz ki bu birliktelikten Ben bir kadin olarak hic memnun degilim sorun ne konusuyorum ama cozemiyoruz Ben esim beni gorev gibi gormesin gercekten beni arzuladigi icin benimle olmasi gerektigi appoints birlikte olsun beni de mutlu etsin istiyorum

  15. maral der ki:

    Merhaba. 5 yıllık evliyız 1 bucuk sene önce esimle bir düsünce paylastım bu düşnceyı istedigimden degil sadece bana deger verdigini beni kıskanmasini ve bana karsı degişir diye düşünmüstüm. Yanlış düşnmüsüm düşüncem ters tepti. (nemıydı düşüncem.. ) (grup seks baska bı ciftle ) ne bilim adamin beni baskasinda görmeye bu kadar heveslı oldugunu kıskanma duyusu sankı hiç yok. bu benı cok rahatsıx ediyo. cok kıskanc bırıyım normalde Böyle bı seyı nasıl söyledım bilmiyrm esim simdi baska bir ciftle olmaya can atiyor. bir kere olsun yapmak istiyo. bn kendimi okadar aciz hissediyorumki. bi cift bulsa hemen getircek ewe diye cok korkuyorum. lütfen yardımcı olurmusunz. tesekkürler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir